Kişi başına bir yalnız..


Çok adam tanıdım,çok kadınla konuştum yelkovanın akreple savaşında..
Ağlama küçük aptal peri..
Zerafetin kadar küstahlığın var omuzlarından dökülen saçlarında..
Eski türk filmlerine takılı kalmış, pavyon emeklisi bir şarkıcı gibisin..
Pilesi bozulmuş eteklerin hiç mi rahatsız etmiyor seni yürürken...
Gördüğün her köprüde inip boğaz havasını içine çekmeye çalışıyorsun,nefes almayı çoktan unutmuş bedenine oksijen verme niyetinde..
Her konuştuğum adamın içindesin aslında,
Biraz yosma biraz kendi tavrınca.. Gülümsüyorum sana, son derece batılılaşmış bir dille..
Düşeceksin bir gün bu eteklerini savurduğun yollarda, biliyorum..
Avuçlarımda öldürmüşüm ben sana getirirken kaçmasın diye sıkı,sıkı tuttuğum kelebekleri..
Şimdi diz çöksen silinir mi ellerimden o pullar,bıraktıkları vedalar..
Yürüme İstanbul sokaklarında..
Bırak kız kulesi yalnız yesin akşam yemeğini..

Tavanda rüzgardan dönüyor pervane..
İniltili bir sesle şarkı söylüyor duvarlarıma..
Çok okumuyor,çok yazmıyorum son günlerde..
yeni akustik şarkılar keşfediyor yeni gruplara göz atıyorum..
Sayfaları eskimiş günlüğün bir anlamı yok bu zamanda..
Sahi..
Onun derdi kiminleydi?

Önemsemek? Efendim?


Önemsedikçe önemsizleşiyor bazı ayrıntılar..
Ayrıntılara takılmamak gerek..
Şu konuşmayı yaşadım bu gün..
''içim bir buruk '' dedi bana..
Neden diyesim geldi..
'' merak etme senlik bir durum yok '' diye yanıtladı münasebetsiz!
'' benlik mi! ne alaka! ''
'' Yani seninle alakalı değil sen burkmuyorsun içimi.. ''
Unuttum seni der gibiydi,yada al buda sana kapak olsun, laf öyle sokulmaz böyle sokulur deyip heyecanla benim ani şok geçirmemi beklerken yüzünde ki o kocaman ve bir o kadar da boş gülümsemesini hazırlar gibiydi..
Derin bir uf çektim içimden yapma ya çok üzüldüm dercesine..
Birbirini ana yolda sollamaya çalışan iki arabadan önde olanın arkadakine yaptığı gibi gülümsedim ona..
Bir o kadarda keyifliydim..
Bozmasaydın keşke kendini,zorlamasaydın bu kadar..

D.N..
Gülmekten ölebileceğim bir konuşmaya şahit oldum otobüste...
' Evladım ışıklarda.. '
' Evladım dursana! '
' Ay ay geçtik ışıkları! ''
' Evladım niye indirmiyosun evine mi götürücen beni?? '
Koltuğun altına girmiş gülüyorum,uyumuş taklidi yaparak..
E, abi napıcaksın bu yaşdan sonra teyzeyi..?
İndiriversene,indiriversene...
Çek sağa!!

Dün,bugün,yarın,,


Harika bir gündü sanırım...
Son haftalarda üstüme çöken,bunalım kokan sinişik duygu bu gün tamamen dağıldı..
Uçtu parmak uçlarımdan gökyüzüne.
Dünün verdiği yorgunlukla bu sabah 12,30 civarı uyandım..
Yatak bomboştu.. Kimse kalmamaştı..
Kahvaltı etmek yerine sigarayı tercih ettim.. Son aylarda kahvaltıdan nefret eder durumdayım..Zorluyorum kendimi ya hadi bakalım..
Evden çıkmak için hazırlanırken bir telefon..
Gizeme açtırdım beni sorarlarsa yok desin diye ama direk bana uzattı telefonu annemdi..
-Benay , çıkıyormusun?
- E, evet..
- Gitme bugün baban seni bir yere götürcek hazırlan..
- nereye?
- Hazırlan hadi..
- peki...

Konuşma buydu sadece.. Nasıl duşa girdim nasıl çıktım kotumu nasıl giydim hiç bilmiyorum..
Babam geldi hep beraber giderken formula 1 e gittiğimizi öğrendim..
İçimde ki tutku bir anda boğazıma kadar çıkıp adeta kontrolü altına aldı beni. Piste yakınlaşmaya başladıkça bu tutkuyu deliler gibi yaşayan bir sürü daha insanın olduğunu gördüm.. Binlerce araba,binlerce insan..
Yarış başladı..Annem,ben ve babam gerçekten hayrandık bu tür yarışlara..
Ve gerçekten çılgın bir aileyiz sanırım..
Mr.Massa tur bindiriyordu daha 5. dakikadan.. İşin ehli olmak başka bir duygu cicim!
O arabaların sesleri bile huzur veriyor insana ..
Biliyorum garip birisiyim 3 gün önce sessizlik için çırpınırken bu gün yarış sesleriyle dinginleşiyorum.. Sorun bende mi? Yo hayır..
Kader diyelim geçelim..
Velhasıl..
Dönüşte farklı yollara girdiğimizi gördüm..
Boş bir pistte durunca , babam durdu arabadan inip al bakalım dedi..
Babamın bebeği bir anda kucağımdaydı..
Arabaya yavaşça kimin hükmettiğini göstermemi bekliyordu belki de.. Bunu yaptım ..
Arabayı kaçırmak yerine babamın bana teslim edişinde ki sezdiğim güven ve büyüme duygusu yeniden düşündürüyor beni..
Büyüyoruz azizim..
Hiç durmadan büyüyoruz,yaşlanıyoruz..
Daha geçen gün bebekler için ağlayıp lunaparka gitmek için anneme,babama masumlaşarak lütfen derken bu gün sevda buhranlarımız bizi nerelere sürüklüyor..
Bu 20'lik dişini sanırım gerçekten kaldırabilecek bir yaştayım artık..
Biraz buruğum sanki..
Nerede o eski oyuncaklar..

D.N..
Şarkı dinlemiyorum bu akşam..
Sigara kokan kıyafetlerimi değiştirip pırıl,pırıl pijamalarımla oturuyorum..
neredeyse posterden gözükmeyen duvarlarıma bakıp belki de gerçekten olmak istediğim yerdeyimdir diyorum..
Kim bilir..
Daha ne rüzgarlar kapımızda bekliyor..
Eteğimizin ucuna takılan bir yaprak gibi savruluyoruz akan nehirlere ..
Hadi bakalım..
Kolay gelsin..
Bu arada..
Abim ve Gizemin bugün 2. evlilik yıl dönümleri..
Nice yıllara..

Rom-Jül


Uyumak ve yepyeni bir güne başlamak istiyorum..
Çilek kokuları uçuşup giderken camdan dışarı yepyeni bir koku alayım kendime ait olan..
Ve herkes Grizu'nun dönüşünü seyredip bira ve kahve desin yeşil çimlerde..
Toprak kabarsın nisan yağmurlarına geri dönüp iç çekelim yaza..
Babamın sürdüğü arabada uykuya dalıp koyu otoban karanlığını içime çekeyim,
Bir uzun yolculukta..
Bu şehir eskisi kadar temiz olsun,eskisi kadar huzur versin dizlerime..
Ve özürler dilenmeli tüm kırıklıklara karşılık..
Lakin.. Şehir geri döner mi..
Çok oldu onun bizden vaz geçişi önce biz terk ettik onu tıpkı benim sana,ona ve diğerlerine yaptığım gibi..
Ellerimin üç dikey uzağında bir Ege havası, kokusunu sevdiğim eski aşklar tamda bu hizada ikamet ediyor şimdi bizlere çok uzak bir noktada..
Alelacele yalnızım paniğe gerek yok yine kontrolümün altındayım..
Bu bir Romeo ve Julliette masalımı?
Yoksa perdesiz gitarın parmaklarda bıraktığı boyamı..
Tam kavrayamadım..
Mavi,yeşil,ela ve kahverengi bakan gözlerini seviyorum senin..
Elma renginde ki hüznümü sana ait buluyorum,sorduğum gibi cevaplıyorum her şeyimi, başkalaşıyorum..
''yağmurdan sonra denizin tuzu az olur '' günlerden nisansa..
Gülüşlerimizde fazla alkollüydük,fazla çocuktuk,yalnızdık,umursamazdık,nisandık...
Gül dediler,güller kopardık çalıntı bahçelerden..
Sen bir perisin meleğim.. kanatları yolunmuş,düşünemeyecek kadar aptal olan bir perisin..
pembe tül-ipek karışımı etek uçlarına ağlıyorsun basmaman gerekliydi o çamurlara..
Ağla.. Açılırsın..
Yalnız bir şey daha..
Ağladıkça yayıyorsun lekeleri tenine..
Gül geçer,çalıntı bahçelerden..

Tanımadığım birisinin dediği gibi
periler ölürken özür diler...

D.N..
Unutmadan,sağolsun saat hatırlattı bana..
Anneler bilmeselerde tahmin ederler herşeyi..
Tıpkı annem gibi,Anneler günün kutlu olsun..

i'm ...


Bazen...
Tanımadığım bir şehir kokusu içimi kaplıyor..
Sevdiğim,sevmediğim tüm insanlar orada sanki..
Bir ağlama duygusu..
Senli,benli kokan tüm konuşmalar orada gizli. Saklayıpta hiç okumadığım dergiler,söylediğim yalanlar..
Amatörce bir mizah anlayışı gibi tebessümlerle geçiştiriyorum günlerimi..
Bazen çok soğuk oluyor üşüyorum derinlerden,gizli bir mabed'den.
Kızıyorum tüm herkese, dolabıma saklanıyorum saatlerce sesimi çıkarmadan belki kendimle baş başa kalma düşüncesi belki gizlenme duygusu..
Bilmiyorum aslına da bakılırsa kendimi çözebilmiş değilim henüz..
Bu ilk söz verişim değil ki tutmam beklenilsin,daha niceleri var geçmişimde tutulmaya yüz tutmuş,akışına bırakılmış olan..
Nisan yağmurlarını geçtik artık bahar kokusu işledi tenimize eskiye dair ne varsa kapladı üstünü yaldızlı cicili bicili paketlerle..
Kızmak geliyor içimden..
İstediklerime,aldıklarıma,red edipte keşke dediklerime kızmak geliyor bağıra,çağıra kızmak..
Öfkeyi kontrol edebilmesini öğrensek bir öğrenebilsek..
Yorgunluk akıyor leş gibi üstümden hiç bir şey yapmadan,mücadele etmeden yorgunluk akıyor,süzülüyor bacaklarıma..
Tırnaklarım batıyor avuçlarıma..
Her şey bir yanada şu aynı nehirde 2. kez yıkanamamak düşündürüyor beni..
Hiç bir şeyin bir saniye öncesi ile aynı olmaması..
Her geçen gün krokilerimizin bir öncekine oranla değişimi..
Sen hala aynı metroda aynı sefere yol alıyorsun ya geriside pek önemli değil zaten..
Avuçlarını aç..
Gökyüzünden bir kaç yıldız kayıyor...


D.N..
20'lik dişim çıkıyor,ağrım var..
Rob Thomas - if your gone çalıyor..
Bir yandan şampiyonluğumuz kutlanıyor..
Tebrikler yağdırıyoruz birbirmize, aynı renklerin sevdalılarına.
Şarkı değişiyor Unwell başlıyor..
İşte bu kalmalı..
Bizim şarkımız olmalı..
i'm not crazy..

Alright..


Parmak uçlarımla dönerken fincanın etrafında müzik aynı sessizliğiyle devam ediyordu..
Sanki bomboş bir opera salonunun ortasında tek başıma piyona çalar gibiydim..
Her tuşta bir his bırakıyordum geleceğe..
Müzik yavaşça yükselmeye başladı..
Çatladı fincan..
Sızdı kahve kesiklerden,
Parmaklarımda tadı..
Grekçe yazılmış notalar akdeniz kokuyor buram,buram..
Ve sende bir eflatun edasıyla bırakıyorsun en son sevdiğin adamı,metroya biniyorsun kaçak olarak..
Teninde ap-ayrı bir huzur..
Kedi yavrularını düşünüyorsun,balıklarına en son yem verdiğin zamanı..
Ve benim süzüldükçe bitiyor kahvem fincanda..
Birisi bağıra,bağıra şarkı söylüyor yanımda umursamadan,hissetmeden,duymadan.
Birisi ben oluyor bazen,
Umursamıyorum..
Aynı metroya ayrı zamanlarda biniyoruz seninle,aynı koltuğa,aynı demirlere dokunarak..
Sen benim bıraktığım tarihi geçeli epey olmuş dergilere bakıyorsun.Farklı şeyler düşünüyor,gazeteni açıp iş ilanları arıyorsun kendine..
İlan veriyorsun gazetelere ' Kiralık hayaller ' diye..
Başkaları geçiyor farklı istasyonlardan,farklı şehirlere. Başkaları hepimiz oluyor çoğu zaman, kah gülüyoruz aynı anlara ,kah ağlıyoruz romantik-komedi bir filmin sonuna..
Avucuma düşen külleri üflüyorum camdan dışarı..
Hepsi yanmış birer kelebek..
Ve asla bir daha yanma korkuları olmadan özgürce uçuyorlar ufka..
Piyonanın tuşlarına başını yaslayarak uykuya dalıyorsun..
Bense üşümüşlükten olsa gerek daha bir sıkı giyiniyorum uykuya..
O an çok övündüğümüz zekamız bizi yalnız ve huzursuz varlıklar haline getirmekten başka bir işe yaramıyor..
Aşksa sadece aptallığı veriyor bize. Sürgünden dönmemizi sağlayan o güzel aptallığı..

D.N..
İzlediğim filmin adını unuttum..
Tadı hala nutkumda..
Alright çalıyordu.. Çalmalı..
Daha nice alrightlara..

Bu Gün..



Parmak uçlarımda bir üşüme,dağıtıyorum tüm odaya..
Aklımda dünden,bugünden kalma hikayeler ..
Derin bir huzur ve neşe içimi kaplıyor istemeden de olsa her nefes alışımda hissedebiliyorum..
Bu gün yeni gruplar keşfettim,yeni filmler izledim,yeni sayfalar bitirdim.
Kocaman bir bardak dolusu portakal suyu içtim,duş aldım kendime geldim..
Ve yeniden yola çıktım..
Otobüsler,insanlar,taksiler..
Verilen tüm sözleri unuttum bu gün.. Yarına dair olan tüm planlarımı sildim yerine kendimle birlikte koca bir gün ayarladım..
Çok güldüm,az sustum bu gün..
Dün bir kaç dostla kavga ettim oluruna bıraktım her şeyi.. Koşmadım aksine durdum..
Aynada kendime baktım..
Saçlarıma hiç bir şey yapmadım dağınık ve eğretiydiler hoşuma gittim ve herşeyi yeniden gözden geçirdim..
Odi'yi andım bugün keşfettiğim grupları dinlerken oda sever eminim..
Tek,tek özür diledim içimden tüm sevdiğim adamlardan,yarı yolda bıraktığım insanlardan.. Gülümseyerek vedalaştım prens ve prensesle ..
Kırılan gitarımı inceledim.. Çok şey paylaşmıştık birlikte ve çok kızmıştım kimi zaman doğru yere basamadığım anlarda ona.. Onunlada öyle vedalaşmış bulundum..
Artık güneşin doğuşuna pek kalmadı sanırım..
Bekleyemeyecek kadar uykuluyum kim bilir belki yazın yeniden beklerim tüm canlılığımla..
Bu gün bitti..

D.N..
Playstimde i dont wanna know çalıyor.. NFG..
Ve duvarımda ki yazıma karşılık tüm ailenin seferber olup kenarına yazdığa cevaba kahkahalar eşliğinde bakıyorum..

'Ben Nasıl Bu Kadar Kötü Bir İnsan Oldum .. '
El-cevap.. ' Arpan Fazla Geldide Ondan '


Üzgünüm can..
Üzdün..
Bak gerçekten kırıldım artık..

Dur! Hazırmıyım.. Bilmiyorum..



Yorgunum..
Ne konuşuyorum nede gülümsüyorum bu aralar..
Ne yapıyorumda yoruluyorum bilmiyorum.. Yorgunum..
Çok okuyorum,bazen uyuyorum bazen ise..
Hazır hissetmiyorum kendimi hiç bir şey için..
Aslında hiç hissetmedim.. İlk flörtümde,ilk öpüşmemde,ilk sınavımda,ilk ailemden uzakta kalışımda..
Kendimi hiç hazır hissetmemiştim.. Ve hala hazır değilim bir şeylere, Aslında hiç bir şeye...
Yürüyorum hızlı,hızlı adımlarla.. Etrafıma bakmıyorum dikkat etmiyorum.. Hissetmiyorum..
Otobüse binip başımı cama yaslayıp öylece düşünüyorum.. Ne düşünüyorum? bilmiyorum..
Bir tuhafım bu günlerde..
Prangalar eskitiyorum ruhumda kepenkleri indiriyorum güneşe karşı.
Yaşanmış hayatlardan kesitler alıp üstüme giyiyorum olmuyor hiç biri kendim gibi..
Bir aldatmadır sarıyor tüm benliğimi.. Ne anlatabiliyorum,ne yaptıklarımdan eminim bu günlerde..
Aramam gereken öyle çok insanlar varki,belki bir iki sohbet..
Aramıyorum kimseyi,arayasımda yokki.. Özensiz cümleler seçiyorum zaten sırf kırıcı olmak adına belki de bu yüzden aramıyorum..
Beklediğim bir mail var.. Günlerdir..
Bekliyorum sessizce,bazen hiç merak etmiyormuş gibi bakıyorum gelmediğini görünce bozuntuya vermeyip kapatıyorum sanki hiç bakmamışım gibi..
Telefonum çalıyor açmıyorum.. Oysa çok sevilen bir dost arıyor..
Yalnız değilim görebiliyorum ama iki kişilik bir bedende değilim..
Bu yüzden uzağım sanırım son zamanlarda herkesden..
Dostlar anlatıyor, tebessümle bakıyorum yüzlerine sadece dinlemediğim belli olmasın diye..
Kendimi ve bir kaç eski şeyi alıp uzaklaşmak istiyorum anlamsız asfaltta diz çürütmek gülümsemek güneşi parmak uçlarımda çevirmek..
Hazır hissetmiyorum..
Playstimde bir şarkı çalıyor.. Gülümseyerek tarif ediyor ruhumu..
Gülümsemeden eşlik ediyorum kendimin bile duyamayacağı bir şekilde..
Ne yaptım biliyormusun..
Daha çok şarkı söyledim..
Sigaraya yeniden başladım,alış veriş yaptım gereksiz..

D.N:
Amcamı gördüm otobüste..
Tanınmayacak gibi değildi.. Şıktı,takım elbiseliydi..
Cama yasladım başımı gözlerimi kapadım.Oda görmedi zaten beni.
Aslında gidip omzuna vurup ' dostum naber yaaa ' demek geldi hep yaptığımız gibi.. Ama olmadı işte..
Yorgundum.. Alışılmadık bir yorgunluktu bu,
ve ben buna kendimi hazır hissetmiyordum..

ve en son olarak..
UNUTMADIĞIM ESKİ DOSTUMUN DOĞUM GÜNÜ KUTLU OLSUN..
24,04

Yekpare Geniş Bir An *2


Sustuğumda konuşmaya başladı
tamda bir yolun ardından..
Uzak kelimesi ne kadar kifayetsiz düşünülen düşüncelerin gerisinde,
Ne kadarda basit tıpkı var olmak gibi..
Bir mumun aleviydi belli ki sönen ışıklar
üfledi dudakları susarcasına mum söndü.. Işıklarda öyle..
Oysa ki herkez biliyordu gündüzü ne denli sevdiğimi..
nefes alırcasına..
Susmak sanki..
Hani hep o çok sevdiğim filmi defalarca izlermişim gibi..
Her aynı sahnede heycanla dolar gözlerim sonunu bile bile
beklerim garip ama gerçek..
Bildiğim sonu defalarca izlememe rağmen yine de o cümle dudaklrımda..
'' Hadi ya... ''
Komik ve bir o kadarda tutarsızım kendime..
Hani derler ya bir gün öyle bir gün böyle.. İşte o benim!
Kimim ben.. Napıyorum..
Bir mum alevinde mi ısınacak bu koca beden ?
Yoksa bir mum ışığında mı aydınlanacak bu koca şehir..
En sevdiğim şiir gibi..
Ben şiirleri sevmem ki.. Hep usandım yazmaktan,okumaktan..
Cümlenin ortalarında gelirdi düşündüklerim aklıma oysa ki
Satırlar bir sürü ıvır zıvırla dolmuş kendimden,ondan,bizden..
Hep derler..
Ayaklarımızın üzerinde duruyoruz.. peki ya bastığımız yer neresi?
Bu tanıdık yüzün ellerine değermi ellerim burada..
yoksa ayrıldıktan sonra..
Ama..
'Tam ayrılırken tanırız birbirmizi..
Tanışmak başkadır tanımak çok başka.. '
Oysa ben..
'televizyonu açık unutulup ıssız uykulara dalınmış
hüzünlü bir otel odası gibi seviyordum onu..'
Dedim ya bu yüzden..
Veda edilmeye yüz tutulmuş anda ışıklar söndü..
Son olarak..
Ben başka türlü bir sevginin var oldğunu bilmek istiyorum..
'' ne içindeyim zamanın ne dışındayım '' diyen bir şey olmalı..
Yekpare geniş bir anın aşkı..

Olamazmı...
Olmalı..

Playstimde Alex çalıyor..
Kahvem soğumaktan yorulmuş izmaritine çekilen sigara misali..
O kitap için teşekkürler..

Asab-ı kehfim..


Günler ne çabuk geçiyor hayatımdan,
ben hala eski sözcüklere,eski resimlere,eski anılara takılı kalmışken bir bir farkına varmadan siliniyorlar hafızamdan..
Ben mi büyüyorum onlar mı yaşlanıyor zaman diliminde bilmiyorum..
Akreple yelkovan arasında volta atıyorum her can sıkılışımda.
Günde bir paket bitirir oldum, yo içimi zehirlemeye çalışmıyorum rahatlamak diyorum buna biliyorum pskolojik olarak kendimi kandırıyorum ama zamanı durdurmaya engel olamadığımında farkındayım.
Çark sürekli dönerken ellerimden birşeyler götürüyor uçsuz değirmene geri almaya çalışmıyorum kaz gelicek yerden ördek esirgenmez hesabı..
Ama elimde ne kaz kalıyor ne ördek.
Sadece, elimde kahvem üstümde dünden kalma yaşantı belirtileri dışarıyı seyrediyorum..
Güzel bir şey hayal kurmak.. Özellikle böyle akşamlarda ..
Hep aynı kelimeyle başlıyor cümlelerim ; ''Yaz gelsede..'' halbu ki ben yazı sevmem ki, ama playstimde pilot speed çalıyorsa seviveriyorum aniden yaz akşamlarını..
Sanki her şeyimi o zamanlarda bulmuş gibi..
Müziğe delicesine bir sevdayla bağlanasım geliyor..
hayal kurmak geliyor..
Belki ilk aşkımı bulmak belki de son sevdiğim adamla çakıl taşlarının üstünde çıplak ayakla yürümek..
Aslında çok başka şeyler geçiyor içimden..
Kimsenin bilmeye cesaretinin olmadığı,buruk bir tebessümle karşılanan şeyler..
Neyse..
Bir yaz gelsin de..

Dost ve kelebek..




Yaklaşık 70-80 yaşlarında bir arkadaşım var..
Bazen eve dönüş yolunda bazen ise çarşı inişlerimde evinin önünde oturduğu sandalyede beni selamlıyor yüzünde o tatlı tebessüm ile..
Fazla kelime etmiyoruz,uzun,uzun dertleşmek yerine bir gülümseme belki de herşeyi anlatıyor..
80lerden kalma 2 katlı evinde kocaman bir yürek ve yıldızlarla dolu bir gökyüzüne sahip..
Kimileri kimsesi yok diye nitelendirse de hepimizden fazla dostu var.
Yalnız ve bir o kadar da içten olan gülümsemesi kimi zaman sadece acı veriyor bana..
Düşünmek istiyorum onun gibi susup yoldan geçen arabaları,insanları izlemek ve susmak..
Kendimi beklemek istiyorum orada otururken geçmemi..
Ve yalnızlığın sadakatini..
Dün yine takım elbisesiyle karşıladı beni;lacivert kravatı,beyaz gömleği ve lacivert kumaş pantolonu ile..
Yüzüne bakıp ufak bir tebessümle ''iyi günler '' dedim elini kaldırıp kendine dikkat et demeye çalışdı.. Diyemedi..
Olsun ben anladım..
Sizde diyerek geçdim yanından.. İçimde bir burukluk..
Geçen yaz kelebekleri anlatırdı bana artık renklerini seçemediğini.
Yaz bittiğinde hiç görmedim onu..
İlk baharda yeniden oturdu kışı dışarıda geçirmiş sandalyesine, artık anlatamıyor..
Bir umutla kelebekleri bekliyor sabahın 9'undan akşamın 8'ine kadar..
Ve ben kuşkuluyum..
Aslında kelebekleri görememesinden değilde sandalyesinin boş kalacağından..
Okul dönüşlerinde selam verebilecek birinin kalmamasından..
Kelebekleri bulup yakalamak istiyorum,rengarenk olanlarından,çok olanlarından..
Bir kavonoza koyup ona götürmek,parmak uçlarında tırtırlı ayakları dolaşırken yüzünde ki gülümsemesini görmek istiyorum..

Biliyorum..
Bazen çok fazla şey istiyorum...

İçim ..


İçeri sızıyor rüzgar..
yatağımda ters yatıyorum,parmaklarım yere değiyor daireler çizerek..
Kapı hafif,hafif gıcırdıyor sinirlerimi bozan bir sesle..
Radyoda bir şarkı.. Çok tanıdık sanki yıllardır dinliyormuşum gibi..
Konuşmak isteyipte unuttuğum her şey dilimin ucuna geliveriyor bir yabancıya notlarla anlatıyorum hissettiklerimi tanıdık bir dosta anlatmak yerine..
Biliyorum.. Çok üzdüm..
Tarifi olmayan bir sıkıntı gibiyim kendimde,uçsuz bucaksız sanki..
Mırıldanıyorum kendi edalarımda şarkıya dublorlük misali..
İç sesimin bir aynası gibi kendi başımayım..
Tavanda asılı olan pervaneye ulaşmak için parmaklarımı kaldırıyorum dokunamayacağımı bildiğimden kollarım tam açılmamışken geri çekiyorum parmaklarımı
Avuçlarım sımsıkı..
Rüzgar devam ediyor, pencerenin kenarlarından ısrarcı bir tavırla beni ziyarete..
Pervasızca saçıyorum; tüm biriktirdiğim sözlerimi dışarıya..
Peri tozu misali uçuşuyorlar rüzgarda,yıldızlara değene denk uçacaklar biliyorum..
Göz kapaklarım ağırlaşıyor..
Avuçlarından yorgunluk içmiş gibiyim..
Kredim yetersiz, dayanmaktan bitkin düşmüşmekteyim..
Yeni bir güne kadar hoşçakal,'' içim ''..

D.N..
Günler,aylar neden artık durmuyor ?
Bildiğiniz bir doktor varmı?
İçim bana fazla geliyor..

Söyle bana sebepsiz..

Chesterfield..

Haydarpaşa'nın merdivenlerine oturdu,
denize karşı, baktı..
Elinde chester field..
Ateşi düşmek üzereyken bir nefes daha çekti..
Eline hiç yakışmıyordu..
Çarpık parmakları acemiliğinden olsa gerek titriyordu her çekişte..
Sürekli konuşuyordu acemi,acemi içerken sigarasını..
Hiç dinlemiyordum onu her anlattığında,her susuşunda..
Dudaklarını ısırdı.. Masum bir çocuk gibi kıpırdandı olduğu yerde..
Böyle çok güzeldi. Hep olduğu gibi..
Bir manzara gibi seyredilmeliydi..
Dokunucak kadar haketmiyordum..
Kalkdım..
Yolcuyduk..
Yolun sonunda konuşmaya söz verdik..
Yolculuk bitti sonunda..
Ama yol hiç bitmedi..
sustum..

D.N :
4 yıl önce tekrar görüşelim diyerek vedalaştığım dost'a..

Ütopya..



Yavaş yavaş ritmler artıyor..
Sessizlikte yankılanıyor tüm hisler..
Sana bilmediklerimi anlatıyorum,bana bilmediğin cevaplar veriyorsun..
Huysuzlaşıyorum artan ritmlerde..
Çok tanıdık bir şarkı bu sadece biraz parçalanmış hissiyatı veriyor geçmişime..
Tanıdık insanlar görüyorum çevremde,bir o kadar da yabancılaşmışız birbirmize.
Tozlu raflara kaldırdığın bir hayal gibi, kabus oluveriyorum uykusuzluklarımda..
Birde kendime..
Kalemi çeviriyorum durmadan bir türlü bulamadığım cevaplarla dolu olan kağıtlarda,kalemin ucu kırılıyor cevabı bulunca çizemiyorum üstünü tam bitirecekken..
Bir de yanmayan çakmağım..

Siyah-beyaz resimlerde alevin rengi gözükmez mi ?

Not..
Masalların da bir geçmişi vardır..

Hatırlamak istediklerim..

İnsanın, babasının onu görmemesi gereken yerde tabiri caizse ' şom ağızlılık ' yapıp,
'' yahu bir bakıyormuşsun babam arabayla önümüzden geçiyormuş! ' dediği anda babası arabayla önünden geçerse nolur ?

Akılda kalan sorular ;
Ermişmiyim ?
Daha eremeyenlerdenmiyim?
İyi insanım içime doğuyor..

---------
Çiftli salıncakta bir gayretle sallanırken gizemle (yengem..) aramızda geçen bir konuşma..

- A.. Benay köpekler geliyor hadi annemizin yanına gidelim!
- ne diyosun lan?
- Çöpün içinden böcekler çıkıyor hadi annemizin yanına gidelim!
- İyimisin ? O suyun için de ne var lan bir acayipsin?
- Lan bozmasana çocuklar salıncağa binmekten vaz geçsin diye yapıyorum!
beklemekten vaz geçsinler de korkup annelerinin yanına gitsinler diye!
- Ha.. Desene..
- Aaa..Benay tinerciler geliyor hadi annemizin yanına gidelim!!
- A evet hadi kalk gidelim kaçırcaklar bizi..

Bunun akabinde kendimizi rolümüze fazla kaptırıp salıncaktan inip bir kaç adım attıktan sonra, çocuklar korkup gitmişler mi diye geri dönüp arkamıza bakıyoruz..

Sonuç..
İki velette salıncakta bize korku saçan gözlerle bakıp şu konuşmayı yapıyorlar..
- Aslııııııı havhav geliyoooo ablalara söylede kaçsınlaar!!

------
Son olarak..

Yaşları 3-4 civarında olan iki çocuğun yanımda yaptıkları konuşma..
- Oğlum Emre ben eve gidiyorum
- tamam sen git ben gelmiycem
- Ama apartmanın demir kapısını kapatıcam şimdi gel yoksa giremezsin
- Niye ki?
- hırsız girmesin diye
- tamam ben girerim
- kapatcam giremezsin
- Niye oğlum ben hırsızmıyım ?

Anksyete


Hızlıca yürürlerken durdu..
Yüzüne bakıp montunun fermuarını çekti,
Parmak aralarından rüzgar sızıyordu dudaklarına..
Tebessümle karışık muzip bir bakışla teşekkür etti.
Ve devam ettiler bir sonra ki kavşak bitiminde gözden kayboluncaya denk..



Son;
Senin adını bir bilsem..

Bir sinek cenazesi..


Kendi kombinasyonlarımda 3-5 rotası çiziyorum..
Bir yudum daha içersem biliyorum düşeceğim ışıkların altına..
parmak uçlarımda üşüyen bir kelebek var benden çok uzakta.
Gülümsüyorum sana,bana,onlara..
Tanımadığım kişilerin yazılarını okuyorum evde tek kalınca..
Daha önce hiç görmediğim bir filmi izliyorum..
Eski mesajlarımı okuyorum silmeye kıyamadığım, ne çok kişi tanıyormuşum meğer herkese anlattığım..
Şimdi isimleri neydi..
kaçıncı aşık olduğumdu en son terk ettiğim adam..
Kaçıncı sevgili bu yeniden sevmeye kıyamadığım..
Korkma ben iyiyim..
Koca dolabın içinde asılı tek ceket gibiyim..
Ceplerinde eski oynadığım oyunlar..
Eski bilindik çıkarlar..

çalan şarkı pilot speed'e ait..
Birde kendi yazdığım var tabi..

Denizden yeni çıkarmışlar yağmurun ölüsünü..
mevsimlerden napalım,günlerden ilk bahar..

İnsomniac..


Soğuk terler aktı, parmak uçlarıma yükseldiğimde omuriliğimden omuzlarıma..
Ve bir hüzün titretti içimi top potada dönerken..
Saniyeler sustu..
Mp3 cebimden yere düştü.. O düşüşünde ki tok sesi duyabilirdin..
Terk edilmiş bir rüya gibiydi..
Tanrının unuttuğu bir zaman diliminde..
Parmaklarım göğe erdi..
Islak,nemli bir file ve hala çalan şarkı eşliğinde..



İnsomniac..

Ve hala en sevdiğim çiçekleri kimse bilmiyor..
Sende dahil olmak üzere..
Parmaklarımı geçiyorsunuz,
Uzaktan izlemeyi tercih ederken..
ve ben parmaklarımı avuçlarıma kapatıyorum..
Her geçen saniye bir parmak daha..

Çıkarken mumun alevini üfle..
Yalnız kalmak istiyorum..

** 2


Sevgili bayım..
Size uzun zaman oldu yazmayalı..
Yazabilecek bir şeyimde yok belkide bu yüzden erteleyip durdum sürekli yazma işlerini..
Aslına bakılırsa pek bi içim sıkılıyor yazmak isteyince..
Şu sıralar içim bir garip,karışık..
Dün eski resimleri atmak için bakarken fark ettim aslında hiç birini atmak istemeyeceğimi..
belli ki çok eylenmişim o zamanlarda, onların yanlarında bu yüzden atmak yerine bir cd'ye kopyaladım hepsini sonrada cd tozlu bir dolaba aslı kalan resimler ise çöpe gitti..
İsimleri aklıma gelmeyen bir sürü dostu yad ettim bu gün bilirsiniz yine elimde kahvem..
Camın soğuk mermerine dirseklerimi dayayıp dışarıyıda seyrettim az buçuk, içim açılsın maksadıyla..
Deniz kokuyor bu zamanlarda bu şehir nefes borumu yakabilecek derecede bir deniz kokusu..
Sizin yaşadığınız şehirde denizin bu kasvetli havasını taşıyormu sokaklarında ?
Bu zamanlarda böyle olur ya hep..
Bilirsiniz hep aynı..
Bir dolu çikolata yedim yine sonrada hiç usanmadan hepsini kustum,kustum,kustum..
Sadece anlatmak istedim..
Dirseklerim üşümüş olmalı hissedemiyorum..
Dedim ya içim bir karışık şu sıralar..
Takvimde koparılmayı bekleyen bir sürü yaprak ardında,
Hoşçakalın..

Not..
Göndermiş olduğunuz hayalleriniz için teşekkür ederim..
Ruhuma uymadı gerçi sanırım biraz kilo almış düşüncelerim en kısa zamanda arınıp eski formumda deneyeceğim..
Sahi..
Az daha unutuyordum..
Haley James Scott - Halo dinliyorum..
Tavsiye ederim..

Resmiyetten sıkılıp aksanı bozuk bir şekilde son veriyorum yazıma..
Yazmanı bekleyeceğim.. Hoşçakal..

Mor Yel..

Küçük bir bavul..
Az eşya..
Azmı kalınacak gidilen yerde ?
Yoksa artık geride kalanlara ihtiyaç yokmu..
Masaya henüz koyulmamış bir bilet..
Kim bilir kimlerin eli değecek..

Eskilerden bir kaç şarkı var playstimde..



Yakın gel.. Uzak mor yel..
Çünkü uykular çok güzel..

Eskiye dair ne varsa ..



Kırdığım düşün giriş katında buldum, sakladığım ve hayata dair ne varsa..
Kulağımda bir şarkı. Fısıldar biçimde hitap ediyor şahsıma..
Ellerimde parça,parça ışıklar..
Parmak uçlarımda,dudaklarımın kenarında..
Masaya dökülen su kurumaya yüz tutmuş bense akıp gidiyorum hayata masanın kenarından damla,damla..
Garip bir bulmacadır kestiremiyorum tam olarak neyi istediğini..
Sahi..

Kurur mu hayata dair ne varsa sırıl sıklam olan parmak uçlarımda ? ..



Not..
Bir sancı değil bu..
Küflenmiş düşlerin sendromunda yeniden nefes almaya çalışan bir fısıldanış sadece..
Kulağın duyabileceği şiddetten çok daha fazla istekli..
Belkide bu yüzden..
Bu yüzden duymamalı,bilmemeli..

Balıklar..


Ellerimin altında titreyen zaman..
Sinek kovalar gibi ufak bir el hareketiyle dağılan sis..
Ben hiç kimse olamadım kendimden başka..
Ki hoş.. Kendimde olamadım çoğu zaman.. Kızmadımda,yargılamadımda kendimi..
Ama umursadım hep, köşeden utangaç bir tavırla kendime baktığım zamanları..
Çocuktum kırılgandım..
Hiç büyüyemedim aslında.. Kim karşıma çıkıp savunabilir ben büyüdüm diye ? Hiç mi yok içinizde o çocuksu istekler ? yatağın üstünde delicesine zıplayıp,ardından kocaman bir bardak süt içme isteği.. Sahi yokmu gerçekten ?
Bana hep gelir arada.. yağan yağmurda inadına çıkarırım şapkamı..
Su birikintilerinin üstüne zıplayarak berbat ederim çamurlanmasın diye yolda titizlikle yürüdüğüm kotumu..
Hiç kimseye yazılmış bir şiirim,yazım yok benim..
Hep kendime yazdım aslında,üçüncü tekilde bendim birinci çoğulda..
Kendimde sevdiğim hiç bir yön yok iken megolomanca tavırlar sergiler haldeyim ama merak etmişimdir hep, kendini sevmek ukalalık, kendinden nefret etmek nankörlük ise..
Nedir benim hitabım ?
Kendim akvaryumun dışındayım,içim akvaryumda balık biçiminde..
Hep bir cam var içimle,ben arasında..
Sıcaktan çatlayan, soğuktan buğulanan bir cam..
Hep bir el var bizi daima birbirmizin parçası olmasını sağlayan..
Kırılsa cam kesse ya eli..
Özgür olsak defnederken bir balık cesedini..

Playstim...
mvö - Balıklar..
Eski bir şarkıdır..Çok sevmiştim bir zamanlar kendisini..

Girdap..


Kucağıma düşen göz yaşlarım kadar zaman dilimi..
Onların düşüşünde ki çıkan ses kadar feryadım,figan..
Bu gün parmaklarımdan su zerreleri süzülünceye kadar ıslandım. Ne şikayet ettim ne montuma sarıldım.. Gözlerim gök yüzüne bakarcasına sadece ıslandım..
Ve hiç anlatmadım..
Kepenkleri inmiş bir ilkbahar akşamı hüznüme ortak oluyor..
Nefes aldığım bu evde benden başka hiç kimse yok benimle aynı nefesi alabilen..
Aklımda başka düşünceler,ellerim başka heveslerde..
Yakın bir zaman önceydi mutlu görmüştüm kendimi aynada güzel olduğumu sanmıştım o an için..
Sonra yapmadığım bir şey hayatımı alt üst ediverdi..
O an daha bir farklı bakıyordum aynada şaşkın ve kusmak istercesine bir ifadeyle..
Peki ya kimse vermeyecekmi tüm bunların hesabını..
Hayat hesabın arasına sıkıştırılan para kadar mı basit ?
Ödeyemezlermi döktüğüm göz yaşlarını.. Ödemeliler fakat çok yorgunum..
Uyumak,uyumak istiyorum..
Kimseyi tanımadığım bir şehirde yeni dostluklar kurmak istiyorum yalan söyleyemeyen dostlar..
Anlatmak istiyorum itirazsız dinlemelerini..
Bu evde birilerinin yaşadığını hissetmek istiyorum..
Tanrı kavramı..
Artık sana inanmıyorum..
Umrumda değilsin ( iz )

Ve..
Mutfak kapısı aralığında şu konuşmayı duydum..
- Benay nerde ?
- Banane..
- Nasıl ?
- Aman bırak beni ilgilendirmiyor ne hali varsa görsün..
- Peki..


Ben buldum..
Ben buldum..

Su-doku


Ağladıkça tükenirmi
gözyaşlarımız ?


//
Bu gün bitmediyse asla bitmez hıçkırıklarım..
İçimde karnıma bastırarak tuttuğum baloncuklarım..

Spider love..


Yağmur yağdı bu gün..
bembeyaz bir yağmur bahara merhaba..
Odamın camından gülümseyerek izledim gelişini.. Az sustum çok konuştum bu gün..
bana değer veren dostlarımı anımsadım,onlar için gülümsedim,şarkılarını dinledim..
Bir resim çıkardım çantamdan..
Sevgilime ait olan..
Bakmama gerek yoktu yüzünü okşamak için ezberledim ben bu haritayı daha öncelerden.
İçimde ki kötü kızı susturup bir şeyler karaladım kağıtlara..
Size,bize dair içimizde ne varsa..

Playstim; Anima - O kadar mutluyum ki..

** Kağıda karalanmış bir kaç satır..
Ve bilirsin..
istediğin kadar sarıp,sarmala onları..
Gitmek isterlerse giderler..
Ağlarsın kendini avutmaya çabasız,hıçkırıklar..
Banyoda ki aynaya karşı kalemin akar gözlerinden.
Oysa şimdi ne kadarda çirkinsin(im)..
Tıpkı o sen gibi..
Önce gideceklerini kabullenmelisin yola çıkmadan önce
Kim neyi sonuna kadar saklamış ki avuçlarında ?
Hah..
Herkezin tuttuğu kendine..
Önce gideceğini kabullenmelisin asla izin vermeyeceğine yemin ede,ede..


Ama lütfen gitme..