Beni değil,korkma..

Beni değil kırlangıçları ağlattın sen üzülme,ben değildim o.

Bir kediyi küstürdün pencere pervazında,bir kuşu öldürdün çatı katında.
Beni değil korkma.
Küçük bir çocuğun ekmeğini çaldın mesela,
Uykudan önce masallarını çaldın,
Kimsesizlerin kimi'ni çaldın,
ama beni değil korkma..
Mevsimlerin rüzgarlarını çaldın mesela,
Pikabın plağını,çaydanlıkta ki çayı,
Kızların güzel saçlarını çaldın,
oğlanların misketlerini..
Ama beni değil korkma.
İnanılan melekleri çaldın,
saatin yelkovanını,
Tükenmez kalemin mürekkebini,
gitarların bam telini,
piyanonun La sesini.
Beni değil korkma..
Sen;
Aşık olduğum adamla bir ömür geçirebilme fırsatımı çaldın,
Ama beni değil..
Korkma..

24ksm

Geleceğin üniversite hocasının :) öğretmenler günü kutlu olsun.

..

Ceplerinde şeker kokusu,bir tren garında çay-simit sefası..
Konuştukça sen taze süt kokuları yayılıyor caddelere,martılarda bir telaş,
kediler yine meraklı..
Ojelerim kırmızı,gülüşün gri,
en sevdiğin renk misali,gökyüzü mavi..
Haydarpaşa,bostancı yada herhangi bir anadolu yakası..
Bilmezmisin,sen varsan varolur İstanbul'un havası..

nasibim ol.

Bugün nedense belki tuhaf bir tesadüf olacak ama;
yolda,okulda,evde hep aynı cümle..
''Nasibinse zaten döner,gelir..
değilse.. ''
Kelimeler şuan kocaman bir yalan..
Konuşursam seni yakar,
susarsam kendime katlanamam..

..

Birini kaybetmek istiyorsanız çok sevin,
zaten kendiliğinden siktir olup gidecektir.. Eminim ki böyle düşündü İskender.

garip..

Ne tuhaf..
Nereye ait,nereye değil bilmiyorum..
Gitsem dönmek istiyor,dönsem gitmek istiyorum..
Dengemi kaybettim,
düşüyorum..

Susarsa insan;

Bağırırken gitmez insan,bağırırken gitmemeye dirençlidir bundandır ki ;
avazı çıktığı kadar bağırır..
Ağlarken nefret etmez,ağlarken sevilene sarılır..
Kızdığında soğumaz insan,
kızar ki sevilene sevdiğini anlatamadığından..
Gülümsediğinde unutmaz insan,
gülümser ama unutamadığından..
Sevilen soru sorduğunda bıkmaz insan;
Cevap verir,yorulmadan..
Acılarını paylaştığında alçalmaz insan;
Paylaşır ki,paylaşmak acıları azalttığından..
Peşinden koşarken yorulmaz insan,
koşar ki yakalamaya çalıştığından..
Ancak sustuğuna gider insan..
Susar ki sessizce yol aldığından..

Dert olduğumun..

f a r k ı n d a m ı s ı n . . .

uyurken..

Kalbin işine bak,yüzüne bakamaz ağlar durur sen uyurken..
Yalnız olamayan böylemi yapar dersen,anlarım..

Vizeler..

Vizeler başarılı geçmekte,günlerim yoğun.
Aksi,agresif,insanlıktan çıkmış bi haldeyim. Günlük 3 saat uykuyla yetinmek zorunda kalıp sabah 5lere kadar çalışıyorum.
Çalışmak lazım bir şikayetim yokta..
Cuma günü hukukla birlikte son vizemde bitecek,sonra 17,30a eve dönüş biletim var.
Tabiri caizse köpek gibi heycanlıyım.
Yarın çok tırstığım bir dersin vizesini vereceğime nedense feci şekilde inanıyorum,umarım g*t olmam.
Çalışmak lazım..
Çok çalışmak..

Buaralara kadar..

Tuhaf bir senaryo ile başladı ta buralara kadar gelme maceram..

Önceleri bir şekilde olmaz gözüyle bakıp bir nevi içimi rahatlatıyordum ama oldu. Bu yüzdendir ki geldiğimden bu yana bir satır dahi yazamadım..
yazabilecek çok şey var yada hiçbirşey yok..
Burada hayatım oldukça iyi ve berbat..
Anladım ki hiçbir koku,ev gibi kokmuyor öyle sıcak sarmıyor seni..
Bir çok değişik kararlar aldım adam oldum,yoldan döndüm sanırım büyüdüm.
tam birşeyleri başaracağıma inandığım anda bir şekilde asla başaramayacağım empoze edildi kırıldım ama yılmadım çoğu zamanda kazanacakken bıraktım..
Şimdi martıların sesleri çınlatıyor kulaklarımı,deniz kokuyor buram buram burnuma..
Geçen uçaklar alıyor gözlerimi,bir sokak kedisi olan paşamın tırmıkları batıyor avuçlarıma..
Boğazımda bir türlü yutamadığım bir cümle kilitliyor dudaklarımı.
Kendi sokaklarımı özledim..
Çocukluğumun ve gençliğimin dönüm noktalarını anlatan caddeler tütüyor gözümde.
Esilanın salıncağa biniği o boktan park,Mustafa abi henüz ölmemişken aldığımız dondurmalar geliyor aklıma.
Her kaldırımda bir arkadaşıma çarptığım şehir,evim..
Evimi özlüyorum..
Buralara ait değilim aslında hiçte olmamışım bunu anlıyorum her attığım adımda..
Derdim rahatça dolaşabilmekti,yok değilmiş..
İpini koparmış danalar gibi bir oraya bir buraya.. Bir zaman sonra buda yeter oluyor,bıkkınlık getiriyor..
Odamın kapısı,cam açıkken sertçe çarpmasını özledim mesela.
İl sınırlarına girdğimizde baş ağrımın geçmesini.
Yazabilecek çok şey var aslında. Ama yazmak gelmiyor içimden,bunun yerine kendi içimde köreliyorum...
Burada olmayı istemiyorum..
Evimi özledim..
yatağımı,yorganımı,esilanın arsızlıklarını,gizemden çaldığım sigaraları,babamın gördüğü bir haberi seslenerek bana anlatmasını..
Hiç değilse orada güçlüydüm. Burada değilim..
Daha hassasım,daha yorgun,daha duygusal..
Başa çıkamıyorum artık bir çok şeyle,büyümek bu mu?
Sen büyüdükçe sorunlarında büyüyor başa çıkılmaz bir hale geliyor,eziyor,eziyor,eziyor...
Eziliyorum..

galiba

yaşamak değil beni bu telaş öldürecek

vay arkadaş ya..

- Orada tartışırsanız seni okuldan alırım.
- Orada da saat gece 3e kadr oturursan seni okuldan alırım.
- Oradada buradaki gibi giyinirsen seni okuldan alırım ( üstümde dizlerime kadar bol bir şort onun üstünde bol bir gömle var iken.. )

Vay arkadaş ne okulmuş yahu,ota boka alıyor beni okuldan.
S..çsan alırım,yatsan alırım,kalksan alırım,otursan alırım..
Al len al beni okuldan,
şeytan diyor git oralara aç G*tünü !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
kazansan dert,kazanmasan..

Tırnak acısı.

Tırnağımı daha önce çektirmiştim ve şuan tırnak batması yüzünden acı içinde kıvranmaktayım efem.
Yarın saat 10 civarı tırnağımı yeniden çektireceğim.
Okul hayatım boyunca aşılardan hep kaçan ben yarın o sedyeye kuzu gibi yatıp bağırıp ağlamamak için ağzımda olan tüm dişlerimi feda edip sıkacağım.
İğneden deli gibi tırstığımı söylememe gerek yok herhalde..
Korkuyorum anam,bacım.
Çok korkuyorum.

Çık gel.

Şimdi ben gidiyorum ya,
özlerim seni,
avuçlarının çizgilerini,alnının perçemini.
Uzatma,uzatma çık gel.
yeni adım atmaya başlıyormuşçasına,
aynı heyecanla,koş gel..
Kapım sana daima açık.
Yete ki çıkıp gel,
özlediğinde sadece çık ve gel..

Daimi..

Altından yıldızlarım var benim,her dokunuşumda tenine değdiğim.
Zümrüttür dokunduğum ellerin..
buram,buram tenine işlemiş mabedim..
Cümlelerimde gizlidir kifayetim,
anlamsızlaşır senin simetriğinde benliğim..
Sadece altı harftir bende ki yerin..


Oda sadece ;

KALBİM ..

Mabed

İnan bana;

aç düğmelerimi bak mabedime.
senden daha yakın bir ben yok içimde

Ben yaptım !

Evet..
Gidiyorum sonunda.
yeni bir başlangıç,yeni bir hayat..
yeni çevre,yeni bir okul..
Herşeyin hayırlısı..

p.s;

Kazandım!!

Küçük.

Sen küçük aptal,kimse duymaz mı sandın?
Şimdi sende düşersen içimden benimle,
ve ben tutamazsam seni ellerimle..
Çarptığında dizlerini yere,kanarsa,
o senin aptallığındandır hiç kusura bakma..
Ben senin için;
''cebimde yoktu,yüreğimden verdim''
şimdi söyle küçük aptal;
sen hangisini  H-A-K    E-T-T-İ-N ?

Özetle ;

Pamuk ölmüş;başımız sağolsun ( Nejla teyzenin biricik köpeği )
Naciye hamileymiş hayırlı olsun.
Bacağımı eşekarısı soktu;geçmiş olsun
Referandum olacakmış vatan sağolsun.
Sınav,stres bitti;gözümüz aydın olsun.
Havada sıcaklıkları sürekli artışlarda;kaymışlar olsun
Hayatım düzene girmek üzere ;

En kötü günümüz böyle olsun.

Dönüş.

Az gittik,uz gittik dere tepe düz gittik ve geldik..
Tatilimiz güzeldi fakat her güzelin bir kusuru vardır hesabı yüksek dereceli ateş ile eve döndük baba-kız.
Yanmasına güzel yandıkda biraz fazla yandık.Güzeldi,huzurlu bir ortamdı,çok eğlenceliydi..
Sonunda çekilen cefa ne kadar ağır olsada sefası daha bir ağır basmakta.
Tavsiye edilir.

Geleceği(M)z

Alamancı bavullarınızı hazırlayın,

kısa metrajlı tatil yolcusu kalmasın.
Hayde.
Rastgele!


p.s;
Cumaya gittik gelicez.

Balik

Balığımı akvaryum-fanus yerine 5 litrelik kesik şaşalda beslemyi tercih ediyorum.
El-sebep;
daha samimi oluyor.

p.s;
Bir nevi oda dekoru gibi işte gerisini siz düşünün.
Bencede iyiymiş.

Si -

Renkler karşıyor şimdi,

annemin tuvallerinde,benim müziğimde.
Senin sesinde birleşiyor hepsi.
Nice hayaller var ceplerimizde,gerçekleştirilmeyi bekleyen.
Adım atmaktan birhaber ruhumda,nice sevdalar taşıyor yüreğim.
Tutku,
Yo hayır yaşım müsait değil buna.
Minnet duyuyorum aslında ben sana.
Reenkarnasyon misali her gördüğümde seni,
bu anı daha önce yaşadım dercesine,yaşıyorum sözlerimi.
Kaç adam,kaç kadın,daha kaç çocuk gerekli,
düzeltmeye içinde bulunduğumuz vaziyeti.
Dünya küçük bir bavul gibi,
basıyoruz üstüne,içine alsın diye tüm hayallerimizi.