bunalmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bunalmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İstanbul'da

Yol kenarında oynayan çocuklar gibi,
Topum kaçtı bugün yola..

Şimdi ayaklarımı karnıma kadar çekip gözlerimi kapatmak istiyorum. Belki hiç kimse umurumda olmayabilir..
Belli ki herkes içime kadar işlemiş..
Kararsızlık en kötü karardır demişler. Kim demişse iyi demiş.
Şimdi en kötü kararı uygulayıp bilinmez bir kaos içinde kararsız savruluyorum..

Evin önünde sulanmayan çiçekler gibi,
Başım düştü saksıma..

Uyumak saatlerce,sessizce kimse uyandırmadan bedenimin ayılmasını diliyorum.
Çok geç olmadan..
Zaten daha çok erken..

Kaçamayıpta saklanan kedicikler gibi,
Sığındım senin sıcaklığına..

İnsan yalnızca soğuk havalarda mı üşür?
Her daim bedeni soğutan düşünceler vardır.. Küçücük beynimiz de kocaman akıl almaz cevapsız sorular..
Cevapları hangi sandıkta saklı.
En son saklanan sandığın anahtarı kimde kaldı..

Sevemiyorsan İstanbulu benim gibi..
Kaçalım yine bozkırlara..

Cevapsız kalmak istiyorum birazda.. Bana sorulan sorulara sadece omuz silkip bilmiyorum diye cevap verebilmek.
Üstüme gelindikçe birşeyler üretmek yerine sadece omuz silkmek.
Çoğu zaman gibi odama kapanmayı düşlemek..


İstanbulda neyim var. Ne kaldı ki kalabalıktan..
İstanbulda kimim var. Kimin için bu toz duman..

Şimdi;
Karnımda bir avuç karınca kırıntı taşıyor sanki boğazıma..
Yutkundukça dolaşıyor nefesim göğüs boşluğuma..

Trouble..


Objektifin arkasından izliyorum seni,kül tablasının kenarlarında döndürüyorsun sigaranı,izmaritin hep bir üçgen..
Kenarlarına brokoli dizilmiş bir salata tabağı gibisin..
Brokoli kadar iştah açıcı,brokoli gibi doyurucu değilsin..
Damaklık bir zevk belki,bir tanesinin ağzında dağılması kadar kısa,pişirilmeden yada haşlanmadan önce olan görüntüsü kadar iticisin..
Servise sunuluyorsun rezervime,buda bizden diyorlar.. Afiyet olsun..
Daha tadına bakmadan doydum..
Ben kalkarken;
Boş bardaklar birikiyor masada,ikinci el duygular çıkarılıp askıya asılıyor,yüzü(m)n düşüyor cam sehpalara ve şehrin ışıkları uykuya dalıyor yaşlanan İstanbulda..
Ardımdan;
Ayakların çıtlıyor yürürken gecenin loşluğunda bense dinliyorum uvzunun yorgun feryadını. Gün ağarıyor gazetelerin sarı sayfalarında,sen susuyorsun..
Susadıkça yüzün düşer aklıma..
Tesadüf ne demek biliyormusun?
Kahveyle aram yine son derece haşır-neşir bu günlerde,konudan konuya atlıyor,verdiğim sözlerin hiç birinde durmuyorum.. Bilmiyorum,uykusuzum..
Uyandığımda odam aynı,akşamdan kalma bir huzursuzluk kokusu oksijenimi taciz ediyor. Coldplay-trouble dinliyorum güne başlarken,her yeni bir gün yeni bir cümlenin altını çiziyorum şarkıda.. Biri silmeli belli ki bu şarkıyı.. Her sabah dinlemek alışkanlık yapıyor.
Her yeni bir alışkanlık yeni bir soru demek. Sorulara cevaplarım yok benim,düşüncelerim hep kısıtlı..
Sahi neden yazıyorum bunları?


D.N..
Bir sinek cenazesinden dönmüşümde sanki..
Ağzım,burnum kanyak..


Tesadüf'ü izledim..Etkilendim..
Utanmasam ağlayacağım ayol..
Geçelim lütfen..

Alışkanlıklar..


Hesapta olmayan olaylar,anlamsız duruşlar,tedirgin bakışlar..
Masalsı bir yanı var, yağan yağmurların ıslattığı sokaklarda ki bıraktığı izlerin.
Sanki çok önceden ben,ben değilmişim gibi..
Kahve,kahve üstüne..
Göz kapaklarımın sertleştiği,kirpiklerimin canımı yaktığı andayım,kendimin batıya bakan yönünde bir sahil kenarında yüzme bildiğim halde boğulma endişesi içinde..
Sense rüzgarda savrulan saçlarınla bir fransız romantizmini andırıyorsun,bakışlarında ki hiç varolmamışlık endişe ettiriyor beni kendimden.
Sanki sen ve ben yada biz diye bir kavram yokmuşcasına,aynı kaldırımı bile paylaşmaktan yoksul iki avare yaratıkmışız gibi bakıyorsun gözlerimin içine..
Kafein tadında titremeler ruhumda..
Tedirginlik değil,korku hiç değil, dayanıksızlık belki.
Oda elimde değil..
Alışkanlıklarımdan vaz geçtiğim noktada yeni alışkanlıklar ediniyorum kendime,
Alışkanlıklarımdan vaz geçememe alışkanlığı..
Hayatımın yapışkan monotonluğundan sıyrılırken,o arındırılmış salgısıyla yeniden sarıyor beni özlem dolu bir kaç sözcük gibi..
İyi veya kötü fark etmiyor şu zaman dilimi içerisinde artık..
İyiyi ve kötüyü ayırt edebilecek kadar büyük,bu büyüklüğün farkına varamayacak kadar şaşkını(z)m..
Bu şaşkınlık içerisinde uykusuzluğuma yenik düşüp uzanıyorum saçlarına, saçların kadar masum olsan keşke,
Keşke biraz ben olsabilsen ..
Bencillikmi bu yaptığım? Sen olmak yerine ben olmanı istemem.. Adi ve basit bir bencillikmi..
Dedim ya...
Alışkanlık sadece..

Gözpınarlarım kurudğunda gökyüzü ağlar benim yerime..
Ani bir açıklanamazlık bu ruhuma..
Tepkili ve en az senin kadar karmaşık bir hareket bu bana..

Habeş Soylusu...


Bir bar taburesinin kendi ekseninde dönerek yere düşmesi gibiydi kırılan her şey..
Ağır ve sakindi,tiz ve yumuşaktı tüm sesler tıpkı pamuk ipliğinden yukarı çıkan bir tırtılın ayak sesleri gibi..
Dinlendiriyordu..
Bir bardak biradan sarhoşluğa meyilli bir alışkanlıktı bu aslında kimsenin ne söyleyebileceğimi tahmin edememesi yada tüm bildiklerimi herkesin bilmesi gibi bir duygu yoğunluğuydu..
Suçluydum bazı şeylerde,herkesin biraz suçluluk payı vardır benimkide böyle bir şey işte..
Kaldırımlarda bekleyen,emekçi adı verilen kadınlar gibi ruhum..
Sahte bir kontes gibi makyajı akmış,ruju taşmış biraz punk biraz black havasına bürünmüş,gümüş kaşıkları çiçek dikmek için kullanmış olan bir kontes kalbim..
Zavallım benim,anlayabilmekten yoksun iki gülümsemeye aldanan küçük mahluk..
Yordun beni..
Biraz gerginim sanırım,espri alışkanlığımı da yitirdim son günlerde kendi etrafımda pervane misali parmaklarım yorgun..
Hayatları bana değip geçen insanlar var farkındayım o kadar da sevmiyorum insanları götürüleri daha fazla oluyor her sürtünmede, bana değip geçmelerinde..
Küçük perileri sıkıyorum avuçlarımda yolunana denk kanatları,ayaklarım üşüyor mermerde çıplak ayakla dolaşmaktan,gözlerim acıyor ayrıntılara takılmaktan..
Sözcüklerim eriyor biten bardağın dibinde..
Suskunluğuma amadeyim ..
Emri vaki yapıyorum sürekli kendime,küçük notlar yazıp yapıştırıyorum yol kenarlarına,içimde ki küçük Godzilla’yı uyandırıyorum çoğu zaman parmaklarımdan başlıyor kontrol altına almaya..
Parmak uçlarımda yükselip bakıyorum dünyaya..
Küçük kontesi görebilme umuduyla pencere kenarında sabahlıyorum..
Bulutlar geçiyor güneşimin önüne..
Bulutsuzda çekilmiyor böyle havalar böyle duygular içinde,iyi geliyor..
Kendine bürünüp itiyor beni küçük zavallı pericik..
Ve konuşmaya başlıyor kendinden bir haber, boş sokaklarda..

D.N..
Evet dedi bende seni aldattım..
Bir kez de değil üstelik çünkü beni çok kanattın,çok sevdiğim bir yalandın..

Eskiye dair ne varsa ..



Kırdığım düşün giriş katında buldum, sakladığım ve hayata dair ne varsa..
Kulağımda bir şarkı. Fısıldar biçimde hitap ediyor şahsıma..
Ellerimde parça,parça ışıklar..
Parmak uçlarımda,dudaklarımın kenarında..
Masaya dökülen su kurumaya yüz tutmuş bense akıp gidiyorum hayata masanın kenarından damla,damla..
Garip bir bulmacadır kestiremiyorum tam olarak neyi istediğini..
Sahi..

Kurur mu hayata dair ne varsa sırıl sıklam olan parmak uçlarımda ? ..



Not..
Bir sancı değil bu..
Küflenmiş düşlerin sendromunda yeniden nefes almaya çalışan bir fısıldanış sadece..
Kulağın duyabileceği şiddetten çok daha fazla istekli..
Belkide bu yüzden..
Bu yüzden duymamalı,bilmemeli..

Septik mırıldanış..



Bir konser çıkışı evin yolu..
Aklımda hiç bir şey yok.. Kaç kişi beni dinlemiş kaç kişi eşlik etmiş, ritm tutmuş bacağıyla şarkıma.. Umursanılası şeyler değil..

Rüzgar saçlarımdan içeriye okşar gibi süzülüyor omuzlarıma..
Ağzımda dağılan, yüzüme bulaşan browni.. Bir adam geçiyor yanımdan hızlıca, atar gibi kendini kaldırımlara üstlerine doğru yürüyor sert adımlarıyla.. Acelesi vardır belki de .. Kime ne..
Demir parmaklıklara parmaklarımı sürte,sürte geçiyorum yoldan,omuz silker gibi tüm inandıklarıma..
Kulağımda ki şarkı zihinimi feth eder gibi olsada onuda erteliyorum bir kenara..
Dokunduğum demirlerde bırakıyorum tüm düşüncelerimi..
Başlıksız rolleri..
Biter ümidiyle tırmandığım yokuşlar..
Evimin tam altındalar..



'' Geleceksin.. belki çok seveceksin? Zamanı gelince gideceksin ?
Bir keşkeye daha yer yok kalbimde.. Birlikte ölecekmiyiz ? ''

Satırsız sayfalar..





Suskunsun dedi..
Her zaman ki halim dedim..
Yo.. hayır bu sen değilsin dedi..
Aynaya baktım
Banyoda ağladım ağladığım anlaşılmasın diye..
Oda sustu..
Odalar boyu konuştuktan sonra oda sustu..
Durgunsun dedim..
Uykum var dedi..
İyi geceler o zaman dedim zorla tebessüm ederek..
Satır aralarında yaşıyorum son günlerde. dedi
Anlamalıydım! Dedim..
Bilmiyorsun ki dedi
Biliyorum..
Kelebekler sadece bir gün yaşamazlar.. dedim..
Elleri ellerimde


Ve uyudu..