
Çok adam tanıdım,çok kadınla konuştum yelkovanın akreple savaşında..
Ağlama küçük aptal peri..
Zerafetin kadar küstahlığın var omuzlarından dökülen saçlarında..
Eski türk filmlerine takılı kalmış, pavyon emeklisi bir şarkıcı gibisin..
Pilesi bozulmuş eteklerin hiç mi rahatsız etmiyor seni yürürken...
Gördüğün her köprüde inip boğaz havasını içine çekmeye çalışıyorsun,nefes almayı çoktan unutmuş bedenine oksijen verme niyetinde..
Her konuştuğum adamın içindesin aslında,
Biraz yosma biraz kendi tavrınca.. Gülümsüyorum sana, son derece batılılaşmış bir dille..
Düşeceksin bir gün bu eteklerini savurduğun yollarda, biliyorum..
Avuçlarımda öldürmüşüm ben sana getirirken kaçmasın diye sıkı,sıkı tuttuğum kelebekleri..
Şimdi diz çöksen silinir mi ellerimden o pullar,bıraktıkları vedalar..
Yürüme İstanbul sokaklarında..
Bırak kız kulesi yalnız yesin akşam yemeğini..
Tavanda rüzgardan dönüyor pervane..
İniltili bir sesle şarkı söylüyor duvarlarıma..
Çok okumuyor,çok yazmıyorum son günlerde..
yeni akustik şarkılar keşfediyor yeni gruplara göz atıyorum..
Sayfaları eskimiş günlüğün bir anlamı yok bu zamanda..
Sahi..
Onun derdi kiminleydi?



.jpg)

-1.jpg)
-1.jpg)
.jpg)


.jpg)


.jpg)



