Simya..



Gökkuşağının yedi renginden birinde saklı şimdi aşk,
Şüphenin beslediği ihtiyaçların büyüttüğü bir girdapda gizli.
Sessizce büyüyor bizimle,biz büyüdükçe ..
Şizofren bir meleğin sürekli gülücük saçması gibi,
biraz mesnevi,biraz senli benli
Çoğu zamansa.. di'li geçmiş zaman da gizli.
Bardağın mavi tarafından bakmak, görmek gibi
Her şey anlık bir simyayla masmavi,
Her şeye rağmen;
Dudaklarıysa hala gri..
Sözleri eflatun kokuyor sanki,her rengi çalınmış bir resim gibi,
Sana ait olmayan bir masalın ana karakteri olmak,
Üçüncü kişiler kokan bir parfümü üzerine sıkmak belki..
Ya da ikinci ele çıkartılmış tüm güzel anıları satın almak,
Sana aitmiş gibi eski bir sandıkta saklamaktı aşk..
Bildiğim tüm güzel cümleleri gizlice avucuma yazıp,
Yanlışlıkla yıkamak.
.



Ps.


Bir dostun ısrarcı tavrı sonucunda çıktı ortaya, yoksa bunalımlarda değilim gayet relax gayet keyifliyim biraz popişim acıyor ama idare ederim..

Hasta-Yasta

Çok çalışmaktayım şu sıralar,önce her şeyi bir düzene koymalıyım başaracağıma eminmiyim bilmiyorum,umarım..
Birde hasta oldum popişim iğnelerden kevgir görevini görmekte pazartesi son iğnem kurtuluyorum oh,çok acıyordu be..
Uykumda var uyumakta istemiyorum uyumamda lazım
biri kafamı kopartıp vazoya ters yerleştirsin de beynimede kan gitsin..

Kel-Toş

Ne zaman eve dönsem bir kel çıkıyor tam sapakta karşıma,gülümsüyor yakışıklı da kerata uzun boylu saçlar kazınmış boncuk,boncuk gözler.. Allah nazarlardan saklasın,sahibine bağışlasın,boy boy çocukları olsun inşallah.. Amin.. (Oha.. Bu benmiyim ? )
Motorlarla ilgileniyor bir sürü,bir sürü motoru var çaktırmadan baktımda..
Neredeyse bir sene oldu meraklardayım kaç yaşında bu beyimiz hoş ilgi alanıma girmiyor artık böyle şeyler ama ne diyelim merak işte sadece merak bir cancağaz hatırlatıyor '' fazla merak iyi değildir ''..
Biliriz efem,biliriz biz bunları, çok gördük,geçirdik aman sakata gelmeyelim yinede..
Son sözümüz beyimize..

Kel kendine ge..l ..

Ha birde baya bir kötü hastayım,bu gün ilk defa hiç sesim soluğum çıkmadan öylece oturdum arada bir naz yaptım,mızmızlandım ama azizim gerçekten hastayım..
Viksin şurubunu alın bana..

Günler sonra playstimiz ;
İ don't care..
Albümde sekizinci şarkıdır şiddetle tavsiye edilir..

Vay be..

Telaşla kantine gidilir ...

- Sprite ne kadar?
o sırada telefonla konuşmakta olan bay kantinci bizi duymamaktadır ama biz bize cevap verir zannederiz o ise telefon görüşmesine devam ederek telefonda ki kişiye cevap verir;
- Bire kadar
Fazla aşık,fazla safçana olan biz..
- peki bira ne kadar?

Bunun üzerine olay anlaşılır kantinci dahil olmak üzere güzelce bir kopulur..

Aman sabahlar olmasın..

Ben yaptım!

Korkuyorum bir gün eve geldiğimde annemin odamın kapısını sökmesinden..
Allahım sen bana biraaz daha kibar hareket edebilmeyi eyle yarabbim,
kapısız kalıcam o olacak yani...
Bir kapı kapanır bir kapı açılır demişler ama ya sökülen kapılar?
Odam için çelik ve sessiz kapı istiyoruz!
Kapanışı sessiz sökülüşü zor olsun,
malum alt kattakiler için üzülüyorum yoksa sorun yok canım,banane..

Winter..



Aşk;
kardan adamı bir budalaya benzese bile,
ona dünyanın en iyi kardan adamını yapmış hissini
hissettirebilmektir..


Ah benim üzümlü kekim, doğu incim,küçük çinli sevgilim..

Çürük yumurtamıyım ?

Hayır; madem bu b*ku hepimiz içiyoruz,
Neden hep benden alınıyor? Öğrenci değilmiyim? Öğrencinin parasımı olurmuş?
Yok hayır efendim neymiş bende varmış ben bir yerlerden alırmışım,öğrenciyim diye bulurmuşum.
Yahu kendi malımı gizlice onlardan yürütmekten günahkar oldum çıktım!
yatcak yerim yok vallahi..

Neyse efem..
Allah günah yazmasın.
Çok şükür. Amin.

sigarasız bir yaşam diliyorum.

Derin darbe!

bacaklarım ağrıyor.
Ölüyorum hatta ağrıdan,çok acıyor be kuzum..
İnsan insana bunu yaparmı ki ? Garezde ki o neydüğü belirsiz kız gibi yürüyorum ay birde komik..
Adı neydi o adamın unuttum.. Onun yüzünden bu ağrılar..
Çok yanlış anlaşılmaya müsait bir yazı oldu baştan sona farkındayım ya sadece antreman yada kısmen ceza yüzünden bu ağrılar..
Bizde yamuk olmaz! höyt..
Sıkıldım ya... Hani çıksak şöyle,arada bir görüşsek ya biz seninle yine..

Ps..
Geçici bir süreliğine bağcıklarımı bağlayabilecek ve çözebilecek insan yavrusu aranıyor..
Malum öğrencyiz,fiyatta anlaşırsak neden olmasın?
tamam,tamam sustum ben..

Kıymet bilir insanız..

Dur şimdi dur sus.
Herşeyi silip atmak yok saymak unutmak var. Evet biliyoruz.
İntikam çok sinsice kucaklarda saklanır yakar? farkındayız.
İçimde ki kötülük fısıldar acıt acıtabildiğin kadar ? Hissediyorsun.
Ama ben niye insan değilmişim lan? o Neden ? hala onu anlamadım.
Çok kızdım bak şimdi.
Sen bence git derin bir boğaz havası çek ciğerlerine. Yüzünüde bol oksijenli suyla yıka.
Sonra..
Hiç bana bakma olmaz oğlan..
haha.. Dur gülesim geldi..
özledim lan seni.. Tekrar gelsene geri..

Ayıp Ama..

Kantinde arkada otururken parfüm kokusunu duyupta çocuğa yanaşıp,
- Annenin parfümümü bu yavrum?
diyerek tartışma ortamı yaratıp o maksatla tanışmayı (kaynaşmayı) umut eden biz,
- A nerden bildiniz? yoksa sizin annenizde mi aynı parfümü kullanıyor? Sorusuyla karşılaşınca pek bir g*t oluyor insan canım..
Aa.. Böylede olmaz ki..

Utandırdınız beni kuzum..

Maskara..

Çok tanıdık bu sonlar,çok bilindik vedalar ediyorsun bana,hani dönüleceği bilinen yolların inatla şeritlerinin silinmesi gibi.. Holajulah!
Bir şey yazmak istemiyorum,farkındayım..
Maviyide,beyazıda düşlemiyorum, korkma sigaranın yanan ateşini üstüne bastırmayı düşünecek kadar da senden nefret etmiyorum..
Doğruyu söylemek gerekirse ben artık seni hiç istemiyorum..

ps;
bir adam varmış canı sıkılan..

Maskara..

Dalgalandımda yoruldum

O kadar küfür edip o kadar kurcaladım ki tüm bilinen soruları biri bana dur desin dediğim anda blogspot dur dedi bana..
Kendimi bir an evden atılmış kedi yavrusu gibi hissettim, her seferinde girmeye çalışıp,açılmayınca..
Şimdi söylüyorum..
Ah be blog ah be..
benim kızgınlığım sana değildi ki bu asabiyetin ne?
beni bi sen anladın onda da yanlış anladın..
selamlar olsun ben geldim..

Alarga ..


Alarga gönül:
Demir al...
Kırmızı bir amiral
gibi kaptan köprüsüne çık...
Karşında deniz;
kaşı çatık
sana bakan
kocaman
mavi bir göz...


Alarga gönül,
palamarı çöz..

Face of Melinda..



Yada bazen bıkarsın herşeyden, ne bileyim! başka bir insanda,başka bir bedende yol almak istersin tüm kurduğun hayallere..
Öyle anlar gelir ki;sokakta ki bir kaldırımdan farksızlaşır ruhun,taş kesilir uvzun.
Virgül koyup tüm bestelerine yeni bir paragraf açmak istersin.. Hoş.. Yeni majörlere..
Farkındasındır.. Denilmiştir, majörler tükendi minörlere yolculuk..
yada bazen merhaba dersin kısa özlü bir merhaba,tüm kanserli kentlere tüm sevişmeyi hayal ettiğin güzelliklere..
ıslak parmaklarınla dokunursun öpülmeye yüz tutmuş,kuruyan dudaklara..
Bazen şarkı söylemek istersin bilmediğin bir şehrin sokaklarında bağıra,çağıra bilmediğin bir nakaratın en vurgulu cümlesine takılmak istersin..
Dünya döne dursun sen inkar edersin sokratesin felsefesini, felsefeninde kendini kanıtlama çabası yoktur ya,daha bir zoruna gider..
Tanımadığın bir aşkın olur kimi zaman; hiç görmediğin,dokunmadığın bir bedende.Otobüste yada metroda rastladığın herhangi biri kronik ve itici.Ona ait olan yoksul bir kokusu vardır içtiğin her damla suda doymadan ama kana,kana..
Ve güzeldir bakışları kadar saçları yaşlı bir İstanbul sonbaharı sanki denizden bir damla fazla okyanustan bir karış daha berbat..
bazen susarsın,bazen kanar,oyalanırsın kendine vaad ettiğin tüm geleceğinle..
herşeye rağmen bir damla anımsayabilecek bir şeylerin olduğunda,bazen çok güzeldir aslında..
Kapını çalan korkmuş bir İstanbul masalında..

Silent..

Susadım..

çıplakdı ayaklarım, nefesimi tutuyordum yatağımda ters yatarken aklımdan geçenlerin ne önemi vardı..
Sen geldin,ben geçtim,sen öldün,ben yandım..
Hepsi bir ya sonunda..
Sen ben olmak istedin bense kendimden vaz geçemedim..
Olay bu değil aslında..
Ne zaman geçtik dar sokaklarda buluşma hayalimizden..
Hiç bilmediğimiz bir yere gidecektik seninle..
Canada yada Avustralya..
Evet, Avustralyaya gidecek ve marijuana içecekdik saçlarımıza rasta yaptırıp kusana kadar bob marley dinleyecekdik..
Ne zaman yeşilaycı olup ne zaman kemana ilgi duymaya başladık bilmiyorum..
ben hala severim Bob marleyi..
Etiketlerdede çoğu zaman atlarım tıklama olayına..
Çok abarttım zaten ben kendimi..
Sen beni tut ben seni tutyım ayşe beni tutsun osman,ragıp sen şunu..
Çekin lan ellerinizi üstümden..
Ayıp değilmi..
Bunada şükür der ve geçer ..

P.s..
Halonun fallarında ben çıkar olmuşum..
Ne zaman bitecek benim bu her taşın her kahvenin içinden,altından çıkma huyum..

Sedafin yeşili gibi sana olan kurgum..
Bir bahçe yada ne bileyim her hangi bir yer işde,çıplak ayak ben sana gelen gelirken yolda kendi içinden vaz geçen..
İçim sen olmuşsun aslında yada ben hala bendeyim..
Ne fark eder..
İyiyiz,eğleniyoruz,zaman geçiriyoruz.
Sorun yok..
No man no cry dersek ayıp olurmu Bob!?

Click!


Ben ne zaman bir güzellik görsem kalbimde denklanşör sesi..

Beter gibi sonsuz ama..


- beni nasıl isterdin?
- Tek parça!

Minyatür-Karikatür.


Gözlerim kamaşıyor doğan güne ısrarla bakmaya çalışırken,inatla gözlerimi kısıp ay'ın kayboluşunu izliyorum..
Saate bakmak umrumda değil,kaç olursa olsun kime ne kiramı veriyoruz dakika başına..
Onlar konuşuyor,bunlar konuşuyor.. Ama en güzel o konuşuyor..
Sustukça susuyorum. Su içip,yeşeriyorum kiremit parçalı dünden kalma harabe yığınlarına..
Kadınlar yüksek topuklu terlikleriyle geçiyorlar beyoğlu akşamlarından,adamlar dudaklarında bir ıslık elleri ceplerinde izliyorlar terliklerin çekici izlerini. Ben ise dünyadan bihaber batırıyorum odamın camından bildiğim tüm güneşleri,güneşden daha büyük yıldızlar var ya.. Onlara güveniyorum belli ki..
Akşam yürüyüşleri yapıyoruz onunla beyoğlu-eminönü seferleri gibi değil bildiğin otoban kenarlarında,akse sapağının çıkışlarında. Ellerini tutmuyorum,elleri tutmuyor muzipçe yollara savrulan ruhumu..
Özgürlük böyle bir şey olsa gerek nefes almak-nefes vermek..
Aklıma takılan tüm saçma sapan,aptalca soruları birbir diziyorum önüne,sıkılmıyor,yorulmuyor..
İnatla cevaplıyor sonra bizde kal diyor,açlıktan ölürüz korkusuna susuyoruz..
Coğrafyadan bahsediyor bana,coğrafyamı anlatıyorum. Kaptan gezgin keşiflere meraklı ama biraz tereddütlü sanki boğulmaktan korkuyor bilmediği yaşam alanlarında..
Ben hala ayakkabılarımı çıkartmıyorum eve girdiğimde alışkanlık işte,ağzım yara oluyor karbonat bastırıyoruz çiviyi çivi söker hesabına.. canım acıyor,zihnim bulanıyor sonra geçiyor hepsi anlık bir heves gibi. Anlık bir heves hep benimkisi..
Parmak uçlarıma yükselerek sarılıyorum ona,eğilerek sarılıyor bana kendimi ufak tefek bir şey sanıp,gülümsüyoru(z)m.. Yalan, sadece onunkinden boyum biraz daha kısa..
Telefonlar hep çalıyor ne kadar kendimi kimsenin bulamayacağı yerlere saklamaya çalışsamda orada da birileri hep dokunuyor bana,ben nefes aldıkça..

Karbondioksit olarak çıksam ne fayda? Sonuçta hepimiz uçucu değilmiyiz..

Ps..
ah bir varmış bir yokmuş eski günlerde..
Küçük bir kız yaşarmış boğaz içinde..
İyi de bize ne!?

hurafe anacım hurafe!

yok yani zaten diş ağrısı tavan yapmış bünyemde birde bir sürü zırvalıklarla uğraşıyorum. Dişimimi söküp onların gırtlaklarına kadar soksam yoksa onların dişlerinimi söküp aynı acıyı yaşarken karşılarına geçip zırvalasam henüz karar vermiş değilim. Alternatifleri değerlendiricem..
Uslu olmak,güzel bir şekilde yanaşmak hiç bana göre değildi biliyordum zaten ama bir kere insan olayım dedim ama hayvanat bahçesine girmişim..

Silent
Canım!
Avenged
Embesil naber
Silent
!!! Mümkünse s*ktir olup gidermisin!
Avenged
iyimisin!?
Silent
Malmısın lan insan gibi geldik karşına!
Avenged
ya niye alınıyosun ki?
Silent
oha! kaybol ya!
Avenged
peki s*ktir olup gidiyorum senide s*ktir ediyorum!
Silent
Hala karşımda duruyosan sen beni s*ktir edemezsin! ben ederim!
Avenged
...


Ne kadar çok s*ktiri boktan bir konuşma olmuş şimdi fark ettim..
Neyse efem..
Abimle ben babamın embesil çocuklarıyız..
Abim ne demiş?
el ense g*te şaplak!

i was hoping..


Saat 03,32..

Alanis Moriseete - i was hoping çalıyor..
İnsanı bir anda dans pistine itip dans etmeye zorlayan hatta kafasına vura,vura içinden ne geçiyorsa söylemeye zorlayan bir şarkı..
Çok eskilerden tanıdığım,çok sevdiğim bir adam attı bu şarkıyı..
Buda yapılırmı anacım ? Gecenin bu saatinde.. Allah belanı versin! diyesim geliyor demiyorum elbette nazikçe teşekkür edip şarkıyı bilmem kaç defa dinliyorum sadece..

Ne düşündüğümü biliyorsun sen..
Abartmama gerek yok benim,çelişkiler-ikilemler yol almış yürüyor önümde..
Ama gölge oyunları oynama benimle,gölgenede basabilirim elbet imkansız sanarken sen..
Küçüksün ve korkuyorsun tüm yaşadıklarından daha o kadar safsın ki,göremiyorsun sana bakarken ne hissettiğimi.
Sırtımda ki yanık acıları kadar berbat,ardı sırası kesilmeyen cevapsız çağrılar kadar komiksin..
Sıradan bir gece showu,gösterişsiz bir cafetariasın. Işıklarla abartılmış bir yanın var sanki,korkuyorum elektrikler kesilirse ne olacak senin halin?
İstiklal caddesinde mi senin hala sözlerin? Yoksa Akse sapağında mı kaldı en son kurduğun cümle..
Hangi kamyonun arkasında ki yazısın sen beni bu denli gülmeye ittiren?
O gecede gözüme sadece yol kenarında ki ışıklar çarpıyordu bu yüzden güzel sanmıştın gözlerimi..
Hiç bir şeyi tam olarak göremiyorsun ki..
Hem erkek adam dediğin rakısını içtiği zaman gözleri kapalı yürüyebilmeli..
Yüzün ne renkti ?
Sana bir şey demek gelmiyor içinden.
Hem zaten beni tanırsın sen..

P.s..
Allah belanı versin Alanis..
Ananın önüne kanlı gömleğin gele Alanis,buda yapılır mı Alanis!

Kelebek ömrü..

Şimdi ne demeli..
Koca bir deniz gibi,gözlerin,sözlerin..
Kaç kere konuşmuştum kendimle,kaç kere karar verip kaç tabu yıkmıştım kendi çizgimde..
Şimdi şarkı söyler gibi..
Uslan denizim..
Sıralanmış cümleler artık etkilemiyor beni,sevdiğim insanlar,sevdiğim adamlar..
Toz parçacıkları gibi,ucuz adi bir süpürge silip-süpürüp geçiriyor herşeyi..

Kurtar beni..
Kutsar gibi,
Niyetimden vaz geçer gibi...
Kelebek ömrüne yas tutar gibi..

Eğreti plak..

Saatlerce kapalı kalan trafik yolları gibiydik sen ve biz..
Haritalar açılıyordu önümüze,ağzı bozuk bir ifadeyle.
Ve içimizdeki yollarda fahişeler iş tutuyordu,güneşin batımından hemen sonra karşına çıkabilecek en kestirme otoban kenarlarında..
Kendime A,B,C'li şehir isimleri vererek denklemler kuruyorum,ben sana varıncaya kadar sen hangi şehirde olursun diye,fazla meraktan kediler ölürmüş ama şanslıyım ben.. Daha iki ayak devrimini henüz bitirmek üzereyken..
Otobüsü hiç gelmeyen durakta ki en son yolcuydum,yüzümde bir beklenti sadeliği,damağım kuru,boğazımda en son kalınan otel odasından arda kalan bir yığın cümle..
En son nerede bitirmiştik tükenmez kalemin tükenen mürekkebini,kapıda alınmayı bekleyen çöp misali bozulan senli,benli geçmiş zaman eklerini hangi cümlede bastıra,bastıra vurgulamıştık..
Bilmiyorum..
Balık gibi çırpınıyorum avuçlarımda ki su birikintilerinde,sonra küçük bir çocuk olup acıyorum kendime,atıyorum avuçlarımda ki suyla birlikte kendimi kurumuş bir nehire..
Güneş doğuyor,içimizde ki fahişelerde bir telaş. Koşturuyorlar rüzgar vurdukça yüzüme ve gülümsüyorum topukları kırılırken incilen narin bileklerine,giyilen kırmızısı solmuş siyah elbiseye..
Odam aydınlanıyor geceden bırakılan herşey yerli yerinde,hiç ait değillermiş gibi eğreti dizilimlerinde..
Ben uykuya dalarken sen pkabnı açıyorsun,aralarında çalmak için seçim yapamadığın plaklarını bir kez daha temizleyerek,şimdi bize ait olmayan bir pkapda çalan eğreti bir plak gibi..

Lütfen kendini de düşün..
Yalnızlık çok sıkıcı..

P.s..
''Sana kaşrı bir şey hissetmiyorum artık ''
Bunuda geçelim lütfen..

Et - Geç..

küçüktük..
Yıllar öncesiydi..
Gizlice bira içmeyi marifet sayıp,yanyana uyumayı eğlenceli kılıyorduk..
Yüzük düştü yere..
Başka bir kadına ait olduğunu anladık..
İçimizden olmayan ve bir o kadar içimizde yatan bir kadın..
Kırmızı tırnakları,mavi birgülüşü olan..
Maviyi sevmezdim ben yıllar önce..
Bu yüzden hep beyazdır cümlelerim..


P.s..
Büyüdükte adam mı olduk sanki..
'' di '' li bir geçmiş zaman eki var şimdi kurulan her cümlede..
özlenesi yıllar..

Pealla..

Küresel yobazlaşma bunun adı..
Daha çok fevrileşme,gözlerimin ıssız uykulara dalması,siyah beyaz perdelerde matine gösterileri benimkisi..
Kana,kana iç dediler.. kanattım,kanattım içtim..
Yanlış anlamışım,yanlış yerden bakmışım,hata yapmışım. Kime ne ?
İnsan her zaman sevdiği insanlara dokunmaz..
Bazen sırf dokunmak için sever bazılarını,kendince..
Kurbağayı öpünce prens olması gibi bir şey buda işte..
İkinci sınıf bir otobüs gezisi misali, Küllükler yerinde yok..

Öznesi,nesnesi,yüklemi..
Söyle kuzum hangisi incitti seni?


P.s..
Pealla tek kişilik yapılmaz ki..
Sen bilemedin mi çocuk ?

Duygu-kişilik-transpoze..

elmalı sodada ki elma tadı kadar sessizdi duruşu..
Karşı karşıya duran iki sandalye,iki içi boş bardak gibiydi tadı huzursuzluğun..
ve geleceğe dair planlar kadar hayalperest..
Gözleri ne renkti tam farkına varamadım. Saçları kapatıyordu gözlerini. Parmaklarıyla masaya çizdiği dairelerden okuyordum yüzündeki anlamsız boşluğu..
Kemiklerinin yoksul kokusundan tanıdım onun bir gece muhabbetinde ki sıradan bir insan olduğunu,camda ki bir kırık gibiydi hem sıradan hem incitici,itici..
Nazım Hikmet geliyordu aklıma,Küçük İskender geliyordu onun her yüzüme bakışında ve ben onda bir soprano izi bırakıyordum uzun ince parkmaklarına dokunduğumda..
Bilmediğim tarihlerden bahsedip,tanımadığım insanları yeriyordu ..
Bildiğim sözcüklere hiç değinmedi..
Bildiklerim bende kaldı,bilmediklerimi hiç anlatmadı..

Kişilik duyguyu evlatlıktan red edince,duygu kişiliği evlat edinirmi..

D.N..
Bir kadın tanıyorum,temizlikçi abla gelmeden önce bütün evi silen,süpüren..
Temizlikçi ablaya ayıp olmasın diye..

P.s. i love you izledim..
Şimdi çok daha sakinim..