Gece biter zaman,
Sabah olur uyan..
bir rüya görmüştüm..
Bir rüya görmüştüm çok da uzun zaman önce değildi şimdi tam hatırlayamadım ama lal bir geceye aitti.
Bir cumartesi kalabalığı arasında bir cuma sevinci ve sen ilk kez öyle bakmıştın bana sanki hepsi gerçekti..
İki kelimelik bir cümle tüm hayatımı değiştirmişti sonra büyü bozuldu herkes kendi yerine geçti.
Yapboz muydu kaybolan parçalar ne yaparsak yapalım gelmeyen uykular,
Bir sendrom gibi kapanan kapılar oksijensiz kalıp solan aşklar..
Önce sen susmuştun üstelik fırtına dinmemişti, gözümden iki damla yaş geldiğinde biri sana biri bizeydi.
Kabuslar yapıştı dudaklarıma o günden sonra bulutlar penceremden dinmedi, çok isterdim görmeni balkonda açan çiçekleri.
Parmağım üşümüş olmalıydı bazı yokluklar acıtırdı sense artık vazgeçmiş gibi bazı olmayanlar sanki bir sınavdı.
Kısacık bir andı ve gözlerimde derin bir anı olarak kaldı tek bir geceye ait gülümsemen kalbimde derin izler bıraktı, akvaryumunda ki bir balık kadar belki hatrım kalmadı duymaktan bıkmayan kalbim belki de artık sana inanmaktan mı caydı...
bir bardak kahve içelim dedim belki yeniden gülümseriz senin gözlükleri takarsam belki biraz eğleniriz..
belki birgün yeniden sana yemek yapabilirim belki evleniriz de açlığı sarılmaya bahane ederiz...
yada ayrılır belki yollarımız yıllar sonra birbirimizi yaad ederiz,
Dar bir sokakta evlenelim yinede kaçacak halimiz olmasın ben korkularımı belki yenerim de takatimiz solmasın. Belki yeniden bir cumartesi gecesi cuma sevinci yaşarız iki kelimelik bir cümleyle yollarımızı bağlarız..
derken aklıma düşünce;
Bir rüya görmüştüm çok da uzun zaman önce değildi şimdi tam hatırlayamadım ama lal bir geceye aitti..
Bir cumartesi kalabalığı arasında bir cuma sevinci ve sen ilk kez öyle bakmıştın bana sanki hepsi gerçekti..
İki kelimelik bir cümle tüm hayatımı değiştirmişti sonra büyü bozuldu herkes kendi yerine geçti.
Yapboz muydu kaybolan parçalar ne yaparsak yapalım gelmeyen uykular,
Bir sendrom gibi kapanan kapılar oksijensiz kalıp solan aşklar..
Önce sen susmuştun üstelik fırtına dinmemişti, gözümden iki damla yaş geldiğinde biri sana biri bizeydi.
Kabuslar yapıştı dudaklarıma o günden sonra bulutlar penceremden dinmedi, çok isterdim görmeni balkonda açan çiçekleri.
Parmağım üşümüş olmalıydı bazı yokluklar acıtırdı sense artık vazgeçmiş gibi bazı olmayanlar sanki bir sınavdı.
Kısacık bir andı ve gözlerimde derin bir anı olarak kaldı tek bir geceye ait gülümsemen kalbimde derin izler bıraktı, akvaryumunda ki bir balık kadar belki hatrım kalmadı duymaktan bıkmayan kalbim belki de artık sana inanmaktan mı caydı...
bir bardak kahve içelim dedim belki yeniden gülümseriz senin gözlükleri takarsam belki biraz eğleniriz..
belki birgün yeniden sana yemek yapabilirim belki evleniriz de açlığı sarılmaya bahane ederiz...
yada ayrılır belki yollarımız yıllar sonra birbirimizi yaad ederiz,
Dar bir sokakta evlenelim yinede kaçacak halimiz olmasın ben korkularımı belki yenerim de takatimiz solmasın. Belki yeniden bir cumartesi gecesi cuma sevinci yaşarız iki kelimelik bir cümleyle yollarımızı bağlarız..
derken aklıma düşünce;
Bir rüya görmüştüm çok da uzun zaman önce değildi şimdi tam hatırlayamadım ama lal bir geceye aitti..
Sigara içmediğim dönemlerdi diye düşündüm kendi kendime,yine çayı bu kadar çok seviyor yine kahve tüketiyordum.
Kilolu fakat kendi dünyasını eğlenceli şekilde yöneten bir kızdım.
Belki çocuk belki yetişmeye hevesli bir tiptim işte o zamanlar asla dediğim ne varsa zamanla yaptım sonra..
Sonra durdukça değişen dünyanın solgun kölesi olarak buldum kendimi.
Sevdiğim şeyler değişti, sevdiğim şeyler gerçekten değişti.
Fırtınalarla savaşmak çocukken kolay oluyor eve kaçıp odanın kapısını kapatıyorsun geçiyor sonra yada geçti sanıyorsun sanmak güzel şey bazen sırf güzel diye sandığın şeyler oluyor..
Benim güzel diye söylemediğim kimse görmesin diye sakladığım anılarım var çekmecemde.
Bulurda bozarlar diye korktuğum hayallerim var..
İnsanlar çok acımasız büyüdükçe vicdan denen duygularını gömüyorlar toprak altına kin olarak yetişiyor sonra..
Hayat kim duyulmayacak kadar kısa mutluluk affetmek kadar yakın derdi babam bana.
Büyüdükçe anladım ne çok haklıymış aslında..
Kilolu fakat kendi dünyasını eğlenceli şekilde yöneten bir kızdım.
Belki çocuk belki yetişmeye hevesli bir tiptim işte o zamanlar asla dediğim ne varsa zamanla yaptım sonra..
Sonra durdukça değişen dünyanın solgun kölesi olarak buldum kendimi.
Sevdiğim şeyler değişti, sevdiğim şeyler gerçekten değişti.
Fırtınalarla savaşmak çocukken kolay oluyor eve kaçıp odanın kapısını kapatıyorsun geçiyor sonra yada geçti sanıyorsun sanmak güzel şey bazen sırf güzel diye sandığın şeyler oluyor..
Benim güzel diye söylemediğim kimse görmesin diye sakladığım anılarım var çekmecemde.
Bulurda bozarlar diye korktuğum hayallerim var..
İnsanlar çok acımasız büyüdükçe vicdan denen duygularını gömüyorlar toprak altına kin olarak yetişiyor sonra..
Hayat kim duyulmayacak kadar kısa mutluluk affetmek kadar yakın derdi babam bana.
Büyüdükçe anladım ne çok haklıymış aslında..
..
yüzüne dökülen saçlarım efsunlu bir rüzgarın ardından.
Kokum kaybolur gecede korkum göğe yükselir dilim gem vurur sevgi sözcüklerine inadına yaşamaksa seni sevmek ellerim kayıp seninse ayların ziyan.
Bulutlu şehrimin dinmeyen yağmuru, bulutların ardına saklanan güneş misali gözlerin, bazı insanlar gözleriyle sever görebilseydim ah bir görebilseydim.
Fırtınam dineli epey oluyor ki heryer talan şimdi kentim duman,
yağ üstüme çamura dönsün sesim,ellerime bulan.
Kimse öpmedi mi seni yorgunluğundan,gözlerinde ki kayıp yıldızlardan..
Sessiz adımlarla kaybolan sokaklarım,adını unuttuğum bir yerde şimdi gölgeme saplandım.
Sen ise fısıldıyorsun vargücünle çığlık,çığlığa ''ne olur dayan !''
Cevabını bulamadığım her soru için bir çizgi çekiyorsun üzerime,yol yapıyorsun benden sana sonra kapı çiziyorsun ellerinle kilit vuruyorsun göğsüne hadi diyorsun bana gir bakalım kolaysa..
Oysa en sevdiğimiz şarkılarda geçen sözlere inanmış bir vaziyette ''çizgilere basmadan yürümeye çalışan insanların'' niyetinde söz vermiştik birbirimize..
En son kim vazgeçti verdiği sözden,hangimiz daha önce yüzünü döndü yalnızlığa?
En sevdiğim yalandır 'herşey yolunda''
Kokum kaybolur gecede korkum göğe yükselir dilim gem vurur sevgi sözcüklerine inadına yaşamaksa seni sevmek ellerim kayıp seninse ayların ziyan.
Bulutlu şehrimin dinmeyen yağmuru, bulutların ardına saklanan güneş misali gözlerin, bazı insanlar gözleriyle sever görebilseydim ah bir görebilseydim.
Fırtınam dineli epey oluyor ki heryer talan şimdi kentim duman,
yağ üstüme çamura dönsün sesim,ellerime bulan.
Kimse öpmedi mi seni yorgunluğundan,gözlerinde ki kayıp yıldızlardan..
Sessiz adımlarla kaybolan sokaklarım,adını unuttuğum bir yerde şimdi gölgeme saplandım.
Sen ise fısıldıyorsun vargücünle çığlık,çığlığa ''ne olur dayan !''
Cevabını bulamadığım her soru için bir çizgi çekiyorsun üzerime,yol yapıyorsun benden sana sonra kapı çiziyorsun ellerinle kilit vuruyorsun göğsüne hadi diyorsun bana gir bakalım kolaysa..
Oysa en sevdiğimiz şarkılarda geçen sözlere inanmış bir vaziyette ''çizgilere basmadan yürümeye çalışan insanların'' niyetinde söz vermiştik birbirimize..
En son kim vazgeçti verdiği sözden,hangimiz daha önce yüzünü döndü yalnızlığa?
En sevdiğim yalandır 'herşey yolunda''
biliyorsun iyi değilim.
Delirmiş olmalıydım bu yalnızlık ve garip bir duyguda,
birkaç sayfa okumak yetmiyordu yalnızlığın tanımını yapmaya, aklımda binlerce şarkıyla aslında hepsi birer fırtına.
Kendi kendime sokuldum ve sordum;
ne istediğimi bildiğimden emindim birde gözlerinden görebilseydim.
Kahve yapmaya karar vermiştim sigara içip kendimi ödüllendirecek belki iyi hissedecektim sonra o anlamsız sorular kafamın içinde koştururken durdum ve hayır bu değildi tam olarak yada neyse.
Başımdan attım,geçiştirdim tüm doğruları yanlışa doğru hızlı adımlarla koşarken bildiğim şey çok büyük ve koyuydu ve bana yer yoktu.
Anlayamadığım herneyse benden istediği bu değildi,
bulmacalara gömülmüştüm hava sanırım kararıyordu yeteri kadar zaman yoktu dişlerim hala gıcırdıyordu soğukluk tenime işlerken sesini duymayalı epey olmuştu,
bir kaç cümle kurup kendime kızdım sonra onları da atladım yine kendimle başbaşayım.
Korkuyor muyum?
Susadım..
Uzun bir çöl hayal edip seni ortaya yerleştirdim sonra avuçlarımla su içirdim teşekkür etmedin kabaydı yine zarafete yenildim, sonrası biliyorsun kolay değildi..
Aralıksız uğraşmamın aklımı dağıtacağı düşüncesiyle mutlu olmaya yetim misali hayır güçlüydüm duygulara ve kırılganlığa.
Orada bir yerdeydin ve benden uzakta;
senin şarkıların var ve benim cümlelerim tek bir savaş iki ayrı safta aslında aynı tarafta..
Orada bir yerlerdeydin kaybettim bulmaya çalışmaktan vazgeçecek gibi yorgun ve huzursuzdum aslında tüm bunlar basit sığınaklar doğru neydi?
İyi değildim bu sıkıcı bir hal almıştı söylemeye çekinir vaziyette suskunluğum anlatıyordu daha ne kadar yol vardı ve ne kadar zaman kalmıştı..
Sormadım..
Boynuna sarılacaktım fakat akşam olmuştu,hava soğuktu anlaşılmayan cümleler dudaklarıma dolmuş senin ellerine taşıyordu, halimi anlatacaktım;
Sormadın.
Sonra;
Anlatmadım.
Uykum gelebilirdi,gelmedi..
En sevdiğim renk artık mavi değildi.
Yalnızlık ne renkti..
birkaç sayfa okumak yetmiyordu yalnızlığın tanımını yapmaya, aklımda binlerce şarkıyla aslında hepsi birer fırtına.
Kendi kendime sokuldum ve sordum;
ne istediğimi bildiğimden emindim birde gözlerinden görebilseydim.
Kahve yapmaya karar vermiştim sigara içip kendimi ödüllendirecek belki iyi hissedecektim sonra o anlamsız sorular kafamın içinde koştururken durdum ve hayır bu değildi tam olarak yada neyse.
Başımdan attım,geçiştirdim tüm doğruları yanlışa doğru hızlı adımlarla koşarken bildiğim şey çok büyük ve koyuydu ve bana yer yoktu.
Anlayamadığım herneyse benden istediği bu değildi,
bulmacalara gömülmüştüm hava sanırım kararıyordu yeteri kadar zaman yoktu dişlerim hala gıcırdıyordu soğukluk tenime işlerken sesini duymayalı epey olmuştu,
bir kaç cümle kurup kendime kızdım sonra onları da atladım yine kendimle başbaşayım.
Korkuyor muyum?
Susadım..
Uzun bir çöl hayal edip seni ortaya yerleştirdim sonra avuçlarımla su içirdim teşekkür etmedin kabaydı yine zarafete yenildim, sonrası biliyorsun kolay değildi..
Aralıksız uğraşmamın aklımı dağıtacağı düşüncesiyle mutlu olmaya yetim misali hayır güçlüydüm duygulara ve kırılganlığa.
Orada bir yerdeydin ve benden uzakta;
senin şarkıların var ve benim cümlelerim tek bir savaş iki ayrı safta aslında aynı tarafta..
Orada bir yerlerdeydin kaybettim bulmaya çalışmaktan vazgeçecek gibi yorgun ve huzursuzdum aslında tüm bunlar basit sığınaklar doğru neydi?
İyi değildim bu sıkıcı bir hal almıştı söylemeye çekinir vaziyette suskunluğum anlatıyordu daha ne kadar yol vardı ve ne kadar zaman kalmıştı..
Sormadım..
Boynuna sarılacaktım fakat akşam olmuştu,hava soğuktu anlaşılmayan cümleler dudaklarıma dolmuş senin ellerine taşıyordu, halimi anlatacaktım;
Sormadın.
Sonra;
Anlatmadım.
Uykum gelebilirdi,gelmedi..
En sevdiğim renk artık mavi değildi.
Yalnızlık ne renkti..
Ardam..
Baharlar gelecekti,
beklemeyi unutup deli dolu hayatıma devam ederken şans bizi yeniden karşılaştırdı ılık bir rüzgar gibi saçlarımın arasından dolaştı gülümsedim,gülümsedi elini uzattı aklım tereddütlerden artık uzaktı biliyordum bu adam doğru adamdı..
Aramıza zaman girmişti,aramıza bir sürü insan aradan zaman geçmişti ve silindi ne varsa kötü olan.
Onun gözlerinden bakmak çok farklı bir kere gülümsüyorsun sürekli bu yüzden biraz kısık görüyorsun negatif olan şeyleri, mod diye bir takıntısı var düştüğü zaman kaldırmak bir hayli terletiyor insanı olsun diyorum boynuna atlayıp gökyüzüne ulaşıyorum..
Bir insanı sevmek ama gerçekten sevmek çok farklı;
derin bir nefes gibi ciğerlerine kadar işlemesi suratında anlamlı anlamsız tebessümlerin yer edinmesi sayıca iki kişiyken tek kişilik cümlelerle betimlenmesi.
Baharlar gelecekti inanıyordum ve baharım bir kış günü kapımı araladı.
Üşüdüğümü fark etmiş olmalıydı ki bir telaşla yüzümü sardı,kulağıma bir şarkı fısıldadı.
Bir dolu yol gittik beraber ellerini ellerimden hiç ayırmadı,batıllarımızı yok ettik birlikte, denize bir daha aşık olduk, balığı sevdik , pazarları uyuşukluk yaptık cuma gecesi rakıya düştük beraber ama en çok birbirimizi sevdik..
beklemeyi unutup deli dolu hayatıma devam ederken şans bizi yeniden karşılaştırdı ılık bir rüzgar gibi saçlarımın arasından dolaştı gülümsedim,gülümsedi elini uzattı aklım tereddütlerden artık uzaktı biliyordum bu adam doğru adamdı..
Aramıza zaman girmişti,aramıza bir sürü insan aradan zaman geçmişti ve silindi ne varsa kötü olan.
Onun gözlerinden bakmak çok farklı bir kere gülümsüyorsun sürekli bu yüzden biraz kısık görüyorsun negatif olan şeyleri, mod diye bir takıntısı var düştüğü zaman kaldırmak bir hayli terletiyor insanı olsun diyorum boynuna atlayıp gökyüzüne ulaşıyorum..
Bir insanı sevmek ama gerçekten sevmek çok farklı;
derin bir nefes gibi ciğerlerine kadar işlemesi suratında anlamlı anlamsız tebessümlerin yer edinmesi sayıca iki kişiyken tek kişilik cümlelerle betimlenmesi.
Baharlar gelecekti inanıyordum ve baharım bir kış günü kapımı araladı.
Üşüdüğümü fark etmiş olmalıydı ki bir telaşla yüzümü sardı,kulağıma bir şarkı fısıldadı.
Bir dolu yol gittik beraber ellerini ellerimden hiç ayırmadı,batıllarımızı yok ettik birlikte, denize bir daha aşık olduk, balığı sevdik , pazarları uyuşukluk yaptık cuma gecesi rakıya düştük beraber ama en çok birbirimizi sevdik..
Özlemek de güzeldir dedik ama biz hep sarılmayı seçtik..
Ne çok beklemiş beni ne çok beklemişim seni,
yıllar sonra tek bir satır yetti birbirimize koşmaya..
Söz verdik birbirimize ne olursa olsun boynuna sarılmaya ne olursa olsun elimi tutmaya..
Sevmek öyle birşey ki;
yıllarda geçse aradan, onu yeniden görünce ilk günkü gibi dokunabiliyor insan..
Beraber bir ömüre sevdiğim,
Sadakatim namusumdur,sözümüz hayırlı olsun..
Ne çok beklemiş beni ne çok beklemişim seni,
yıllar sonra tek bir satır yetti birbirimize koşmaya..
Söz verdik birbirimize ne olursa olsun boynuna sarılmaya ne olursa olsun elimi tutmaya..
Sevmek öyle birşey ki;
yıllarda geçse aradan, onu yeniden görünce ilk günkü gibi dokunabiliyor insan..
Omzunda ki martıdan öpmüştü beni yıllar önce, sağ elinin yüzük parmağından öptüm bende..
Beraber bir ömüre sevdiğim,
Sadakatim namusumdur,sözümüz hayırlı olsun..
-1
Bir daha göremeyeceğiniz birisi olsaydı ona ne söylerdiniz?
Sevdiğiniz için son birşey yapacak olsaydınız, ne yapardınız?
Söyleyin..
Yapın..
p.s;
çünkü yeryüzünde gecikmişliğin ilacı yoktur..
Sevdiğiniz için son birşey yapacak olsaydınız, ne yapardınız?
Söyleyin..
Yapın..
p.s;
çünkü yeryüzünde gecikmişliğin ilacı yoktur..
0
Bu boşluk çekmecenin en dibinde..
Allahım, ne kadar parçalanmışım, ne kadar acımış canım, ne büyük bir çığlığı içime sığdırmışım, ne acı bir lokmayı çiğnemişim, binlerce iğne yutmuş gibiyim yutkundukça kanıyor sanki içim..
Kurtulamadığım herşey ve bir bir hesap sorulur gibi rüyalarımda, cevap veremediğim tüm sorular ve asla anlayamayacağım konuşmalar rol yaptığım iyimser tavırlar..
Ağırlığı altında ezildikçe bitiyor gibiyim, geçer denilen bütün yaralar günden güne sanki mikroplanıyorlar içimi çürüten sanrılar, korkular,korkular,korkular..
İhtiyacım olandan hep daha azlar bir yudum su bir yudum ekmek derdi gibide sanki hep daha fazlası gibi nefes aldıkça zehir çekiyormuşumda kurtarılmayı bekler gibi..
İki dudağın arasında sanki ömrüm, iki ince çizgi, iki kelimenin yanyana durması kadar basit sanki..
Bana birşey söyle;
Bir gün olmadığımda, sana beni anımsatacak birşey, duyduğunda yüzümü özleyeceğin, yaptıklarımı anımsayabileceğin, kötü davranışlar sergiledikden sonra ki utancımı hatırlayabileceğin, en çok güldüğüm haline dönebileceğin, bazen olmadık anlarda aklına düşebileceğim birşey söyle..
Öyle ki;
geçiştirip attığın anlarda bile gerçekliğini inkar edemeyeceğin, içten içe özledim diyebileceğin..
Biliyorum, çok üzdüm üzdüğüm kadar üzüldüm bedel ödettiğim kadar ödedim..
Bir sabah uyandığında nefesinden çok uzaklarda olsaydım, dokunamayacağın kadar imkansız göremeyeceğin kadar silik, sesini duyuramayacağın kadar derin bir yoklukta,
hüznün yetersiz kaldığı bir yerlerde,herşeyin yeniden başladığı bir hayatta, sense ben ve benim dertlerimden çok uzaklarda aslında benim derdimin artık sana değemediği bir dünyada..
Beni özlermiydin,
çay içerken aklına düşerde yudumun boğazına takılırmıydı, akşam oluyor diye huysuzlandığımı hatırlarda ışıkları daima açık tutarmıydın, çikolata yediğinde hatırlarmıydın, sakarlığım aklına gelirde olmadık yerde gözlerin dolarken gülümsemeye çalışırmıydın..
Bir sabah uyandığında ben olmamış olsam,
gerçekten uyanırda aynaya bakarmıydın..
Seni sevdiğimi bir daha duyamayacak olsan bana defalarca bunu tekrarlatırmıydın..
P.s;
bazen kontrol edemediğin anlar olur bir yanlışın bir hayatı sildiği, geri dönüşün sözlükte yer almadığı anlar olur..
İstesekde sarılamadığımız, arasakda bulamadığımız, bir ömür özlemin bir duaya sığdırılmaya çalışıldığı anlar..
Allahım, ne kadar parçalanmışım, ne kadar acımış canım, ne büyük bir çığlığı içime sığdırmışım, ne acı bir lokmayı çiğnemişim, binlerce iğne yutmuş gibiyim yutkundukça kanıyor sanki içim..
Kurtulamadığım herşey ve bir bir hesap sorulur gibi rüyalarımda, cevap veremediğim tüm sorular ve asla anlayamayacağım konuşmalar rol yaptığım iyimser tavırlar..
Ağırlığı altında ezildikçe bitiyor gibiyim, geçer denilen bütün yaralar günden güne sanki mikroplanıyorlar içimi çürüten sanrılar, korkular,korkular,korkular..
İhtiyacım olandan hep daha azlar bir yudum su bir yudum ekmek derdi gibide sanki hep daha fazlası gibi nefes aldıkça zehir çekiyormuşumda kurtarılmayı bekler gibi..
İki dudağın arasında sanki ömrüm, iki ince çizgi, iki kelimenin yanyana durması kadar basit sanki..
Bana birşey söyle;
Bir gün olmadığımda, sana beni anımsatacak birşey, duyduğunda yüzümü özleyeceğin, yaptıklarımı anımsayabileceğin, kötü davranışlar sergiledikden sonra ki utancımı hatırlayabileceğin, en çok güldüğüm haline dönebileceğin, bazen olmadık anlarda aklına düşebileceğim birşey söyle..
Öyle ki;
geçiştirip attığın anlarda bile gerçekliğini inkar edemeyeceğin, içten içe özledim diyebileceğin..
Biliyorum, çok üzdüm üzdüğüm kadar üzüldüm bedel ödettiğim kadar ödedim..
Bir sabah uyandığında nefesinden çok uzaklarda olsaydım, dokunamayacağın kadar imkansız göremeyeceğin kadar silik, sesini duyuramayacağın kadar derin bir yoklukta,
hüznün yetersiz kaldığı bir yerlerde,herşeyin yeniden başladığı bir hayatta, sense ben ve benim dertlerimden çok uzaklarda aslında benim derdimin artık sana değemediği bir dünyada..
Beni özlermiydin,
çay içerken aklına düşerde yudumun boğazına takılırmıydı, akşam oluyor diye huysuzlandığımı hatırlarda ışıkları daima açık tutarmıydın, çikolata yediğinde hatırlarmıydın, sakarlığım aklına gelirde olmadık yerde gözlerin dolarken gülümsemeye çalışırmıydın..
Bir sabah uyandığında ben olmamış olsam,
gerçekten uyanırda aynaya bakarmıydın..
Seni sevdiğimi bir daha duyamayacak olsan bana defalarca bunu tekrarlatırmıydın..
P.s;
bazen kontrol edemediğin anlar olur bir yanlışın bir hayatı sildiği, geri dönüşün sözlükte yer almadığı anlar olur..
İstesekde sarılamadığımız, arasakda bulamadığımız, bir ömür özlemin bir duaya sığdırılmaya çalışıldığı anlar..
1
Varlığımın ziyadesiyle noksanlığını hissettiğim anlar oluyor bazen, derin bir ışık demeti kaplıyor ufkumu, işte en çok böyle anlarda korkuyorum..
En çok aydınlıkta, en fazla güneş doğduğunda huzursuzluğum artıyor, hüznüm önüme düşüyor, ümitsizliğim ağır adımlarla ilerliyor en çok gündüz bir telaş kaplıyor içimi çünkü gece herşeyin üstünü örtüyor..
Ellerim daha küçük görünüyor gündüzleri, adımlarım daha yavaş sanki, yüzüm daha solgun oysa gece;
kocaman bir gölgem oluyor ardımda yanımdan hiç ayrılmayacakmış gibi bazen beni bile geçiyor sanki gözlerim daha bir belirsiz bakıyor geceleri belki de rahatlatıyordur beni; görememek herşeyi..
Yorulduğumu fark ettiğim anlar oluyor;
yürümekten,konuşmaktan,anlamaya çalışmaktan ve bir türlü başaramamaktan..
Yanlışda anlatmıyorum aslında, yolumu bulma çabası değil derdim,dert dediğin alfebenin kaç harfine denk düşüyor ?
Hatalar bir kez yapıldığında mı af buluyor yoksa tekrarlandığında da hoş görülüyor mu, kendimi affedebilseydim eğer çiçekleride besleyebilirdim diye düşünüyorum bazen, balıkları yaşatabilirdim mesela avuçlarımda biriken sularda, kedileri besleyebilirdim sokak kenarlarında yada bir çocuğun masumluğunu takınıp gülmseyebilirdim inciten tüm insanlara..
Ama bir hırçınlık ki talan ediyor ekinlerimi hasat vaktinden önce sökülüyor sanki, budamıyor koparıyor çiçeklerimi, toprağım çamura ekinim mundara dönüyor gözlerimde bir toz bulutu ne önüm gözüküyor ne ardımın yolu kalıyor, hasat vaktinden önce talan ediyor ya ekinleri belki de bu yüzden mahsülüm hep hüsran oluyor..
En çok aydınlıkta, en fazla güneş doğduğunda huzursuzluğum artıyor, hüznüm önüme düşüyor, ümitsizliğim ağır adımlarla ilerliyor en çok gündüz bir telaş kaplıyor içimi çünkü gece herşeyin üstünü örtüyor..
Ellerim daha küçük görünüyor gündüzleri, adımlarım daha yavaş sanki, yüzüm daha solgun oysa gece;
kocaman bir gölgem oluyor ardımda yanımdan hiç ayrılmayacakmış gibi bazen beni bile geçiyor sanki gözlerim daha bir belirsiz bakıyor geceleri belki de rahatlatıyordur beni; görememek herşeyi..
Yorulduğumu fark ettiğim anlar oluyor;
yürümekten,konuşmaktan,anlamaya çalışmaktan ve bir türlü başaramamaktan..
Yanlışda anlatmıyorum aslında, yolumu bulma çabası değil derdim,dert dediğin alfebenin kaç harfine denk düşüyor ?
Hatalar bir kez yapıldığında mı af buluyor yoksa tekrarlandığında da hoş görülüyor mu, kendimi affedebilseydim eğer çiçekleride besleyebilirdim diye düşünüyorum bazen, balıkları yaşatabilirdim mesela avuçlarımda biriken sularda, kedileri besleyebilirdim sokak kenarlarında yada bir çocuğun masumluğunu takınıp gülmseyebilirdim inciten tüm insanlara..
Ama bir hırçınlık ki talan ediyor ekinlerimi hasat vaktinden önce sökülüyor sanki, budamıyor koparıyor çiçeklerimi, toprağım çamura ekinim mundara dönüyor gözlerimde bir toz bulutu ne önüm gözüküyor ne ardımın yolu kalıyor, hasat vaktinden önce talan ediyor ya ekinleri belki de bu yüzden mahsülüm hep hüsran oluyor..
koşturmacalar
herşey öyle hızlı ki bazen yetişememekten korkuyorum..
Hergün biryerlede, hergün bir sohbete tanıklık ediyorum, yerimde durmuyor bazen eve bile uğramakta geç kalıyorum..
Herşey çok güzelde sıkılıp yine o karadeliğe düşmekten korkuyorum..
Hergün biryerlede, hergün bir sohbete tanıklık ediyorum, yerimde durmuyor bazen eve bile uğramakta geç kalıyorum..
Herşey çok güzelde sıkılıp yine o karadeliğe düşmekten korkuyorum..
Everybody needs a song.. ( i just need a you..)
Herkesin bir melodiye ihtiyacı vardır, herkesin bir ışığa, herkesin bir yerlere..
Korktuğunda bir sese, üşüdüğünde bir ele, yalnız kaldığında bir gülüşe..
Herkesin bir eve ihtiyacı vardır..
Yalnız kaldığımda ve korktuğumda koşarak geldiğimde sana, evimin yolunu kaybettiğimde ve bunca üşüdüğümde herkesin sığınacak birine ihtiyacı vardır ve yalnızlığı gideremediğinde..
Yine geleceğim, her zaman daimi olacak bu yol benim için ve kapını çalmam için korkularıma ihtiyacım yok..
Haritalarımda seni işaretlemeye devam edeceğim, ne dersen de asla kötü cümlelerini duymayacağım, öyle inanacağım ki varlığına gittiğinde yine bekleyeceğim, ışıkları asla söndürmeden..
Uykularıma rüyalarımı ekleyeceğim, korkularıma cesaretini, ellerime ellerini birleştireceğim, cümlelerine ismimi, gülüşüne sesimi..
Ve kalbine dokunacağım yalnız hissetiğim anlarda..
Aynı sokağı sevmeye devam edeceğim, aynı şarkıyı söylemeye, aynı filmleri izlemeye.
Düne dair ne varsa üzerine hep bir yarın ekleyeceğim, çoğaltacağım bize dair olan herşeyi, en sevdiğin yemeği seveceğim, en güzel gününü sahipleneceğim..
Herkesin bir ihtiyacı vardır, herkesin biraz sevgiye..
Ben ihtiyacım olan herşeyi seninle ikame edeceğim..
Çünkü;
herkesin bir eve ihtiyacı vardır..
Korktuğunda bir sese, üşüdüğünde bir ele, yalnız kaldığında bir gülüşe..
Herkesin bir eve ihtiyacı vardır..
Yalnız kaldığımda ve korktuğumda koşarak geldiğimde sana, evimin yolunu kaybettiğimde ve bunca üşüdüğümde herkesin sığınacak birine ihtiyacı vardır ve yalnızlığı gideremediğinde..
Yine geleceğim, her zaman daimi olacak bu yol benim için ve kapını çalmam için korkularıma ihtiyacım yok..
Haritalarımda seni işaretlemeye devam edeceğim, ne dersen de asla kötü cümlelerini duymayacağım, öyle inanacağım ki varlığına gittiğinde yine bekleyeceğim, ışıkları asla söndürmeden..
Uykularıma rüyalarımı ekleyeceğim, korkularıma cesaretini, ellerime ellerini birleştireceğim, cümlelerine ismimi, gülüşüne sesimi..
Ve kalbine dokunacağım yalnız hissetiğim anlarda..
Aynı sokağı sevmeye devam edeceğim, aynı şarkıyı söylemeye, aynı filmleri izlemeye.
Düne dair ne varsa üzerine hep bir yarın ekleyeceğim, çoğaltacağım bize dair olan herşeyi, en sevdiğin yemeği seveceğim, en güzel gününü sahipleneceğim..
Herkesin bir ihtiyacı vardır, herkesin biraz sevgiye..
Ben ihtiyacım olan herşeyi seninle ikame edeceğim..
Çünkü;
herkesin bir eve ihtiyacı vardır..
benim şehirim de;
bazen üzülüyorum annemi özlüyorum bu şehirde hava hep bulutu mevsimler hep gri işte böyle zamanlarda daha çok özlüyorum evimi, ada kızıyım ben; bir yol farkıyla yarım ada adını alan bir yerden geliyorum denizin sesiyle uyurdum önceleri oysa öyle bir yere geldim ki dedim ya burada mevsimler hep gri günler hep yağmurlu insanlar hep hüzün kokuyor.
Ve annemi özlüyorum akşamları burada akşamlar hep yalnız hep eve özlemli..
İnsanlar gülümsemiyor mesela sabahları, erken uyanmıyorlar bu şehirde, sıcak ekmek hep geç kalıyor kahvaltıya anne elide değmeyince çaya, kahvaltının da pek bir anlamı kalmıyor aslında..
Benim geldiğim yerde kahvaltı bahane olurdu sabah sohbetlerine oysa burada doymak için yeniliyor, mutfaktan yemek kokuları geliyor da sonunda eline sağlık denilmiyor..
EV hep tenha hep sessiz hep bir yabancı dilime, benimsenmiş gibi kokmuyor insanlar geçiyor pencerenin önünden, adımları hep hızlı,gözleri hep yerde..
Hep bir telaş var yüzlerinde hep bir geç kalmışlık hissi;
kol kola yürümüyor yolda kimse mesela ya yan yana yada teğet geçiyorlar birbirlerini, bazen sanırsın ki burada kimse sevemiyor birbirini..
Sonra özlem öyle bir dolduruyor ki içini havası bile çekilmiyor bazen ciğerlerine, nefes almak boş bir eylemmiş de buna zaman yokmuş gibi geliyor sonra çok hızlı koştuğunu fark ediyorsun ve içinden bir ses fısıldıyor;
''.. yavaşla,sen onlar gibi değilsin..'
Bazen zor geliyor,zoruma gidiyor öyle ağırlaşıyor ki içimde ki hüzün gözlerimden taşıyor yanaklarıma akıyor biri dokunduğunda hep aynı şeyleri söylüyor ' hüznü dinmiş olamaz yaşlar hala sıcak..'
Gitmem gereken onca yol, harcamam gereken öyle çok zaman var ki tüm bunlar dolmadan evimin yolu bana görünmüyor telefon açıp 'eve gelmek istiyorum' demek geçiyor içimden dudaklarım saklıyor gizemini ve cümlelerim devam ediyor ' burada herşey güzel,beni merak etmeyin..'
Yoruluyorum çoğu zaman;
insanlardan, koşmalardan benim geldiğim yerde insanların zamanları hep vardır koşmazlar yetişmek için zaman herşeye yetebilecek kadar fazladır, zaman sevmeye yetebilecek kadar vardır zaman özleyebilecek kadar çok sarılabilecek kadar yakındır benim şehrimde insanların birbirleri için zamanları her zaman vardır..
Burada bir şeyler hep kısıtlı burada bir şeyler hep yarım yamalak burada bir şeyler hep özlemli,insanlar hep hüzün kokuyor günler hep bulutlu mevsimler hep gri..
Kocaman bir evin büyük penceresinden dışarıda ki insanların küçük dünyasına bakıyorum da;
geldiğim yeri görselerdi burada olduklarına ne çok üzülürlerdi..
acıyor..
bana yalan söylediğin için seni asla affetmeyeceğim;
geçecek demiştin bak hala duruyor en acıyan yerim..
geçecek demiştin bak hala duruyor en acıyan yerim..
big big world..
Büyümek;
daha iyisini yapabileceğine inanmanın yanı sıra asla eskisi kadar iyi olamayacağıymış.
Satranç tahtasında şah oldum derken mat çekilip mağlup olmakmış..
Büyümek;
insan hakimiyeti dışında lanet olası bir hataymış..
daha iyisini yapabileceğine inanmanın yanı sıra asla eskisi kadar iyi olamayacağıymış.
Satranç tahtasında şah oldum derken mat çekilip mağlup olmakmış..
Büyümek;
insan hakimiyeti dışında lanet olası bir hataymış..
Gelemiyorum üstesinden
Öyle yorgunum ki,
bıkmış,çekip gitmeye bir türlü cesaret edememiş ama kalmaya da artık mecali yok gibi.
Öyle yorgun,öyle mutsuzum ki..
Kayıplarım,cinayetlerim,tek gidişlik biletlerim..
Allahım, yardım et öyle muhtacım ki buna..
Bir dua temennisi gibi hep virgüllerle ayrıştırılmış cümleler,
zaten hep,hep..
Biraz olsun yardım et,gelemiyorum üstesinden..
Gökyüzü kadar bulutlu içim,telafisi olmayacak hatalar gibi, bir dünya dolu gözlerim.
Umut bağladığım sabahlar,uyanınca düştüğüm çıkmazlar, boğazıma takılan huzursuzluklar..
Ne zaman uyanacağım güneşe, bitsin artık bu kabus, daha ne kadar vermem gerekli, çarpa,çarpa daha ne kadar kanamalıyım, daha kaç kayıp daha kaç ziyan daha kaç hayalim fedai..
Lütfen; biraz olsun yardım et..
Gelemiyorum üstesinden..
Uyumak;saatlerce,günlerce,haftalarca,aylarca sonsuza değene kadar saçlarım,
sadece uyumak uyandığımda mutlu olacağıma inanarak..
bıkmış,çekip gitmeye bir türlü cesaret edememiş ama kalmaya da artık mecali yok gibi.
Öyle yorgun,öyle mutsuzum ki..
Kayıplarım,cinayetlerim,tek gidişlik biletlerim..
Allahım, yardım et öyle muhtacım ki buna..
Bir dua temennisi gibi hep virgüllerle ayrıştırılmış cümleler,
zaten hep,hep..
Biraz olsun yardım et,gelemiyorum üstesinden..
Gökyüzü kadar bulutlu içim,telafisi olmayacak hatalar gibi, bir dünya dolu gözlerim.
Umut bağladığım sabahlar,uyanınca düştüğüm çıkmazlar, boğazıma takılan huzursuzluklar..
Ne zaman uyanacağım güneşe, bitsin artık bu kabus, daha ne kadar vermem gerekli, çarpa,çarpa daha ne kadar kanamalıyım, daha kaç kayıp daha kaç ziyan daha kaç hayalim fedai..
Lütfen; biraz olsun yardım et..
Gelemiyorum üstesinden..
Uyumak;saatlerce,günlerce,haftalarca,aylarca sonsuza değene kadar saçlarım,
sadece uyumak uyandığımda mutlu olacağıma inanarak..
Can you even look me in the eye and tell me why..
How do you dream when a mother has no chance to say goodbye..
Act like there's nothing wrong
Sonsuza kadar sır saklayamaz ve sonsuza kadar susamazdık,
gördüklerimiz ve yaşamın bize sunduklarının yanında.
yinede engel olamadığım zamanlar olacak hayatımda, tam akışına bırakmışken, takılacağım ve düşerken senin beni tutma ümidinden asla vazgeçmeyeceğim.
Gün gelecek ve çok üzüleceksin uzakların aşılmaz olduğunu fark ettiğinde belki de bir sabah yüzümün sana dönüp gülümsemesi için sadece masum bir 'günaydın' için.
Şimdi;
tek başıma öğrenmeliyim..
P.s;
Kelly Clarkson - Cry
gördüklerimiz ve yaşamın bize sunduklarının yanında.
yinede engel olamadığım zamanlar olacak hayatımda, tam akışına bırakmışken, takılacağım ve düşerken senin beni tutma ümidinden asla vazgeçmeyeceğim.
Gün gelecek ve çok üzüleceksin uzakların aşılmaz olduğunu fark ettiğinde belki de bir sabah yüzümün sana dönüp gülümsemesi için sadece masum bir 'günaydın' için.
Şimdi;
tek başıma öğrenmeliyim..
P.s;
Kelly Clarkson - Cry
Argo
Evet küfür etmek kötü bir şeydir, hoş değildir insanı iticileştirir, kendinden soğutur,uzaklaştırır.
Ama öyle insanlar var ki onlara küfür etsem bırakın iticileşmeyi;
neredeyse ağzıma yakışacak.
Ama öyle insanlar var ki onlara küfür etsem bırakın iticileşmeyi;
neredeyse ağzıma yakışacak.
- Özür Dilerim -
Ne anlamsız,ne saçma,ne boş bir cümledir bu; özür dilerim.
Yaparsın,edersin,o insanın hayatını mahvedersin,geri dönüşü imkansız hatalar yaparsın kısacası o kişinin ağzına s. ama sonunda çıkıp karşısına 'özür dilerim' dersin.
İşte bu kadar basittir telafisi.
Özür dilerim.
He oldu,oldu geçti gitti,bitti. Özür dilendi ya yapılan herşey uçtu gitti,çok teşekkür ederiz.
Öyleyse bende;
hayatını mahvettiğim,ağır zararlar verdiğim,yıprattığım tüm insanlara sesleniyorum;
ÖZÜR DİLERİM.
p.s;
Geçti değil mi? geçer tabi, ben demiştim.
Yaparsın,edersin,o insanın hayatını mahvedersin,geri dönüşü imkansız hatalar yaparsın kısacası o kişinin ağzına s. ama sonunda çıkıp karşısına 'özür dilerim' dersin.
İşte bu kadar basittir telafisi.
Özür dilerim.
He oldu,oldu geçti gitti,bitti. Özür dilendi ya yapılan herşey uçtu gitti,çok teşekkür ederiz.
Öyleyse bende;
hayatını mahvettiğim,ağır zararlar verdiğim,yıprattığım tüm insanlara sesleniyorum;
ÖZÜR DİLERİM.
p.s;
Geçti değil mi? geçer tabi, ben demiştim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

