** 2


Sevgili bayım..
Size uzun zaman oldu yazmayalı..
Yazabilecek bir şeyimde yok belkide bu yüzden erteleyip durdum sürekli yazma işlerini..
Aslına bakılırsa pek bi içim sıkılıyor yazmak isteyince..
Şu sıralar içim bir garip,karışık..
Dün eski resimleri atmak için bakarken fark ettim aslında hiç birini atmak istemeyeceğimi..
belli ki çok eylenmişim o zamanlarda, onların yanlarında bu yüzden atmak yerine bir cd'ye kopyaladım hepsini sonrada cd tozlu bir dolaba aslı kalan resimler ise çöpe gitti..
İsimleri aklıma gelmeyen bir sürü dostu yad ettim bu gün bilirsiniz yine elimde kahvem..
Camın soğuk mermerine dirseklerimi dayayıp dışarıyıda seyrettim az buçuk, içim açılsın maksadıyla..
Deniz kokuyor bu zamanlarda bu şehir nefes borumu yakabilecek derecede bir deniz kokusu..
Sizin yaşadığınız şehirde denizin bu kasvetli havasını taşıyormu sokaklarında ?
Bu zamanlarda böyle olur ya hep..
Bilirsiniz hep aynı..
Bir dolu çikolata yedim yine sonrada hiç usanmadan hepsini kustum,kustum,kustum..
Sadece anlatmak istedim..
Dirseklerim üşümüş olmalı hissedemiyorum..
Dedim ya içim bir karışık şu sıralar..
Takvimde koparılmayı bekleyen bir sürü yaprak ardında,
Hoşçakalın..

Not..
Göndermiş olduğunuz hayalleriniz için teşekkür ederim..
Ruhuma uymadı gerçi sanırım biraz kilo almış düşüncelerim en kısa zamanda arınıp eski formumda deneyeceğim..
Sahi..
Az daha unutuyordum..
Haley James Scott - Halo dinliyorum..
Tavsiye ederim..

Resmiyetten sıkılıp aksanı bozuk bir şekilde son veriyorum yazıma..
Yazmanı bekleyeceğim.. Hoşçakal..

Mor Yel..

Küçük bir bavul..
Az eşya..
Azmı kalınacak gidilen yerde ?
Yoksa artık geride kalanlara ihtiyaç yokmu..
Masaya henüz koyulmamış bir bilet..
Kim bilir kimlerin eli değecek..

Eskilerden bir kaç şarkı var playstimde..



Yakın gel.. Uzak mor yel..
Çünkü uykular çok güzel..

Eskiye dair ne varsa ..



Kırdığım düşün giriş katında buldum, sakladığım ve hayata dair ne varsa..
Kulağımda bir şarkı. Fısıldar biçimde hitap ediyor şahsıma..
Ellerimde parça,parça ışıklar..
Parmak uçlarımda,dudaklarımın kenarında..
Masaya dökülen su kurumaya yüz tutmuş bense akıp gidiyorum hayata masanın kenarından damla,damla..
Garip bir bulmacadır kestiremiyorum tam olarak neyi istediğini..
Sahi..

Kurur mu hayata dair ne varsa sırıl sıklam olan parmak uçlarımda ? ..



Not..
Bir sancı değil bu..
Küflenmiş düşlerin sendromunda yeniden nefes almaya çalışan bir fısıldanış sadece..
Kulağın duyabileceği şiddetten çok daha fazla istekli..
Belkide bu yüzden..
Bu yüzden duymamalı,bilmemeli..

Balıklar..


Ellerimin altında titreyen zaman..
Sinek kovalar gibi ufak bir el hareketiyle dağılan sis..
Ben hiç kimse olamadım kendimden başka..
Ki hoş.. Kendimde olamadım çoğu zaman.. Kızmadımda,yargılamadımda kendimi..
Ama umursadım hep, köşeden utangaç bir tavırla kendime baktığım zamanları..
Çocuktum kırılgandım..
Hiç büyüyemedim aslında.. Kim karşıma çıkıp savunabilir ben büyüdüm diye ? Hiç mi yok içinizde o çocuksu istekler ? yatağın üstünde delicesine zıplayıp,ardından kocaman bir bardak süt içme isteği.. Sahi yokmu gerçekten ?
Bana hep gelir arada.. yağan yağmurda inadına çıkarırım şapkamı..
Su birikintilerinin üstüne zıplayarak berbat ederim çamurlanmasın diye yolda titizlikle yürüdüğüm kotumu..
Hiç kimseye yazılmış bir şiirim,yazım yok benim..
Hep kendime yazdım aslında,üçüncü tekilde bendim birinci çoğulda..
Kendimde sevdiğim hiç bir yön yok iken megolomanca tavırlar sergiler haldeyim ama merak etmişimdir hep, kendini sevmek ukalalık, kendinden nefret etmek nankörlük ise..
Nedir benim hitabım ?
Kendim akvaryumun dışındayım,içim akvaryumda balık biçiminde..
Hep bir cam var içimle,ben arasında..
Sıcaktan çatlayan, soğuktan buğulanan bir cam..
Hep bir el var bizi daima birbirmizin parçası olmasını sağlayan..
Kırılsa cam kesse ya eli..
Özgür olsak defnederken bir balık cesedini..

Playstim...
mvö - Balıklar..
Eski bir şarkıdır..Çok sevmiştim bir zamanlar kendisini..

Girdap..


Kucağıma düşen göz yaşlarım kadar zaman dilimi..
Onların düşüşünde ki çıkan ses kadar feryadım,figan..
Bu gün parmaklarımdan su zerreleri süzülünceye kadar ıslandım. Ne şikayet ettim ne montuma sarıldım.. Gözlerim gök yüzüne bakarcasına sadece ıslandım..
Ve hiç anlatmadım..
Kepenkleri inmiş bir ilkbahar akşamı hüznüme ortak oluyor..
Nefes aldığım bu evde benden başka hiç kimse yok benimle aynı nefesi alabilen..
Aklımda başka düşünceler,ellerim başka heveslerde..
Yakın bir zaman önceydi mutlu görmüştüm kendimi aynada güzel olduğumu sanmıştım o an için..
Sonra yapmadığım bir şey hayatımı alt üst ediverdi..
O an daha bir farklı bakıyordum aynada şaşkın ve kusmak istercesine bir ifadeyle..
Peki ya kimse vermeyecekmi tüm bunların hesabını..
Hayat hesabın arasına sıkıştırılan para kadar mı basit ?
Ödeyemezlermi döktüğüm göz yaşlarını.. Ödemeliler fakat çok yorgunum..
Uyumak,uyumak istiyorum..
Kimseyi tanımadığım bir şehirde yeni dostluklar kurmak istiyorum yalan söyleyemeyen dostlar..
Anlatmak istiyorum itirazsız dinlemelerini..
Bu evde birilerinin yaşadığını hissetmek istiyorum..
Tanrı kavramı..
Artık sana inanmıyorum..
Umrumda değilsin ( iz )

Ve..
Mutfak kapısı aralığında şu konuşmayı duydum..
- Benay nerde ?
- Banane..
- Nasıl ?
- Aman bırak beni ilgilendirmiyor ne hali varsa görsün..
- Peki..


Ben buldum..
Ben buldum..

Su-doku


Ağladıkça tükenirmi
gözyaşlarımız ?


//
Bu gün bitmediyse asla bitmez hıçkırıklarım..
İçimde karnıma bastırarak tuttuğum baloncuklarım..

Spider love..


Yağmur yağdı bu gün..
bembeyaz bir yağmur bahara merhaba..
Odamın camından gülümseyerek izledim gelişini.. Az sustum çok konuştum bu gün..
bana değer veren dostlarımı anımsadım,onlar için gülümsedim,şarkılarını dinledim..
Bir resim çıkardım çantamdan..
Sevgilime ait olan..
Bakmama gerek yoktu yüzünü okşamak için ezberledim ben bu haritayı daha öncelerden.
İçimde ki kötü kızı susturup bir şeyler karaladım kağıtlara..
Size,bize dair içimizde ne varsa..

Playstim; Anima - O kadar mutluyum ki..

** Kağıda karalanmış bir kaç satır..
Ve bilirsin..
istediğin kadar sarıp,sarmala onları..
Gitmek isterlerse giderler..
Ağlarsın kendini avutmaya çabasız,hıçkırıklar..
Banyoda ki aynaya karşı kalemin akar gözlerinden.
Oysa şimdi ne kadarda çirkinsin(im)..
Tıpkı o sen gibi..
Önce gideceklerini kabullenmelisin yola çıkmadan önce
Kim neyi sonuna kadar saklamış ki avuçlarında ?
Hah..
Herkezin tuttuğu kendine..
Önce gideceğini kabullenmelisin asla izin vermeyeceğine yemin ede,ede..


Ama lütfen gitme..

İlişik bir not..

Bol disiplin kurulunda geçen bir gün..
Kurallar insanlara göremi uyarlanır insanlar kurallara göremi ? Çözebilmiş değilim..
Sinirlide değilim.. İyi ki yaptım..
Bir daha olsa bir daha yaparım..
Sorun yok..
Kıskançlık krizlerim hat safada bu günlerde..
Neyi ve kimi kıskanıyorum.. neye göre..
Anlamsız ve manasız.. Biliyorum saçmalık (!) olduklarını ama yinede..
Devam devam !
Kendim olabilmeyi öyle çok özledim ki..
Dokunmayın bana..
Kendim olana denk..

Son olarak..
Carbon'a ithafen;
Aşk'ın tanımını yapmışsın ya uzun uzun..
Gerek yok..
Aşk sadakattir..


1,90'lık yavruşumu seviyorum...

Cadı Kazanı..


Elinde ki bardağı düşürdü yere..
O hala konuşuyordu fark etmeden,durmaksızın birbiri peşisıra dizilmiş cümlelerini saçıyordu etrafa düşünmüyor,bilmiyor susmuyordu..
dayanamadı en sonunda..
İniltiyle karışık bir sesle;
Sus.. dedi. Bir anda sustu o kadar hızlı konuşurken nasıl duyabilmişti bu derinden ve bir o kadar da alçak gelen sesi ? Ama duymuştu işte..
Sustu lafları boğazına dizilmişçesine yutkundu hala oturuyordu olduğu yerde yüzünde anlamsız sevimsiz bir ifadeyle..
Oda karşısına oturdu.. Yüzüne baktı aslınd ane kadar da çirkin bir yüzü vardı maskesinin altında.. Adam bunları bilmeden ellerini tuttu onun masanın üstünden kendine doğru çekerek.. Düşündü kadın.. Bu eller.. Bu eller kim bilir ondan bir haber kaç kadının uvzuvlarında gezinmişti. Sinirlendi biraz çekti ellerini usulca, konuşmak istiyordu bu defa gerçekten konuşmak..
Kalktı çekmeceleri karıştırdı hırsla yere saçıyordu bir çok şeyi aldırış etmeden aramasına devam etti..
Aylardır içmediği sigara paketini buldu.. masanın üstüne koydu.. Fakat içmiyordu, adam şaşkınlıkla konuşmaısnı bekliyordu onun.. Ve başladı..

- Gitmek istiyorsan bu defa tutmayacağım seni..
Adam biliyordu bunları kendini savunurcasına söze atladı
-ben senin için önemli değilim ki zaten ! Sen arkadaşların ne isterse yapıyor bütün vaktini onlarla öldürüyorsun.. Ben neyim ki zaten ! üzgünüm.. Daha fazla devam edemeyeceğim ! Eklemek istediğin bir şey varsa ekleyebilirsin ! diyeceklerim bu kadar..
Kadın hiç şaşırmamıştı.. O hiç değişmiyordu artık eskisi kadar da harika değildi gözünde..
- Git öyleyse haydi dedi kadın.. istemiyorum daha fazla seni zaten.. Lütfuna ihtiyacım yok artık.. Git..
Hiç bir şey diyemedi adam ağzından sen benim için başkasın gibisinden cümleler çıktı içi bir sürü ıvız zıvırla kaplıydı sevilesi bir yanı yoktu..
Kalktı..
Sandalyesi yere düştü üstünden geçerek kapıya yanaştı sertçe açıp kaıdnın hala bir şey demesini bekliyordu ..
Kadın hiç bir şey demedi hala orada oturuyor sessizliğini koruyordu..
Ve adam bu sefer gerçekten kapının dışına çıkmıştı..
Korkak bir ördek yavrusu gibiydi. Şehirin arabaları,ışıkları ona peri masallarında ki güzellikler gibi görünmekten çıkmıştı..
Anlamsızca değersiz bedenini savurdu gideceği istikamete..
Elini kaldırdı ve..
- taxi..
İstanbul'a veda..

Kadın adamın gittiğine emin olduktan sonra paketten bir sigara çıkarttı..
İçecekti.. Son kez onun şerefine..
Çakmağı kavradığı anda durdu.. Beş oara emez bir herif için değmemeliydi..
Yakmadı.. Paketi çöp kutusuna attı..
Odasına girdi artık pek vakit ayıramadığı kedisini kucakladı..
Uykuya daldı..

Pastoral Senfoni..





Başlangıçta söz vardı..
Söz tanrı ileydi,
Söz tanrıydı..
Ve söz ete,kemiğe bürünüp,

Aramızda dolaştı..

Septik mırıldanış..



Bir konser çıkışı evin yolu..
Aklımda hiç bir şey yok.. Kaç kişi beni dinlemiş kaç kişi eşlik etmiş, ritm tutmuş bacağıyla şarkıma.. Umursanılası şeyler değil..

Rüzgar saçlarımdan içeriye okşar gibi süzülüyor omuzlarıma..
Ağzımda dağılan, yüzüme bulaşan browni.. Bir adam geçiyor yanımdan hızlıca, atar gibi kendini kaldırımlara üstlerine doğru yürüyor sert adımlarıyla.. Acelesi vardır belki de .. Kime ne..
Demir parmaklıklara parmaklarımı sürte,sürte geçiyorum yoldan,omuz silker gibi tüm inandıklarıma..
Kulağımda ki şarkı zihinimi feth eder gibi olsada onuda erteliyorum bir kenara..
Dokunduğum demirlerde bırakıyorum tüm düşüncelerimi..
Başlıksız rolleri..
Biter ümidiyle tırmandığım yokuşlar..
Evimin tam altındalar..



'' Geleceksin.. belki çok seveceksin? Zamanı gelince gideceksin ?
Bir keşkeye daha yer yok kalbimde.. Birlikte ölecekmiyiz ? ''

di ..




Çıplak ayakla asfaltta yürüsem..
Ayıplarlarmı beni ?

Simya..


Bir cafe sohbeti kadar masumaneydi gülüşüm..
Önce dik durdum sonrada kamburum çıkasıya saldım kendimi..
Büyümenin satırlarını sildim defterlerinden. Ben uyurken, peter pan diye bir şey vardır dercesine..
Bir kız tanıyorum.. Güzel ve kaba. Sürekli aynı yerde karşılaşıyoruz ..
Üç adam var yanında.. Kim olduklarını bilmiyorum akraba yada arkadaş..
Birde sürekli taktığı bir çantası var üstünde bir sürü yazılar olan..
Karmakarışık ve çok çirkin..
Baktıkça özlüyorum..

Annemin anlattığı masalları..

Satırsız sayfalar..





Suskunsun dedi..
Her zaman ki halim dedim..
Yo.. hayır bu sen değilsin dedi..
Aynaya baktım
Banyoda ağladım ağladığım anlaşılmasın diye..
Oda sustu..
Odalar boyu konuştuktan sonra oda sustu..
Durgunsun dedim..
Uykum var dedi..
İyi geceler o zaman dedim zorla tebessüm ederek..
Satır aralarında yaşıyorum son günlerde. dedi
Anlamalıydım! Dedim..
Bilmiyorsun ki dedi
Biliyorum..
Kelebekler sadece bir gün yaşamazlar.. dedim..
Elleri ellerimde


Ve uyudu..

Su ve yeniden..




Ayaklarımın üstünden geçen su..
Hafif soğuk ve merhametli gibi tenimi acıtmamaya..
Sessizce kayıp gidiyor ellerimden.. Damla,damla düşüyor yere,parçalanınca binlerce gölge eşliğinde..
Sessizlikte ılık sesini duyuyorum dingin bir yağmur yağarcasına şehre huzur veriyor sırtımı yasladığım bu soğuk mermer..
Soğuk işliyor sırtımdan doğru içime.. Ruhuma kadar.. o yüzden şimdi bu denli soğuk ifadelerim,konuşma tarzım..
İki elimi yan yana getirip avuçlarımı açıp biriktiriyorum suyu ellerimde..
İçinde bir balık yüzebilecek kadar çok su dolmalı avuçlarıma! Keşke.. Parmaklarımın arasından hiç akıp azalmasa..
Yüzüme dokunuyorum, seninde yüzüne dokunurdum.. Sıkıntıdan olsa gerek ya yüzümde ki bu olan kabarcıklar..
Okuduğum kitapları,sevdiğim rolleri,hoşlandığım şarkıları,tattığım hayatları düşünüyorum suyun eşiğinde çok şey yaşamışlığım var çok az zaman dilimi içinde..
Bir anda kaybolup bir anda yaşayıp bitiriveriyorum işte bir vantuz gibi emerek zamanı..
Havlunun şefkatini tenimde hissediyorum, suyun merhametinin yanında havlunun ki sanki varolmamış bir hissiyat gibi..
Sırtım buz gibi hala.. Geçemedi gitti ruhuma yansıttığı soğukluğu.. Dudaklarımda birkaç saat öncesinden kalma dondurma tadı.. Vişneli.. En sevdiğim..

Her şeyin en güzeli olsa gerek yeniden başlamak,yeniden yazabilmek..
Ve yeniden.. Merhaba, en sevdiğim duraklar..

*** Dilimde dolanan bir dörtlük.. Son iki satırı şiirin aslını anlatıyor..
Zamanında kime yazıldıysa ( ki sanırım Hatice adında bir hatuna.. ) güzel yazılmış en azından hissederek.. buraya not düşmeye değer..

A s l o l a n H a y a t t ı r . . .
B e n i U n u t m a H a t ç e m ...

Veda..


Sanki çok başka bir gece..
Bir gece başlamıştım yine bir gece bitiriyorum..
Parmaklarımda ışık buketleriyle yutup tüm boğazımdakileri gülümsüyorum sana,bana,ona inatla..
3.çoğul şahısları kullanıp mişli geçmiş zamanları ekliyorum yüklemlerine..
Elimde kahvem.. Can'ın dediği gibi yine aynı ben..
İçim simsiyah sanki öksürdükçe biriktirdiklerimi fark ediyorum artık ne kadar isteksizleştiğimi..
Aklımda bir sürü eski anı,bir sürü eski dost.. Yaz'ı düşünüyorum.. Ne güzeldi..
Hep hatırlanmak üzere yer edinmiş aklımda.. Oysa bu kışta bir çok şey kazandım kaybettiklerimin eşiğinde..
Avuçlarıma düşmüş notalar kapadıkça sımsıkı inler gibi şarkı söyleyişleri parmaklarımın kenarından taşıp,kaçışları.. ve ah yine o sessizlik..
Hiç bitmesin isterdim hiç bir şey.. Tıpkı herkes gibi bende pişmanım geçmişim için..
İyi birisi olmayı öyle,öyle çok istemek..
İçim bir buruk.. Sigara dumanından olmasın sakın ? Bilmem..
kalın bir kitaba başlayacağım,bitirdiğimde herşey eskisi gibi olacak..
Ailem benden memnun olacak.. Dostlarım yeniden ellerimin içinde.. Sevdiğim bir kaç adam kapının eşiğinde..
Başlamak gerek bitirmek için.. ben bu gece başlayacağım hiç olmayan kitabımın en güzel sayfasına..
Yazmadan geçen her gün için bir not düşeceğim takvimin yaprağına..
Işık demetlerimi biriktireceğim başka bir şehrin başka bir sabahı için..
Ve..

Svep sana veda edemedim özür dilerim.. Hayalimde ki yere gidiyorum ilk sabahla:) Uzun bir süre orada yaşayacağım.. Bilmeni istedim :)
Kısa metrajlı dolu,dizgin bir çılgınlıktı tüm yazdıklarım.. Daha büyümüş bir ben olarak döneceğim..
Herşeyin iyisiyle kalmanız dileği ile..

Silent...
-- Son olarak Playstim.. Ardından..
son bir anim var seninle..Gitsen bile kal benimle.Gerçekten istesem geri dönermisin?
gözlerimde dondun o soguk yüzünle..
son bir anim var seninle.. Bitsin zaman sen kal benimle.Gerçekten istesem geri dönermisin?Gözlerimde kaldin o güzel yüzünle
orda iyilerin yaninda herseyden uzakta oldugunu bilmek
yeterdi aslinda beni duyuyorsan gel gir rüyalarima.

son bir anin var benimle,sen uyurken elim elinle.

Yandinmi söndünmü ordaydim gördünmü?Kayan yildizlarla geri dönermisin?
Yandinmi söndünmü ordaydim gördünmü?Kayan yildizlardan tek dilegimsin.

Kustum sessizliklerimi




Aslında yazabilecek hiç bir şeyim yok..
Manasız polimiklere girmiş,çelişkili cümleler kurmuş ve kendimle zıtlaşmış durumdayım..
Faili zaman.. Geçip gidiyor akmayan süreçte..
Anlatabilecek öyle çok şeyim var ki hiç bir şey olmayan aklımda..
Bulduğum zaman anlatacağım..
Ama önce sevmem gerek gerçeği..
Kişiliğimin aynaya yansımasında ki gördüğüm beni sevmemekteyim..
Daha farklı şeyler yapmam gerekli.. Ne bileyim..
Belkide.. Evet..
Şimdi için söylenebilecek fazla cümlem yok..
Uzun bir süre ara vermek adına,
Hoşçakal..

Not..
11,08,07' de kendi adıma yazdığım bir kuram..
Bir süredir onay bekliyordu.. başvurum kabul edildi..



Yağmur..


Yağmur yağıyor bu gece..
Odama yansıyan sokak lambasının dibe vuran ışığında görüyorum damlaları peşi sıra kayan yıldızlar gibi bir,bir düşüyor zemine..
İniltili ve bir o kadarda ıslak seslerini dinliyorum çınlayan uvzumda narin bir elin titrek dokunuşları gibi..
Günlerdir yapmadığım bir şeyi yapıp pijamamın içine tshirt'ümü giyiyorum üşümemek adına.. Kol ağızlarımdan çıkan kol ağızlarını uzatıyorum parmaklarımın ucuna kadar sıcacığım şimdi..
Bekliyordum ben bu yağmuru son günlerde gizlice gülümseyen bu bahar havasında ve sonunda ' çok bekletmedim ya ' dercesine doğuyor geceme ..
Koşuşturan insanlar geçiyor penceremin altından gülümseyerek selamlıyorum ıslanma kaygılarını derin bir nefes alıyorum kokusu sinmiş toprağı öpercesine, derin bir nefes alıp bırakamıyorum..
Şekersiz kahvemi yapıyorum tam bu havanın en güzel mezesi diye yudumlarımdan büyük bir bardağa ve yudumlarımdan küçük bir şekilde içiyorum tadı damağımda kalmışcasına..
Gülümsüyorum bu gece olan biten herşeyin imzası gibi sanki, manasız,sebepsiz,yersiz bir gülümseme yüzümde kendinden emin olan adımlarımın ardında..
Eyleniyorum bu günlerde avuçlarım terlemeksizin koşuşturmacalarda..
Üç kız kalabalık sokakların ardında kahkaha ile ilerliyordu bu gün güneşin batmak için hazırlığını yaptığı sıra..
Gündüzden çok farklı oluyor artık bu şehirde geceler.. Daha albenili ışığa karşın gecenin koyu rengi..
Gecenin anlam ve önemine layık bir şarkı playstimde;
Bertuğ cemil - yağmur..
Testlerin nazik ve bir o kadarda acımasız sorularına yorgun düşmüş gözlerim kapanmaya nöbet tutuyorlar şimdi.
Aklımda bir sürü gereksiz anı, parmaklarımı saymada kullanmamı gerektirebilecek kadar geçen gün sayısı..
Ve..
Gereksiz bir yağmur yağıyor bu gece şehrine tüm gerekli ıvır-zıvırlarına taş çıkartırcasına. Gereksizliğin aslında ne kadar gerekli olduğunu kanıtlayan bir yağmur düşüyor bu gece şehrine..
Dilimde Küçük İskenderin manalı mısraları şehrinize doğacak güneşin beklentisi içinde iken siz..

'' Bir kadavra sessizliği ile ... ''

Sözler anlatır..

Sen güzel kadın..
Hiçmi mutlu olmadın ? Hiçmi sevmedin ?
Hepmi yarım kaldın..

Parçalı hüzün..



Bugün..
Okuldan yeni çıkmış sallana,sallana umursamaz abest tavırlarla olur olmadık şeylere gülerek otobüse yetişme kaygısı umurumuzda olmadan yürüyorduk caddede..
Bir arkdaşın seslenmesiyle irkildim..
'' Bak tam senlik! Şu yanda ki gitaristmidir öyle bir tipi var ''
Hadi be sende tavırlarıyla bakdım yan durağa..
Evet :) oydu..
Beni gördü.. hemen telefonunu eline alıp kurcalamaya başladı görmedim tavırlarında sadece otobüs bekliyorum tavırlarında..
bende görmemiş gibi yaptım.. Mp3'ün düşen kulaklığını tekrar taktım kulaklarıma..
tamda şarkı çalıyordu ya.. When you're gone..İnanılmaz bir ağlama isteği..
Kaçar adımlarla uzaklaştım otobüs durağından arkadaşlarım peşimde otobüse buradan binmiyormuyuz sorularıda ardımda..
İlerde ki bir durağa oturdum..Tam 2 otobüs geçti yanımdan.. Binmedim..
Düşündüm..
O an telefona sarıldığında eskisi gibi direk beni arayacağını düşündüm sanırım..
Paranoyakça bir düşünce biliyorum..
Önce ki senelerde görüyorduk duraklarda birbirmizi..
Koşarak boynuma sarılmalar,hafif tebessümler.. Aklıma bile gelmezken neredende gördüm seni.. Keşke bir saat daha kalsaydım okulda diye iç geçirmeler beynimi işgal altına almış durumda..
Derken bir msj telefona..
'' Lan benay bil bakalım kimi gördüm ! '' Sadece ufak bir tebessüm mesajın karşılığı..
Otobüs geldi.. Bindik biz.. Geçerken diğerlerinin gözleri heycanlı benimkiler ise donuk bir şekilde baktık geçtiğimiz durağa otobüsün camından..
Durak bomboştu..
Hava bugün parçalı hüzünlü..

Huzura kombine..


Anlamlı olan bütün sözlerimi koydum masamın üstüne..
Eskimiş,unutulmaya mecali olunmayan hayallerimde yanında cabası..
Parmak uçlarımla ittim onları her bana doğru koştuklarında.. Öylesine yukarıdan seyretmek onları..
Penceremin hışırtısı tüm bu sessizliği bozan mükemmel ürperti.. Dalgalanan ışık demetleri; ellerime,parmaklarıma,yüzüme çarpıp,çarpıp geri kaçıyor yaramaz bir çocuğun körebe oynayışı gibi..
Ağır başlı bir gece meltemi esiyor sanki kış bitimi odamda.. Septik düşüncelerin epik çözümleri gibi terliyor avuç içlerim..
Bir dergi kapağında görüyorum o hep dile getirmeye çalışıp her defasında seçebilecek kelimem kalmadığı için nutkumda kavis oluşturmuş resmi..
Dikkatlice yırtıyorum.. Artık benimle..
Karanlık odamda cama doğru yaslanıp cebimden çıkartıyorum resmi.. Cebimde kalmakdan rengi solmuş ve bir hayli buruşmuş olan bir kağıt parçası değil bu sadece..
Yada öyle.. Kime ne..
Gözlerimi hafif kısarak ışığa doğru kaldırıyorum resmi saat yönüne ters oranla yavaşça döndürüyorum parmak uçlarımda.. Miğdem bulanırcasına.. her şey bir varsayımdan ibaret onlara göre..resmim,kendim,odam.. Nesnellikte bunun promosyonu.. kanıtlama maksadında..
İşte..
Bu bir varsayım ise eğer.. Yaşadıklarım aslında hiç yaşanmamışsa..
Nesnellik yerine öznellik kullanmaktan yanayım..
yaşadım dercesine..

Deep not:
Sana ve bana itafen ;
Huzura kombine bir bilet aldım..
Sen seversin.. Tek bilet tek bir bedenmişiz gibi..

Düş'e kabin..


ne buz gibi nede sıcacık bu gece..
Normal alal ade sıradan bir vakit.. Her zaman ki çaldığımız vakitlerden bir buket belki de.. Suskunluklarımın dolu dizgin boğazıma kadar yerleştiği anda hiç beklenmedik bir msj telefonda..
Tubili'm.. :) Sanırım yaklaşık 3 sene oluyor görmeyeli,görüşmeyeli..
Bir gitti yeniden geleceğim diye 3 sene oldu :) Kızamıyorum ya ona.. bayağı bir yoğun,soluksuz konuşmadan sonra telefonlar kapatıldı tekrar görüşmek üzere denildi..
rahatça anlatabiliyorum ona her şeyi.. Belki de çok uzakta diye oda anlatıyor anlatmasına ama dinlemeyi daha bir çok seviyor..
Birlikte ne zamanlarımız oldu..Plotonik aşklarımız,okul bahçesinde henüz liseye yeni başlamışken gitar çalmalarımız,dönerciye gidip pasta yemek istiyoruz diye abesliklerimiz..
En güzeli unutmamak,unutulmamak olsa gerek.. Öyle bir zamandayız ki dün yaptığımız şeyleri hiçe sayarak unuturken nasıl oluyorda bu kadar net hafızamda..
Şaşıyorum kendime kimi zaman hani o ard,arda gevezeliklerim olduğu anlarda..
Çıkarttım bileklerimden saatimi,derilerimi,bilekliklerimi..
tatlı bir tını var playstimde.. Saçlarım bukle,bukle dökülüyor gözlerimin önüne..
Değiştim bir anda büyürcesine ama hala oyuncaklarını ayak direterek geri isteyen bir çocuk misali..
Bu gün fark ettim.. Aslında insanın içinde hep var bu çocuksu duruş..
telefonu kapatmadna önce ki son konuşmada..
'' - Sana bir şey söyliycem ama sır sözmü!? - Oyuncaklarımın üstüne yemin ederim ki!! ''
Ve tatlı bir kahkaha iki taraftanda..
İnsan büyüdükçe hayalleride büyürmü ? Yoksa ters orantı kurmayı öğrenip dahamı azıyla yetinmeye,yutkunmaya çalışır ? Boğazında ki o yumru zamanla eriyip kayıpmı olur yoksa durdukça guatr hastalığna yakalanmış bir insan modelinemi dönüşür..
Prematüre hayaller bunlar..
ve son olarak..
Tüm sevdiğim adamlara..

Sen olmasan buralara gelemezdim ben..
Sevemezdim bu şehri anlamazdım dilinden..

Üstü kapalı açık oturum..



Seviyorum gizli konuşmalarını..
Üstü kapalı ima edişlerini.. O an anlamıyorum tabi ki.. Sonradan,tekrar okuyunca farkına varıyorum varılası şeylerin.. Çok konuşuyor,hoşumada gidiyor..
Anlamını bilmediğim kelimeleri hitap biçiminde kullanıyor. Onu takip etmek zor yaramaz bir çocuk gibi.. Nerde, ne yapıyor önceden tahmin edilemez.. Şayet yerini bilmesem ..
İçinde tutamıyor hiç bir şeyi.. Söylemek saklamakdan daha yeğdir diyor ve anlatıveriyor..
Dinliyorum.. Bazen sıkılıp dalıp gidiyorum.. Dürtercesine beni adımı söylüyor toparlamaya çalışıyorum olmuyor.. Oda zaten anlıyor..
Olur olmadık yerlerde 'Rahatsız ediyorum kusura bakma ama ' diye söze başlayıp sonunda ise ' sadece konuşmak istedim ' lafı ile bitiriyor cümlelerini..
Siyah kağıttan,beyaz kağıttan bahsediyor daima.. benim için hiç bir şey ifade etmeyen bu sözcükler bell ki onun için büyük önem taşıyor dedim ya anlayamıyorum..
Şimdi.. Tüm bunları niyemi anlattım?
Bilmem.. Alışkanlıklarımdan vaz geçiyorum..

Çekirge..

Yine yalnız başınayken bir ay içinde geçirilen ikinci trafik kazası..
Yine araba hurda..
Çekirge..
Bir sıçradı.. İki sıçradı.. Üçüncü olmasın lütfen..

Bir Avuç Işık..


Koca bahçede ki soğuk bankta oturuyorum..
Başımı soğuk beton masaya yaslamış mp3den çıkan seslere uyum sağlarcasına ritm tutuyorum parmaklarımla..
Her vuruşumda dağılıyor güneş bin parçaya.. Yayılıyor masaya her bir zerresi.. Sonra akıp gidiyor masanın köşesinden sonsuz ufka..
Umursamaz bir tavırla ritm tutmaya devam ediyorum,tüm sevdiklerim için..
Şarkı hızlandıkça derimi parçalayıp çıkmaya çalışırcasına vuruyor kalbim soğuk beton masaya..
Dökülüyor yaklaşık yarım saat önce aldığım ama hala sıcak olan kahve parmaklarıma..
Akıyor damlacıklar parmaklarımın ucundan.. Elimi hafif kaldırıp izliyorum parmaklarımın ucunda direnen damlaları.. Cebimden çıkarttığım bir mendille siliyorum parmak uçlarımı.. İşte tüm çabaları buraya kadar..
Şarkıda bir söz dolanıyor dilime.. '' Belkide o gece.. Şimdi düşündükçe aptallık etmişim..'' Aklımın en ücra köşesinde kalan hayali canlandırıyor unutulmaya yüz tutmuş bu tekrarladığım sözler..
Gittikçe daha da soğuklaşıyor soluduğum hava,gittikçe daha sönükleşiyor gözlerime çarpan ışık demetleri..
Bacaklarımı birleştiriyorum.. Hafif başımı kaldırıp bakıyorum çevremdekilere..Aynı tepkiyi karşı bankta oturan çocuktan alıyorum.. Kollarının altından hakim tüm dünyaya..Göz göze geliyoruz,hala etkili olan güneş alıyor gözlerimi.. Çeviriyorum başımı.. Uyuklamaya devam edercesine... Süzülüyorum yorgunluğun kucağına..
Playstimde dönüp dururken aynı şarkı..(Popcorn-Yarım kalan şarap )
Sanki birine benzetiyorum onun bu halini..
fakat hatırlayamıyorum..