sometimes

Bazen tam sarılmak istersin sonra bir an durur ve siktir et der geçersin.
Hergün gecikiyorsun 'dün ölmüş olabilirdim.'

koşturmacalar

herşey öyle hızlı ki bazen yetişememekten korkuyorum..
Hergün biryerlede, hergün bir sohbete tanıklık ediyorum, yerimde durmuyor bazen eve bile uğramakta geç kalıyorum..
Herşey çok güzelde sıkılıp yine o karadeliğe düşmekten korkuyorum..

Everybody needs a song.. ( i just need a you..)

Herkesin bir melodiye ihtiyacı vardır, herkesin bir ışığa, herkesin bir yerlere..
Korktuğunda bir sese, üşüdüğünde bir ele, yalnız kaldığında bir gülüşe..
Herkesin bir eve ihtiyacı vardır..
Yalnız kaldığımda ve korktuğumda koşarak geldiğimde sana, evimin yolunu kaybettiğimde ve bunca üşüdüğümde herkesin sığınacak birine ihtiyacı vardır ve yalnızlığı gideremediğinde..
Yine geleceğim, her zaman daimi olacak bu yol benim için ve kapını çalmam için korkularıma ihtiyacım yok..
Haritalarımda seni işaretlemeye devam edeceğim, ne dersen de asla kötü cümlelerini duymayacağım, öyle inanacağım ki varlığına gittiğinde yine bekleyeceğim, ışıkları asla söndürmeden..
Uykularıma rüyalarımı ekleyeceğim, korkularıma cesaretini, ellerime ellerini birleştireceğim, cümlelerine ismimi, gülüşüne sesimi..
Ve kalbine dokunacağım yalnız hissetiğim anlarda..
Aynı sokağı sevmeye devam edeceğim, aynı şarkıyı söylemeye, aynı filmleri izlemeye.
Düne dair ne varsa üzerine hep bir yarın ekleyeceğim, çoğaltacağım bize dair olan herşeyi, en sevdiğin yemeği  seveceğim, en güzel gününü sahipleneceğim..
Herkesin bir  ihtiyacı vardır, herkesin biraz sevgiye..
Ben ihtiyacım olan herşeyi seninle ikame edeceğim..
Çünkü;
herkesin bir eve ihtiyacı vardır..

benim şehirim de;



bazen üzülüyorum annemi özlüyorum bu şehirde hava hep bulutu mevsimler hep gri işte böyle zamanlarda daha çok özlüyorum evimi, ada kızıyım ben; bir yol farkıyla yarım ada adını alan bir yerden geliyorum denizin sesiyle uyurdum önceleri oysa öyle bir yere geldim ki dedim ya burada mevsimler hep gri günler hep yağmurlu insanlar hep hüzün kokuyor.

Ve annemi özlüyorum akşamları burada akşamlar hep yalnız hep eve özlemli..
İnsanlar gülümsemiyor mesela sabahları, erken uyanmıyorlar bu şehirde, sıcak ekmek hep geç kalıyor kahvaltıya anne elide değmeyince çaya, kahvaltının da pek bir anlamı kalmıyor aslında..
Benim geldiğim yerde kahvaltı bahane olurdu sabah sohbetlerine oysa burada doymak için yeniliyor, mutfaktan yemek kokuları geliyor da sonunda eline sağlık denilmiyor..
EV hep tenha hep sessiz hep bir yabancı dilime, benimsenmiş gibi kokmuyor insanlar geçiyor pencerenin önünden, adımları hep hızlı,gözleri hep yerde..
Hep bir telaş var yüzlerinde hep bir geç kalmışlık hissi;
kol kola yürümüyor yolda kimse mesela ya yan yana yada teğet geçiyorlar birbirlerini, bazen sanırsın ki burada kimse sevemiyor birbirini..
Sonra özlem öyle bir dolduruyor ki içini havası bile çekilmiyor bazen ciğerlerine, nefes almak boş bir eylemmiş de buna zaman yokmuş gibi geliyor sonra çok hızlı koştuğunu fark ediyorsun ve içinden bir ses fısıldıyor;
''.. yavaşla,sen onlar gibi değilsin..'

Bazen zor geliyor,zoruma gidiyor öyle ağırlaşıyor ki içimde ki hüzün gözlerimden taşıyor yanaklarıma akıyor biri dokunduğunda hep aynı şeyleri söylüyor ' hüznü dinmiş olamaz yaşlar hala sıcak..'
Gitmem gereken onca yol, harcamam gereken öyle çok zaman var ki tüm bunlar dolmadan evimin yolu bana görünmüyor telefon açıp 'eve gelmek istiyorum' demek geçiyor içimden dudaklarım saklıyor gizemini ve cümlelerim devam ediyor ' burada herşey güzel,beni merak etmeyin..'
Yoruluyorum çoğu zaman;
insanlardan, koşmalardan benim geldiğim yerde insanların zamanları hep vardır koşmazlar yetişmek için zaman herşeye yetebilecek kadar fazladır, zaman sevmeye yetebilecek kadar vardır zaman özleyebilecek kadar çok sarılabilecek kadar yakındır benim şehrimde insanların birbirleri için zamanları her zaman vardır..
Burada bir şeyler hep kısıtlı burada bir şeyler hep yarım yamalak burada bir şeyler hep özlemli,insanlar hep hüzün kokuyor günler hep bulutlu mevsimler hep gri..
Kocaman bir evin büyük penceresinden dışarıda ki insanların küçük dünyasına bakıyorum da;
geldiğim yeri görselerdi burada olduklarına ne çok üzülürlerdi..

acıyor..

bana yalan söylediğin için seni asla affetmeyeceğim;
geçecek demiştin bak hala duruyor en acıyan yerim..
öyle ki; sanki nefesimi tutarsam geçecek.

big big world..

Büyümek;
daha iyisini yapabileceğine inanmanın yanı sıra asla eskisi kadar iyi olamayacağıymış.
Satranç tahtasında şah oldum derken mat çekilip mağlup olmakmış..
Büyümek;
 insan hakimiyeti dışında lanet olası bir hataymış..

Gelemiyorum üstesinden

Öyle yorgunum ki,
bıkmış,çekip gitmeye bir türlü cesaret edememiş ama kalmaya da artık mecali yok gibi.
Öyle yorgun,öyle mutsuzum ki..
Kayıplarım,cinayetlerim,tek gidişlik biletlerim..
Allahım, yardım et öyle muhtacım ki buna..
Bir dua temennisi gibi hep virgüllerle ayrıştırılmış cümleler,
zaten hep,hep..
Biraz olsun yardım et,gelemiyorum üstesinden..
Gökyüzü kadar bulutlu içim,telafisi olmayacak hatalar gibi, bir dünya dolu gözlerim.
Umut bağladığım sabahlar,uyanınca düştüğüm çıkmazlar, boğazıma takılan huzursuzluklar..
Ne zaman uyanacağım güneşe, bitsin artık bu kabus, daha ne kadar vermem gerekli, çarpa,çarpa daha ne kadar kanamalıyım, daha kaç kayıp daha kaç ziyan daha kaç hayalim fedai..
 Lütfen; biraz olsun yardım et..
Gelemiyorum üstesinden..

Uyumak;saatlerce,günlerce,haftalarca,aylarca sonsuza değene kadar saçlarım,
sadece uyumak uyandığımda mutlu olacağıma inanarak..

Can you even look me in the eye and tell me why..

How do you dream when a mother has no chance to say goodbye..
o kadar şahane bir his ki neredeyse kırıyor insanın kalbini..

Act like there's nothing wrong

Sonsuza kadar sır saklayamaz ve sonsuza kadar susamazdık,
gördüklerimiz ve yaşamın bize sunduklarının yanında.
yinede engel olamadığım zamanlar olacak hayatımda, tam akışına bırakmışken, takılacağım ve düşerken senin beni tutma ümidinden asla vazgeçmeyeceğim.
Gün gelecek ve çok üzüleceksin uzakların aşılmaz olduğunu fark ettiğinde belki de bir sabah yüzümün sana dönüp gülümsemesi için sadece masum bir 'günaydın' için.

Şimdi;
tek başıma öğrenmeliyim..

P.s;
Kelly Clarkson - Cry




Argo

Evet küfür etmek kötü bir şeydir, hoş değildir insanı iticileştirir, kendinden soğutur,uzaklaştırır.
Ama öyle insanlar var ki onlara küfür etsem bırakın iticileşmeyi;
neredeyse ağzıma yakışacak.

- Özür Dilerim -

Ne anlamsız,ne saçma,ne boş bir cümledir bu; özür dilerim.
Yaparsın,edersin,o insanın hayatını mahvedersin,geri dönüşü imkansız hatalar yaparsın kısacası o kişinin ağzına s. ama sonunda çıkıp karşısına 'özür dilerim' dersin.
İşte bu kadar basittir telafisi.
Özür dilerim.
He oldu,oldu geçti gitti,bitti. Özür dilendi ya yapılan herşey uçtu gitti,çok teşekkür ederiz.
Öyleyse bende;
hayatını mahvettiğim,ağır zararlar verdiğim,yıprattığım tüm insanlara sesleniyorum;

ÖZÜR DİLERİM.

p.s;
Geçti değil mi? geçer tabi, ben demiştim.

Ne bileyim.

Durup,sorup,koşturup uymaz mı bana hiç bu boşluk, sözde zekiyim,
Ne bileyim..
Bir gelip bir gittiyse,kafama hele estiyse;
değme halime..
Bazı geceler kabuslar görmekteyim,güneşe doğru koşmaya niyetliyim,
sadece sözdeyim.
Cümleleri dokundurup sonra kaçıp saklanıp,yok olup,
yerdeyim,uçamadım dipteyim.
Kendi kendime iddaya girip hem kazanıp hem yenilip;
ne yerdeyim ne gökteyim, nerdeyim.
Aklımda savaşlar varsa, politikalarım hem kendi zararımaysa,
aslında bir karelik işim kaldıysa,
korkma birşey olmazmış bana..
Uçaklar hala düşüyorsa, baykuş kral çoktan kaçtıysa,
kalelerimi yıkıp bana savaş açtıysa,
yenilmez miyim,ne bileyim.
Senin ki kurşun geçirmez yalnızlıksa benimkine göre daha dayanıklıysa;
gözyaşların bana değer de acıtırsa,
acımaz ki mabedim.
Aklımı yitirmemden korkup sustuysan, hem mağdur hem zanlıysan,
korkma zaten deliyim, 1-0 öndeyim.
Ağır kelimeleri sustuysam, iltifatları kustuysam,
inanma böyleyim, bir güler bin giderim.
Masum rolü yaptıysam aslında şehri ben yaktıysam,
çok gencim diye az yattıysam,
inanma suçlusu benim,kaçmış ruhum neyleyim.
Dönüp,dönüp sana taktıysam,seçenek yok gibi hem tek şıklı sormuşsam,
kızma var seçeneklerim,kendimi böler sana eklerim.
Gidiyorum diyerek köşeden saptıysam, hayatı iki zara tavladıysam,
kaçma beraber deneyelim, hep yek olmaz düşeşi bekleyelim..
Ne bileyim..

ç.b.b.

Büyük annem öldü 2 gün önce.
Çünkü bazen biter.
Hiç bir şeyi sarıp da götüremezsin gideceğin yere, en benim dediklerin bile emanettir aslında ne kadar sahiplenirsen sahiplen nafile.
Son batışından habersiz olursun güneşin umutla kapatırsın gözlerini sana bir daha doğmayacak güneşe,
yalnız kalırsın bir zamanlar o kalabalığından sıkıldığın çevrenin yerine iki enine iki boyuna bir dikdörtgenin içinde, sonra,sonra..
Sonrası aslında hep hikaye.
Sen toprağa karışırsın toprak sana, ve usulca çekip gidersin o anlatılan ama asla bilinmeyen yolculuğa.
Ağlamak anlamsızdır;
çünkü bazen biter.

yeni barışma

Bayramda anneannemlere gidecekmişiz şimdi diyorum acaba desem mi ki babama;
- Baba ben gelmek istemiyorum.

p.s;
.........................

Ajda Button

Benjamin Button filmi ne saçma, hiç gerçekci değil diyen ey cemaat-i müslimin;
sizin hiç Ajda Pekkan denen bir varlıktan haberiniz yok mu?

Bemiks-bimeks?!

Saçlarım için güzel bir formül buluyorum, elimde bütün malzemeler mevcut fakat tek eksik olan eczaneden alınması gereken saç güçlendirici ampul.
Eczaneye gidiyorum ama ampulün ismi bir türlü aklıma gelmiyor ve;

- Pardon bimeks miydi neydi öyle bir ampul varmış alabilir miyim.
Eczacı bütün havasıyla;
- Haha. Bimeks ampul yok bizde bemiks var zaten tek bir ampul var oda bemiks istersen bemiks verelim.

bozulmakdan ziyade kızıyorum,kızıyorum tezgahın arkasına atlayıp elime saçını dolayıp kafasına o ampule ihtiyaç duyana kadar vurmak istiyorum ve;

- Her ne haltsa işte ! diye gerginliğimi belirtiyorum sinirlendiğimi fark edip elime doğru uzatıyor..
Hayatının hatasını yaptın kuzum diyorum gün gelir devran döner ben sabırla beklerim sana o lafları yedirmek için.
O günden sonra ne zaman görsem onu eli ayağına dolaşıp ondan birşey almamam için köşe bucak kaçıyor..

p.s;
gel,gel,gel güzelim gel hiç acımıycak.

Renkli Göz

Gözleri mavi,yeşil,ela,sarı olanlar renkli gözlü oluyor da;
kahverengi,siyah olanlar neden renkli gözlü olmuyor.
Kahverengi ve siyah renk değil mi. ne zaman çıkatıldı onlar renk katagorisinden, bana niye haber vermediniz..

Sayın personel.

Sevgili satış sorumluları ve tezgahtarlar;
mağazanıza alışveriş yapmak için girdiğimde peşimde dolaşmanıza gerek yok, kaç yıldır alışveriş yapıyorum ve haliyle nasıl alışveriş yapıldığını biliyorum.
Bilginize.

yusuf

Hiçbir korku filmi eve geç kalındığında telefonda babanın cevapsız çağrısı kadar korkutucu değildir.
Bu böyle biline.

Vicdan

zamanında babamdan gizlice aldığım sigaraları vicdan yapıp yine aynı gizlilikle yerine koyan bir ben varımdır,birde benden içeri.

Points

Oruç tutmak ; Bir sevap points.
Namaz kılmak; İki sevap points.
Mübarek gün oruçluyken cumaya gitmek; sırat köprüsünden free geçiş

p.s;
tw; Sen kısaca

Kıskanmıyorsa;

Eğer bir kadın gerçekten kıskanmıyorsa;
ya yanına gidip bir dürtün yaşıyor mu diye yada;
gidin gömün ölmüş bu diye.