Bir teşekkür notu.

Bugün çok tatlı bir hediye aldım.
Bugüne kadar aldıklarımın içinde en tatlılarından. Bundan 2 tane daha vardı fekat bunun yeri bir başka. Sonuçta benim neye bayılıp neyi seveceğimi gerçekten iyi bilen bir dost..
Teşekkür ederim tekrar Hakkı..
Düşüncelerinin güzelliği için.

aow.







Memleketimden insan manzaraları.

Aman Tanrım.!! Geri döndüm!!

Ben blues'dan kesinlikle kaydım.
Bugün stüdyoda köpek gibi tapping yaparken yakaladım kendimi.
Ardına birde sweep picking. Oha dedim hayvanım ben. Oha. Çıldırdım.Milletide çıldırttım. Hiç bu kadar enerji dolu hissetmemiştim kendimi.
Tapping olayını 2 sene önce keşfetmiştim kendimde,o sıralar elime elektroyu alıp bir köşeye çekilip deli gibi saatlerce,parmaklarım kasılana kadar denerdim. Sonra alıştı parmaklarım,kendini kaybetti. İki sevişken aşık gibi. Özüme döndüm,özümde bir hayvanım.
Deli gibi tapping yapabilen bir hayvan.
Hatta itiraf ediyorum 10 dakika öncede elektronun 19.ve 20. perdelerinde çıldırdım,deli gibi seviştim gitarla.
Yedik birbirmizi.
Parmaklarım iflas durumda evet.
Ama inanılmaz bir enerji bu.
Annem hep benim '' arenas metodlarıyla sufleler veren bir hatun'' olmamı istemiştir.
Fekat anne hayvanım ben.
Tapping yapmaya deli gibi aşık,yaptıktan sonra deli gibi enerjiye sahip olan hızımı alamayıp bişeyleri kırma parçalama isteği duyan bir mahluğum.
Ah seviyorum kendimi,seviyorum parmaklarımı,seviyorum kaydığım bütün perdeleri.

P.s;
Bugün stüdyodan çıkışta dinlemeye gelen bir arkadaş arkadaşıma yorum yapmış.
Hem bayıldım bu yoruma hem çok güldüm. Aynen şöyle.

'' oha lan,o kız insanmıydı? yakında brutalda yapar bak gör sen ''
Yok canım o kadar değil. Napıyım çok özlemişim ya..
Dayanamadım..

Rica.

Ya rica ediyorum ben yemek yerken şu ''terayağından kıl çeker gibi'' deyimini kullanmayın.
Gözümün önüne tereyağı ve içinde simsiyah bir kıl geliyor hemen ve birisi kocaman,çirkin tırnakları ile o kılı tutmuş çekiyor.
İçim kalkıyor,aşırı derecede yüzümde tiksinç bir ifade. (bknz;tiksinç bir ifade?? )
Girmeyin ben yemek yerken şu kıllı,böcekli muhabbetlere ya.
Ya girmeyin ya.

Babamla.

- Baba kahvaltı yok!
- Hı evet nasıl olsa yemiyorsun.
- ama baba kafam çalışmaz benim :(
- Yok sen zeki kızsın çalışır o kafa hadi geç kalma
- ama baba ben açım :(
- Çubuk kraker yersin hadi.
- ama baba param yok:(
- Det. İki gün önce verdim daha
- ama baba ben
- iyi dersler güzel kızım..
- oofff lan!
- seni duydum.

p.s
sigaram yokdu napabilirm. Acıkmıştım..
Karnımda ki fili çıkarın!

Ders-stüdyo-fal. Harika günler!!



Ders,çıkışta stüdyo sonra faaall...


Kahve falı. Aman yarabbim o ne bakıştı öyle. Hatun Herşeyi bir bir söyledi yahu.
Fala inanma falsızda kalma demişler ama çok garip hakkımda bir şey bilmemesine rağmen herşeyi anlattı inanılmaz şeyler söyledi..
Dilara'cığıma teşekkürler.
Güzeldi.. Bayıldım hatta itiraf ediyorum çıldırdım sevinçten..


Stüdyoda güzeldi özlemişim o buğulu ortamı ne zamandır havasını koklamıyordum ama bugün nefisti.


Sınavda harikuladeydi.
Tanrım,sanırım sonunda anlaşıyoruz..
Yazabilecek aslında öyle çok şeyler varki sayfalar yetmeyebilir ama tek kelime ile özetlemek gerekirse içim kıpır,kıpır..


Çok canlıyım,aşırı derecede..
Anne hatunlada konuştum daha gelmiyor uzun bir süre ama napalım artık.
Alıştık zaten babamla. Başladık yine gece geyiklerine.
Yemeğe yengem tarafından amcamlara davetliyim. Ha ha..
Birazdan çıkacağım ay nedir bu içimde ki kıpırtının manası. Yerimde duramıyorum bügün herkese neşe saçasım geliyor kahkaha atıyorum,oturduğum yerde duramıyorum..


Ders çıkışı Hakkı beyle şöyle bir mağazaları dolaştık. Gözüme enfes birşey kestirdim babacıktan yırtabilirsem almak durumundayım yarın.
Cıvıl,cıvıl..
Birde oje aldım. Hı yine ..
Deliriyorum bu harika renklere. Başka,başka,başka..
Hayat çok güzel değilmi..
Birde sen çok güzelsin. Ha ha..
Diyorum ya acayibim bugün..
Hı bu arada değinmeden geçemeyeceğim. Babam sabah anne hatunu arayıp beni şikayet etmiş.
Kahvaltı yapmıyor aç,aç gidiyor sigara kokuyor odası diye.
Yalan yahu külliyen yalan bir kere çıkmadan önce dlei gibi parfüm sıkıyorum odaya.


Hem sen kahvaltıyı hazırladın da benmi yapmadım babacık.
Dün için değil kastım bugünden.
Ay çok konuştum yine ben.


Sizi seviyorum!
Hoşçakalın..

P.s;

Kahve benim eserim. Deli kahve yaparım.

Dadı-babam

Anne yok ya,babam dadılık yapıyor bana.
Hoş.
O beni kaldırıyor mutfağa gidiyor ardından ben yine gömülüyorum yatağa.
SOnra tekrar geliyor yine kaldırıyor zorla yüzümü yıkatıyor kahvaltı hazırlıyor yememi bekliyor.
Annem olsa sigara içmeden yemeyeceğimi bilir ama babayada diyemiyoruz ki
'' yahu ben bir sigara içeyimde öyle geleyim '' diye.
Cidden yamultur.
Karnım ağrıyor,miğdem bulanıyor yiyemiyorum bahanesine yatmaya çalışıyorum yok.
Süt koyuyor,çay koyuyor,meyva suyu koyuyor.
Tuhaflaşıyorum.
İyide baba hangisi benim?
Hepsi. Tek tek iç.
Oha!
Paran varmı diyor kusmak üzereyken ben var,var diyorum pekala diyor o zaman ben çıkayım diyorum iyi dersler diyor.
Apartmanda on saat söyleniyorum. Yedirdiklerine.
Akşam oluyor evde buluşuyoruz.
Sohbet ediyor benimle günümün nasıl geçtiğini soruyor.
'' Bok gibiydi aq bi bok anlamadım '' diyemiyorum. Güzeldi baba aynı işte diyorum.
Sonra yatma zamanı geliyor.
Korkarsan gece gel burada yat diyor. Annem evdeyken her iki günde bir yanlarında yattığımdan alışık benim varlığıma. Kocaman,hayvan kadarsın anne ile babanın yanında yatılırmı demeyin.
Onlara zaten ben iki gün veriyorum baş başa 3. gün yatıyorum yanlarında. euah.
Neyse baba yine teklifi sunuyor bana. Yok babacım diyorum uyurum ben odamda ölü gibiyim zaten.
Peki diyor fazla ders çalışıp beynini yorma.
Dadılık yapıyor babam bana,ama öyle sıcak öyle içten davranıyor ki kendimi anası tarafından terk edilmiş kedi yavrusu gibi hissediyorum.
Hem aneyin beni azarlayarak uyandırmasına alışığım ben.
Ne o öyle '' benay kalk yavrum uyan tatlı kızım'' Yok canım baba azarla beni ya ben öyle uyanabiliyorum!
Aha..
Çok tatlı bir dadı oldu babam. Bakalım yarın neler yapacağız. Gerçi amcamlara gideceğiz akşam yemeğine ama dedemsiz geçecek olan ilk perşembe yemeği olacak.
Gitmesem mi lan.
Yok ayıp olur. Evet kesinlikle.
Gideyim.
gittim.

Adios!

Oldies.


Stüdyo zamanları..Şarkının adı melek.. Eh be. Eh. Fotoğraflar için Eröl'e teşekkür ederik. Şarkın adı melek. ;
Sonu yok hayallerin,sonu yok..
Hiç bırakmadım zaten ben onları.
Otur dinlen yılma,yoruldun
Ölmek istediğin yerde.

Ağlamaktan korkan melek derinde..
Seni üzüyorlarmı yine..

Karanlığın ortasında kaldım.
Sen ve ben fark etmedik.
Neden?
Aradığın renkleri bulamadın..
Görmedin,göremedim hiç duymadım..

Ağlamaktan korkan melek..
Derinde.
Seni üzüyorlarmı yine?

Dayım'mış

Telefon çalıyor açıyorum. Bir adam.
Önce annemin ismini söylüyor uzun,uzun.
Yok diyorum Benay ben.

- Aa.. Benay! dayınım ben senin!
- Hangi dayım? Benim dayım genç.
- Yok bende dayınım senin.
- Nası ya? Dedemden mi,anneannemden mi? Kim kimi aldatmış?
- Nası kızım?
- Bilmem bende size soruyorum. Hayırdır nasıl olmuş?
- Benaay
- Böyrun?
- Dayınım ben senin.
- Tamam onu anladım nasıl olmuş?
- Ne nasıl olmuş?
- Hayırdır?
- Baban evdemi?
- Hı evde
- Versene
- Hım özel yani. Tamam.. ( Babaaaaaaaa..)
- Yavrum çok çok öpüyorum seni
- Kimi?
- ...

Babaaa.. Bir adam ısrarla dayım olduğunu idda ediyor. DNA istiyim mi??
Babam;

- Off Benay.Eminim biraz daha konuşsa böyle bir idda söz konusu bile olmayacak. Ver bana.

Adam meğer babamın dayısıymış. Ne bileyim.
Babannemin vasiyeti vardı çağrılmamıştı cenazeye. Meğer o adammış.
Çıldırdı fekat telefonda benimle konuşurken.
Sahiden iyi potansiyel var bende delirtme üzerine.
Aa ne münasebet.
Deli mi ne.
Evet Deli Mine!

abece

Annesiz ev,evsiz anne gibi.
Çok canım sıkılıyor,konuşabileceğim kimse de yok.
hava bir yağmur,bir güneş..
Dışarı bile çıkmak istemiyorum. Uykumda yok,aksi gibi.
Yalnız hissediyorum fazlasıyla kendimi. ''İnternette takılmak'' inanın çok sıkıcı bir durum.
Daha farklı şeylere de hevesim yok artık.
Hiç birşeye hevesim kalmadı gibi.
Sanki herşeyi tükettim,herşeyi son limitine kadar kullandımda böyle kalmışım gibi.
Hadi birileri karışsın bana,onu yapma,bunu yapma desin.
Beau'da yok. Gerçi ne fark eder bilmiyorum.
Sabah uyandım telefon sesiyle birşeyler söyledi fakat anlamadım.
Kızdı sanırım oda kapattı.
Duş alayım dedim,kendime gelirim hem sonra belki odamı değiştirir değişiklik yaparım..
Olmadı,yapmadım.
Sıkıldım,oturdum,oturduğum yerde kaldım.
Daha hiçbirşey yemedim.
Sadece sigara ve kahve. Ne yiyebilirm ki zaten.
Kabul etmiyor içim bu yalnızlık öyle doldurmuş ki beni.
Başım döndü ilk defa,ilk kez sigara başlamış gibi.
Şimdi ki aklım olsa içmezdim hiç. Yok,yok içerdim ben. İyi halt yerdim. Değil mi?
Şuan güneş öyle vuruyor ki odama,camdan içeri inatla süzülmeye çalışan bir kadın gibi.
Kadınları severim ben.
Güzel kadınları.

Holajulah!

haha..
İnanılmaz birşey bu ya.
14-15 yaşlarımda yaptığım cdler dolusu beste,ne aşkmış,ne azimmiş..
İlk defa dinliyorum şimdi..
Bir tanesini feci tuttum.
''kelebekleri bıraktım''

hayat senin için sıradan
ama sen hayat için oldukça mükemmelsin
gülüşün yeter utanır tüm güzellikler
bırak solsun yanında tüm çiçekler

Dön yüzünü,güneşe solsun..
Sen daha parlak bir yolsun.
Utansın çevrende ki herkes
Güzelim diyenler,Görsünler seni bir kez.

Ve
Kelebekleri bıraktım geliyorlar
yanına,görsünler güzelliğini
Zaten bir günlük ömürleri
bırak görsünler seni,görsünler muhteşemliğini.

Evet sözlerde uyağa uymak adında bir kasıntı yapılmış farkındayım ama 14 yaş. Çocukluk.
Kime yazmışım ben bunu,kimmiş bu kadar güzel olan.
Çok merak ettim,pekala öyleyse neden ayrıldık.
Kim bunun sahibi.
Acayip merak ettim şimdi..

project!

Evet,evet yaptım.
Çok şahane oldu be!

''Şeytanlarım''

Yosmadan kastımız kastınıza..

Kelebek kozayı bilmez..
Afişte,kendinden,varoluşundan bir haber,caka satar sağa sola..
Renklerinin müdavini olan diğer canlılaradır tüm çalımı..
Sevmiyorum seni kelebek. Sende bir böceksin,tırtıl halinden,varoluşundan belli.
2-3 günlük yaşamın için,sonrasında bir sokağın başında yada herhangi bir ağacın altında son bulacak yaşamın için fazla bu yaşam biçimin..
Hı,anlarım. Buda senin tarzın. Pekala.
Ama şunu unutma..
Konarsan avuçlarıma,hiç düşünmeden kapatabilirim ellerimi.
Sonrasında söyle bana;
Neye yarar o renklerinin anlamı,avuçlarıma pul,pul serpilmişken.. Ve hayatına kastım varken..
Ama dersen ki;

''avuçlarında ölmeye geldim..''
Yapma,söyleme..
İşte o zaman bende ölürüm kelebek..
İşte o zaman..

ay/gün/yıl

Düşüncelerime,düşüncelerine,herşeye.
Ben olamadım ki kendimde. Bir derin boşluk,huzursuz bir sessizlik..
Hayır. Kesinlikle. Kendimi aramıyorum. Ben zaten her zaman kendimdim. Bu yüzden bunları yazıyorum.
Düşündüklerim.
Yağmur yağıyor. Ve her zaman korkarım şimşeklerden. Asla çaktırmam o bir ayrı husus.
Bir avuç umut öyle değilmi. Gülümsetebilirmisin beni.
Hayır.
Artık öyle masumsun ki sende. Huzursuz bir kayıp vermiş gibi içim. Alışkanlıklardan öteye asla geçemedim.
Bazıları şöyle diyor.. yada neyse. Her neyse işte.
Tanımazsın sen beni. Yıllar önce bir kez daha yazmıştım sana. Cevabın gecikmeli.
Aradığını buldun mu diye sormuşsun bir defasında.
Aramadım ki ben birşeyi.
Sende huzursuzmuşsun. Yüzünden belli.. Tek bir sorun var şimdi.
Dar geliyor göğüs kafesim nefesime. Öyle büyük bir tutku ki yaşamak.
Bir defasında ''one of us'' söylemiştik seninle.
Heycanla tekrarlamıştık.. '' god is great..''
''İnancımı kıramadılar,aksine daha da inandım,en derine,en fazlasına,en dibine '' diyebilmeyi öyle çok dilerdim ki.
Hayat çok tuhaf. Gülümsüyorum ben yine sürekli.
Ama bir şey var ki.
Dediğim gibi.
Dar geliyor göğsüm nefesime. Bir şeyler çıkmaya hazır sanki,nöbette..
Kabuslar görüyorum. Oraya gidecekmişim gibi sanki..
Korkuyorum aslında.. Çok yalnız kaldım bu aralar,alışık değilim bu kadar sessizliğe.
Her günüm bir olay işte.
Susup kendime sorunca bir şey var diyorum. Bir şey. Tam görmek istediğim yerde olup asla göremediğim bir şey. Bir noksan,bir hata,bir diş eksik orda.
Belki bir nota. Hani tam o dizeyi tamamlayan ses olur ya. Bir türlü bulamazsın.
Onu arıyorum yıllardır. Öyle fena ki.
Hay aksi diyorum bazen,neden küfür edemiyorum dilediğimce..
Lanet okumakta bana göre değil. İnsan inançları uğruna küfürde edebilmeli.
Fakat şimdi onu yarı yolda bırakmaktan vazgeçiyorum. Aylar öncesinden verilmiş sözler vardı.
Hatırlıyorum unutmak istediğim tüm şeyleri..
Onun beni hatırlamak istemediği şekilde davranmayacağım. Sana verdiğim tüm sözlerimi tutarım bilirsin.
Şimdi yalnız kalıp doya,doya küfür etmek istiyorum. Benim hayatım hep bir eğlence.
Sadece saçmalamak istedim.
Özlemişim..
Hoşçakal..

Karısına,kızına.

Bulgaristan göçmenlerinin kullandığı kelimeler ve buradakiler neredeyse aynı fakat bazıları tamamen bizim anlamımız dışı.
Misal oradan eski yıllarda göç eden bir adam Çay yerine sok der. Öyle deniliyormuş ben ne yapabilirim.
Ama şimdi anlatacaklarımla kafanızda fotoğrafı oluşturun,hayal edin..
Çay yerine sok deniliyor ok.

Adam buraya yeni geliyor,karısı,kızı birlikte çay bahçesine gidiyorlar.
Garson gelip soruyor..

- Buyrun efendim. Ne alırdınız?
- Karıma bi sok, kızıma bi sok bana bi sok
- hönk (!) Ne?
- karıma bi sok diyorum kızımada sok banada sok. Hepimize sok.

ahuahua..
Ben ölürüm herhalde.
Garsonun aklından geçenlerde şöyle olsa gerek;

- karına sokim,kızına sokim da sana niye sokim..

Bir cinsim ben ya..
Komik ama.
Gerçekten komik,yazarken bile kahkaha attım yani.

Annemle

Yine annemle..

- Dedenin hattınıda bana verdiler.
- Öyle hatıra olurmuymuş ya,ne saçma.
- Bilmem bende anlamadım.
- Ah buldum.. Neden verdiklerini buldum..
- Neden?
- 3 aydır fatura gelmiyordu. Gelen faturayı sana kitlemek için ahuaha..
- ...

The sacred geometry of chance..

Sana bir şarkı yazmak isteseydim; Kesinlikle Sting'den alıntılar yapardım.
Onun diyezlerini kullanır,onun barelerine parmaklarımı dokundururdum..
Flütle bir kaç nota eksik basıp,geriye kalan boş satıları sesinle doldurmak isterdim.
Tıpkı bir hikayenin sonunda susup,devamını senin getirmeni istediğim gibi.
Eğer bir mimar olsaydım;
Tüm odaların içini kesinlikle sana bırakırdım.. Tıpkı çizimlerde kalemi masaya bırakıp devamını senin getirmeni istediğim gibi.
Çok güçlü birisi olabilseydim..
Eminim tüm desteğimi senden alırdım. Bedenimi beynine,ruhumu göğsüne yaslardım..
Şansın sahibi olabilseydim..
Ellerimle gözlerini kapatır,sadece beni duyabilmeni sağlardım.. Yanımda olmanın içimde oluşturduğu huzuru..
Ve sana bir isim gerekli olsaydı, yine senin ismini koyardım..
Tıpkı şansın geometrisi gibi..


'' i'm not a woman of too many faces.. ''

Şimdi sessizlik..

Ufaklık

Hangi çocuk bir cümleyi söyleyemediği için oturup bir buçuk saat boyunca ağlayabilir ?
Tabi ki benim yeğenim..

Kurmak istediği cümle;
Gidersen git.

- Gidersen..
- gider
- Git
- Sen git dersen
- Gidersen sen
- Sen sen sen..

benim kahkahayı basmam üzerine büyük bir çığlık kopar ve

'' söyleyemiyoyum! söyleyemiyoyum! ''
Diye oturup bir buçuk saat söyleyene kadar ağlar..

Bazen düşünüyorumda;
Bu yaratığı bu kadar çok severken,kendi çocuğum olunca bu sevgiyi nasıl paylaştıracağım acaba..

Gece dalgınlığı

Ben odamda ders çalışıyorum yenge hatun salonda film izliyor.
Msn'i açıyorum oda oradan açıyor.
Sohbet başlıyor;

- Benay film süper,gel beraber izleyelim
-hım.. Ne kadarını izledin?
- tam yarısını izledim ama ben sana özet geçerim
- hım.. Peki ne kadarı kaldı?
- Düşün bakalım. Yarısını izledim geriye ne kadar kaldı ?

Derin bir sessizlik.. Ardından toparlamam gerektiğini düşünerek;

- Ya kafam dalgın,ders çalışıyorum
- yok bence çalışma artık.
- Balkonda buluşalım.
- ooğğkeyy

Soru -El cevap.

''Ahmet Haşimin en iyi eserlerini topladığı kitabın adı nedir ''sorusuna

- The best of Haşim (!)
Cevabını verebilen tek mahluk benim herhalde.
Yok canım bilmediğimden değil,can sıkıntısı.
Kesinlikle öyle.
Evet.
Kesinlikle.

Oldies Geceleri.

Bizim oldies gecemiz bu gecemiydi yahu.
Hulk açtırdı arşivi yine. ( geniş çapta bir arşiv oluşturduk )
Tüh bak karıştı zaman.
Bu gece değildi,yok değildi.
Geçelim lütfen.

'' Hulk Orson Welles zamanı değil..''

fb.

eminim biraz daha uğraşsam ebemin değil anneannemin face'de hesabını bulabilirim.
Hayat müşterek.
Neden olmasın

Aney (!)

Odamda oturmuş,derse tamamen adepte olmuşken içeri anne hatun girer ;
- Sen yemek yemezsin ama yinede söylüyorum biz yemek yiyoruz.

Dedim ya derse odaklanmışım sadece,kafamı çevirip kim kim yiyorsunuz demek yerine

- Siz kimsiniz yeaa...
Çıkmış ağzımdan. Bizim hatunun tepkisi ;

- Ben babanın karısı yavrucum,akrabalık derecemizi bilemem ama babanın karısıyım ben.
- hu tamam bende babamın kızı.

p.s;
deli olduğumuzu söylemişmiydim?
Hım. Entresan çok tanıdık.

babama

  1. baba bana arabayı ver.
  2. bana arabayı ver baba.
  3. arabayı ver baba bana.
  4. ver baba arabayı bana.
  5. arabayı baba bana ver.
  6. ver arabayı bana baba.
  7. acıığ banaağ babaaağğ

On-ur

Sürekli sizi güldüren birisi olsun istiyorsanız size tek bir adam tavsiye edebilirm.
Onur.
Dünya tatlısıdır,şımarıktır,zekidir ve her daim sizi güldürebilir.
Bankada bile krize girebilirsiniz.
Ki şunuda es geçmemek lazım tatlı dilliliği üstüne de yoktur. Hele de size anılarını anlatırken.
Her dinlediğimde gözlerimden yaş gelene kadar gülmüşümdür.
Ve bunlardan en seçkinlerinide birlikte yaşadığımız olaylardır. Şiddetle dinlemenizi tavsiye ederim.

İltifat etmeyide sever,kocaman yeşil gözlerini yüzünüze dikerek. Az çip değildir.
Misal bugün geçen konuşmada,bir şeyler yerken ;

- Onur bunu yemelisin gerçekten çok güzel
- Sende çok güzelsin ama seni yiyemiyoruz
- hohuha. Pis.

gerçekten o bir böcek.
Dost,en güzel dost..