Bu Gün..



Parmak uçlarımda bir üşüme,dağıtıyorum tüm odaya..
Aklımda dünden,bugünden kalma hikayeler ..
Derin bir huzur ve neşe içimi kaplıyor istemeden de olsa her nefes alışımda hissedebiliyorum..
Bu gün yeni gruplar keşfettim,yeni filmler izledim,yeni sayfalar bitirdim.
Kocaman bir bardak dolusu portakal suyu içtim,duş aldım kendime geldim..
Ve yeniden yola çıktım..
Otobüsler,insanlar,taksiler..
Verilen tüm sözleri unuttum bu gün.. Yarına dair olan tüm planlarımı sildim yerine kendimle birlikte koca bir gün ayarladım..
Çok güldüm,az sustum bu gün..
Dün bir kaç dostla kavga ettim oluruna bıraktım her şeyi.. Koşmadım aksine durdum..
Aynada kendime baktım..
Saçlarıma hiç bir şey yapmadım dağınık ve eğretiydiler hoşuma gittim ve herşeyi yeniden gözden geçirdim..
Odi'yi andım bugün keşfettiğim grupları dinlerken oda sever eminim..
Tek,tek özür diledim içimden tüm sevdiğim adamlardan,yarı yolda bıraktığım insanlardan.. Gülümseyerek vedalaştım prens ve prensesle ..
Kırılan gitarımı inceledim.. Çok şey paylaşmıştık birlikte ve çok kızmıştım kimi zaman doğru yere basamadığım anlarda ona.. Onunlada öyle vedalaşmış bulundum..
Artık güneşin doğuşuna pek kalmadı sanırım..
Bekleyemeyecek kadar uykuluyum kim bilir belki yazın yeniden beklerim tüm canlılığımla..
Bu gün bitti..

D.N..
Playstimde i dont wanna know çalıyor.. NFG..
Ve duvarımda ki yazıma karşılık tüm ailenin seferber olup kenarına yazdığa cevaba kahkahalar eşliğinde bakıyorum..

'Ben Nasıl Bu Kadar Kötü Bir İnsan Oldum .. '
El-cevap.. ' Arpan Fazla Geldide Ondan '


Üzgünüm can..
Üzdün..
Bak gerçekten kırıldım artık..

Dur! Hazırmıyım.. Bilmiyorum..



Yorgunum..
Ne konuşuyorum nede gülümsüyorum bu aralar..
Ne yapıyorumda yoruluyorum bilmiyorum.. Yorgunum..
Çok okuyorum,bazen uyuyorum bazen ise..
Hazır hissetmiyorum kendimi hiç bir şey için..
Aslında hiç hissetmedim.. İlk flörtümde,ilk öpüşmemde,ilk sınavımda,ilk ailemden uzakta kalışımda..
Kendimi hiç hazır hissetmemiştim.. Ve hala hazır değilim bir şeylere, Aslında hiç bir şeye...
Yürüyorum hızlı,hızlı adımlarla.. Etrafıma bakmıyorum dikkat etmiyorum.. Hissetmiyorum..
Otobüse binip başımı cama yaslayıp öylece düşünüyorum.. Ne düşünüyorum? bilmiyorum..
Bir tuhafım bu günlerde..
Prangalar eskitiyorum ruhumda kepenkleri indiriyorum güneşe karşı.
Yaşanmış hayatlardan kesitler alıp üstüme giyiyorum olmuyor hiç biri kendim gibi..
Bir aldatmadır sarıyor tüm benliğimi.. Ne anlatabiliyorum,ne yaptıklarımdan eminim bu günlerde..
Aramam gereken öyle çok insanlar varki,belki bir iki sohbet..
Aramıyorum kimseyi,arayasımda yokki.. Özensiz cümleler seçiyorum zaten sırf kırıcı olmak adına belki de bu yüzden aramıyorum..
Beklediğim bir mail var.. Günlerdir..
Bekliyorum sessizce,bazen hiç merak etmiyormuş gibi bakıyorum gelmediğini görünce bozuntuya vermeyip kapatıyorum sanki hiç bakmamışım gibi..
Telefonum çalıyor açmıyorum.. Oysa çok sevilen bir dost arıyor..
Yalnız değilim görebiliyorum ama iki kişilik bir bedende değilim..
Bu yüzden uzağım sanırım son zamanlarda herkesden..
Dostlar anlatıyor, tebessümle bakıyorum yüzlerine sadece dinlemediğim belli olmasın diye..
Kendimi ve bir kaç eski şeyi alıp uzaklaşmak istiyorum anlamsız asfaltta diz çürütmek gülümsemek güneşi parmak uçlarımda çevirmek..
Hazır hissetmiyorum..
Playstimde bir şarkı çalıyor.. Gülümseyerek tarif ediyor ruhumu..
Gülümsemeden eşlik ediyorum kendimin bile duyamayacağı bir şekilde..
Ne yaptım biliyormusun..
Daha çok şarkı söyledim..
Sigaraya yeniden başladım,alış veriş yaptım gereksiz..

D.N:
Amcamı gördüm otobüste..
Tanınmayacak gibi değildi.. Şıktı,takım elbiseliydi..
Cama yasladım başımı gözlerimi kapadım.Oda görmedi zaten beni.
Aslında gidip omzuna vurup ' dostum naber yaaa ' demek geldi hep yaptığımız gibi.. Ama olmadı işte..
Yorgundum.. Alışılmadık bir yorgunluktu bu,
ve ben buna kendimi hazır hissetmiyordum..

ve en son olarak..
UNUTMADIĞIM ESKİ DOSTUMUN DOĞUM GÜNÜ KUTLU OLSUN..
24,04

Yekpare Geniş Bir An *2


Sustuğumda konuşmaya başladı
tamda bir yolun ardından..
Uzak kelimesi ne kadar kifayetsiz düşünülen düşüncelerin gerisinde,
Ne kadarda basit tıpkı var olmak gibi..
Bir mumun aleviydi belli ki sönen ışıklar
üfledi dudakları susarcasına mum söndü.. Işıklarda öyle..
Oysa ki herkez biliyordu gündüzü ne denli sevdiğimi..
nefes alırcasına..
Susmak sanki..
Hani hep o çok sevdiğim filmi defalarca izlermişim gibi..
Her aynı sahnede heycanla dolar gözlerim sonunu bile bile
beklerim garip ama gerçek..
Bildiğim sonu defalarca izlememe rağmen yine de o cümle dudaklrımda..
'' Hadi ya... ''
Komik ve bir o kadarda tutarsızım kendime..
Hani derler ya bir gün öyle bir gün böyle.. İşte o benim!
Kimim ben.. Napıyorum..
Bir mum alevinde mi ısınacak bu koca beden ?
Yoksa bir mum ışığında mı aydınlanacak bu koca şehir..
En sevdiğim şiir gibi..
Ben şiirleri sevmem ki.. Hep usandım yazmaktan,okumaktan..
Cümlenin ortalarında gelirdi düşündüklerim aklıma oysa ki
Satırlar bir sürü ıvır zıvırla dolmuş kendimden,ondan,bizden..
Hep derler..
Ayaklarımızın üzerinde duruyoruz.. peki ya bastığımız yer neresi?
Bu tanıdık yüzün ellerine değermi ellerim burada..
yoksa ayrıldıktan sonra..
Ama..
'Tam ayrılırken tanırız birbirmizi..
Tanışmak başkadır tanımak çok başka.. '
Oysa ben..
'televizyonu açık unutulup ıssız uykulara dalınmış
hüzünlü bir otel odası gibi seviyordum onu..'
Dedim ya bu yüzden..
Veda edilmeye yüz tutulmuş anda ışıklar söndü..
Son olarak..
Ben başka türlü bir sevginin var oldğunu bilmek istiyorum..
'' ne içindeyim zamanın ne dışındayım '' diyen bir şey olmalı..
Yekpare geniş bir anın aşkı..

Olamazmı...
Olmalı..

Playstimde Alex çalıyor..
Kahvem soğumaktan yorulmuş izmaritine çekilen sigara misali..
O kitap için teşekkürler..

Asab-ı kehfim..


Günler ne çabuk geçiyor hayatımdan,
ben hala eski sözcüklere,eski resimlere,eski anılara takılı kalmışken bir bir farkına varmadan siliniyorlar hafızamdan..
Ben mi büyüyorum onlar mı yaşlanıyor zaman diliminde bilmiyorum..
Akreple yelkovan arasında volta atıyorum her can sıkılışımda.
Günde bir paket bitirir oldum, yo içimi zehirlemeye çalışmıyorum rahatlamak diyorum buna biliyorum pskolojik olarak kendimi kandırıyorum ama zamanı durdurmaya engel olamadığımında farkındayım.
Çark sürekli dönerken ellerimden birşeyler götürüyor uçsuz değirmene geri almaya çalışmıyorum kaz gelicek yerden ördek esirgenmez hesabı..
Ama elimde ne kaz kalıyor ne ördek.
Sadece, elimde kahvem üstümde dünden kalma yaşantı belirtileri dışarıyı seyrediyorum..
Güzel bir şey hayal kurmak.. Özellikle böyle akşamlarda ..
Hep aynı kelimeyle başlıyor cümlelerim ; ''Yaz gelsede..'' halbu ki ben yazı sevmem ki, ama playstimde pilot speed çalıyorsa seviveriyorum aniden yaz akşamlarını..
Sanki her şeyimi o zamanlarda bulmuş gibi..
Müziğe delicesine bir sevdayla bağlanasım geliyor..
hayal kurmak geliyor..
Belki ilk aşkımı bulmak belki de son sevdiğim adamla çakıl taşlarının üstünde çıplak ayakla yürümek..
Aslında çok başka şeyler geçiyor içimden..
Kimsenin bilmeye cesaretinin olmadığı,buruk bir tebessümle karşılanan şeyler..
Neyse..
Bir yaz gelsin de..

Dost ve kelebek..




Yaklaşık 70-80 yaşlarında bir arkadaşım var..
Bazen eve dönüş yolunda bazen ise çarşı inişlerimde evinin önünde oturduğu sandalyede beni selamlıyor yüzünde o tatlı tebessüm ile..
Fazla kelime etmiyoruz,uzun,uzun dertleşmek yerine bir gülümseme belki de herşeyi anlatıyor..
80lerden kalma 2 katlı evinde kocaman bir yürek ve yıldızlarla dolu bir gökyüzüne sahip..
Kimileri kimsesi yok diye nitelendirse de hepimizden fazla dostu var.
Yalnız ve bir o kadar da içten olan gülümsemesi kimi zaman sadece acı veriyor bana..
Düşünmek istiyorum onun gibi susup yoldan geçen arabaları,insanları izlemek ve susmak..
Kendimi beklemek istiyorum orada otururken geçmemi..
Ve yalnızlığın sadakatini..
Dün yine takım elbisesiyle karşıladı beni;lacivert kravatı,beyaz gömleği ve lacivert kumaş pantolonu ile..
Yüzüne bakıp ufak bir tebessümle ''iyi günler '' dedim elini kaldırıp kendine dikkat et demeye çalışdı.. Diyemedi..
Olsun ben anladım..
Sizde diyerek geçdim yanından.. İçimde bir burukluk..
Geçen yaz kelebekleri anlatırdı bana artık renklerini seçemediğini.
Yaz bittiğinde hiç görmedim onu..
İlk baharda yeniden oturdu kışı dışarıda geçirmiş sandalyesine, artık anlatamıyor..
Bir umutla kelebekleri bekliyor sabahın 9'undan akşamın 8'ine kadar..
Ve ben kuşkuluyum..
Aslında kelebekleri görememesinden değilde sandalyesinin boş kalacağından..
Okul dönüşlerinde selam verebilecek birinin kalmamasından..
Kelebekleri bulup yakalamak istiyorum,rengarenk olanlarından,çok olanlarından..
Bir kavonoza koyup ona götürmek,parmak uçlarında tırtırlı ayakları dolaşırken yüzünde ki gülümsemesini görmek istiyorum..

Biliyorum..
Bazen çok fazla şey istiyorum...

İçim ..


İçeri sızıyor rüzgar..
yatağımda ters yatıyorum,parmaklarım yere değiyor daireler çizerek..
Kapı hafif,hafif gıcırdıyor sinirlerimi bozan bir sesle..
Radyoda bir şarkı.. Çok tanıdık sanki yıllardır dinliyormuşum gibi..
Konuşmak isteyipte unuttuğum her şey dilimin ucuna geliveriyor bir yabancıya notlarla anlatıyorum hissettiklerimi tanıdık bir dosta anlatmak yerine..
Biliyorum.. Çok üzdüm..
Tarifi olmayan bir sıkıntı gibiyim kendimde,uçsuz bucaksız sanki..
Mırıldanıyorum kendi edalarımda şarkıya dublorlük misali..
İç sesimin bir aynası gibi kendi başımayım..
Tavanda asılı olan pervaneye ulaşmak için parmaklarımı kaldırıyorum dokunamayacağımı bildiğimden kollarım tam açılmamışken geri çekiyorum parmaklarımı
Avuçlarım sımsıkı..
Rüzgar devam ediyor, pencerenin kenarlarından ısrarcı bir tavırla beni ziyarete..
Pervasızca saçıyorum; tüm biriktirdiğim sözlerimi dışarıya..
Peri tozu misali uçuşuyorlar rüzgarda,yıldızlara değene denk uçacaklar biliyorum..
Göz kapaklarım ağırlaşıyor..
Avuçlarından yorgunluk içmiş gibiyim..
Kredim yetersiz, dayanmaktan bitkin düşmüşmekteyim..
Yeni bir güne kadar hoşçakal,'' içim ''..

D.N..
Günler,aylar neden artık durmuyor ?
Bildiğiniz bir doktor varmı?
İçim bana fazla geliyor..

Söyle bana sebepsiz..

Chesterfield..

Haydarpaşa'nın merdivenlerine oturdu,
denize karşı, baktı..
Elinde chester field..
Ateşi düşmek üzereyken bir nefes daha çekti..
Eline hiç yakışmıyordu..
Çarpık parmakları acemiliğinden olsa gerek titriyordu her çekişte..
Sürekli konuşuyordu acemi,acemi içerken sigarasını..
Hiç dinlemiyordum onu her anlattığında,her susuşunda..
Dudaklarını ısırdı.. Masum bir çocuk gibi kıpırdandı olduğu yerde..
Böyle çok güzeldi. Hep olduğu gibi..
Bir manzara gibi seyredilmeliydi..
Dokunucak kadar haketmiyordum..
Kalkdım..
Yolcuyduk..
Yolun sonunda konuşmaya söz verdik..
Yolculuk bitti sonunda..
Ama yol hiç bitmedi..
sustum..

D.N :
4 yıl önce tekrar görüşelim diyerek vedalaştığım dost'a..

Ütopya..



Yavaş yavaş ritmler artıyor..
Sessizlikte yankılanıyor tüm hisler..
Sana bilmediklerimi anlatıyorum,bana bilmediğin cevaplar veriyorsun..
Huysuzlaşıyorum artan ritmlerde..
Çok tanıdık bir şarkı bu sadece biraz parçalanmış hissiyatı veriyor geçmişime..
Tanıdık insanlar görüyorum çevremde,bir o kadar da yabancılaşmışız birbirmize.
Tozlu raflara kaldırdığın bir hayal gibi, kabus oluveriyorum uykusuzluklarımda..
Birde kendime..
Kalemi çeviriyorum durmadan bir türlü bulamadığım cevaplarla dolu olan kağıtlarda,kalemin ucu kırılıyor cevabı bulunca çizemiyorum üstünü tam bitirecekken..
Bir de yanmayan çakmağım..

Siyah-beyaz resimlerde alevin rengi gözükmez mi ?

Not..
Masalların da bir geçmişi vardır..

Hatırlamak istediklerim..

İnsanın, babasının onu görmemesi gereken yerde tabiri caizse ' şom ağızlılık ' yapıp,
'' yahu bir bakıyormuşsun babam arabayla önümüzden geçiyormuş! ' dediği anda babası arabayla önünden geçerse nolur ?

Akılda kalan sorular ;
Ermişmiyim ?
Daha eremeyenlerdenmiyim?
İyi insanım içime doğuyor..

---------
Çiftli salıncakta bir gayretle sallanırken gizemle (yengem..) aramızda geçen bir konuşma..

- A.. Benay köpekler geliyor hadi annemizin yanına gidelim!
- ne diyosun lan?
- Çöpün içinden böcekler çıkıyor hadi annemizin yanına gidelim!
- İyimisin ? O suyun için de ne var lan bir acayipsin?
- Lan bozmasana çocuklar salıncağa binmekten vaz geçsin diye yapıyorum!
beklemekten vaz geçsinler de korkup annelerinin yanına gitsinler diye!
- Ha.. Desene..
- Aaa..Benay tinerciler geliyor hadi annemizin yanına gidelim!!
- A evet hadi kalk gidelim kaçırcaklar bizi..

Bunun akabinde kendimizi rolümüze fazla kaptırıp salıncaktan inip bir kaç adım attıktan sonra, çocuklar korkup gitmişler mi diye geri dönüp arkamıza bakıyoruz..

Sonuç..
İki velette salıncakta bize korku saçan gözlerle bakıp şu konuşmayı yapıyorlar..
- Aslııııııı havhav geliyoooo ablalara söylede kaçsınlaar!!

------
Son olarak..

Yaşları 3-4 civarında olan iki çocuğun yanımda yaptıkları konuşma..
- Oğlum Emre ben eve gidiyorum
- tamam sen git ben gelmiycem
- Ama apartmanın demir kapısını kapatıcam şimdi gel yoksa giremezsin
- Niye ki?
- hırsız girmesin diye
- tamam ben girerim
- kapatcam giremezsin
- Niye oğlum ben hırsızmıyım ?

Anksyete


Hızlıca yürürlerken durdu..
Yüzüne bakıp montunun fermuarını çekti,
Parmak aralarından rüzgar sızıyordu dudaklarına..
Tebessümle karışık muzip bir bakışla teşekkür etti.
Ve devam ettiler bir sonra ki kavşak bitiminde gözden kayboluncaya denk..



Son;
Senin adını bir bilsem..

Bir sinek cenazesi..


Kendi kombinasyonlarımda 3-5 rotası çiziyorum..
Bir yudum daha içersem biliyorum düşeceğim ışıkların altına..
parmak uçlarımda üşüyen bir kelebek var benden çok uzakta.
Gülümsüyorum sana,bana,onlara..
Tanımadığım kişilerin yazılarını okuyorum evde tek kalınca..
Daha önce hiç görmediğim bir filmi izliyorum..
Eski mesajlarımı okuyorum silmeye kıyamadığım, ne çok kişi tanıyormuşum meğer herkese anlattığım..
Şimdi isimleri neydi..
kaçıncı aşık olduğumdu en son terk ettiğim adam..
Kaçıncı sevgili bu yeniden sevmeye kıyamadığım..
Korkma ben iyiyim..
Koca dolabın içinde asılı tek ceket gibiyim..
Ceplerinde eski oynadığım oyunlar..
Eski bilindik çıkarlar..

çalan şarkı pilot speed'e ait..
Birde kendi yazdığım var tabi..

Denizden yeni çıkarmışlar yağmurun ölüsünü..
mevsimlerden napalım,günlerden ilk bahar..

İnsomniac..


Soğuk terler aktı, parmak uçlarıma yükseldiğimde omuriliğimden omuzlarıma..
Ve bir hüzün titretti içimi top potada dönerken..
Saniyeler sustu..
Mp3 cebimden yere düştü.. O düşüşünde ki tok sesi duyabilirdin..
Terk edilmiş bir rüya gibiydi..
Tanrının unuttuğu bir zaman diliminde..
Parmaklarım göğe erdi..
Islak,nemli bir file ve hala çalan şarkı eşliğinde..



İnsomniac..

Ve hala en sevdiğim çiçekleri kimse bilmiyor..
Sende dahil olmak üzere..
Parmaklarımı geçiyorsunuz,
Uzaktan izlemeyi tercih ederken..
ve ben parmaklarımı avuçlarıma kapatıyorum..
Her geçen saniye bir parmak daha..

Çıkarken mumun alevini üfle..
Yalnız kalmak istiyorum..

** 2


Sevgili bayım..
Size uzun zaman oldu yazmayalı..
Yazabilecek bir şeyimde yok belkide bu yüzden erteleyip durdum sürekli yazma işlerini..
Aslına bakılırsa pek bi içim sıkılıyor yazmak isteyince..
Şu sıralar içim bir garip,karışık..
Dün eski resimleri atmak için bakarken fark ettim aslında hiç birini atmak istemeyeceğimi..
belli ki çok eylenmişim o zamanlarda, onların yanlarında bu yüzden atmak yerine bir cd'ye kopyaladım hepsini sonrada cd tozlu bir dolaba aslı kalan resimler ise çöpe gitti..
İsimleri aklıma gelmeyen bir sürü dostu yad ettim bu gün bilirsiniz yine elimde kahvem..
Camın soğuk mermerine dirseklerimi dayayıp dışarıyıda seyrettim az buçuk, içim açılsın maksadıyla..
Deniz kokuyor bu zamanlarda bu şehir nefes borumu yakabilecek derecede bir deniz kokusu..
Sizin yaşadığınız şehirde denizin bu kasvetli havasını taşıyormu sokaklarında ?
Bu zamanlarda böyle olur ya hep..
Bilirsiniz hep aynı..
Bir dolu çikolata yedim yine sonrada hiç usanmadan hepsini kustum,kustum,kustum..
Sadece anlatmak istedim..
Dirseklerim üşümüş olmalı hissedemiyorum..
Dedim ya içim bir karışık şu sıralar..
Takvimde koparılmayı bekleyen bir sürü yaprak ardında,
Hoşçakalın..

Not..
Göndermiş olduğunuz hayalleriniz için teşekkür ederim..
Ruhuma uymadı gerçi sanırım biraz kilo almış düşüncelerim en kısa zamanda arınıp eski formumda deneyeceğim..
Sahi..
Az daha unutuyordum..
Haley James Scott - Halo dinliyorum..
Tavsiye ederim..

Resmiyetten sıkılıp aksanı bozuk bir şekilde son veriyorum yazıma..
Yazmanı bekleyeceğim.. Hoşçakal..

Mor Yel..

Küçük bir bavul..
Az eşya..
Azmı kalınacak gidilen yerde ?
Yoksa artık geride kalanlara ihtiyaç yokmu..
Masaya henüz koyulmamış bir bilet..
Kim bilir kimlerin eli değecek..

Eskilerden bir kaç şarkı var playstimde..



Yakın gel.. Uzak mor yel..
Çünkü uykular çok güzel..

Eskiye dair ne varsa ..



Kırdığım düşün giriş katında buldum, sakladığım ve hayata dair ne varsa..
Kulağımda bir şarkı. Fısıldar biçimde hitap ediyor şahsıma..
Ellerimde parça,parça ışıklar..
Parmak uçlarımda,dudaklarımın kenarında..
Masaya dökülen su kurumaya yüz tutmuş bense akıp gidiyorum hayata masanın kenarından damla,damla..
Garip bir bulmacadır kestiremiyorum tam olarak neyi istediğini..
Sahi..

Kurur mu hayata dair ne varsa sırıl sıklam olan parmak uçlarımda ? ..



Not..
Bir sancı değil bu..
Küflenmiş düşlerin sendromunda yeniden nefes almaya çalışan bir fısıldanış sadece..
Kulağın duyabileceği şiddetten çok daha fazla istekli..
Belkide bu yüzden..
Bu yüzden duymamalı,bilmemeli..

Balıklar..


Ellerimin altında titreyen zaman..
Sinek kovalar gibi ufak bir el hareketiyle dağılan sis..
Ben hiç kimse olamadım kendimden başka..
Ki hoş.. Kendimde olamadım çoğu zaman.. Kızmadımda,yargılamadımda kendimi..
Ama umursadım hep, köşeden utangaç bir tavırla kendime baktığım zamanları..
Çocuktum kırılgandım..
Hiç büyüyemedim aslında.. Kim karşıma çıkıp savunabilir ben büyüdüm diye ? Hiç mi yok içinizde o çocuksu istekler ? yatağın üstünde delicesine zıplayıp,ardından kocaman bir bardak süt içme isteği.. Sahi yokmu gerçekten ?
Bana hep gelir arada.. yağan yağmurda inadına çıkarırım şapkamı..
Su birikintilerinin üstüne zıplayarak berbat ederim çamurlanmasın diye yolda titizlikle yürüdüğüm kotumu..
Hiç kimseye yazılmış bir şiirim,yazım yok benim..
Hep kendime yazdım aslında,üçüncü tekilde bendim birinci çoğulda..
Kendimde sevdiğim hiç bir yön yok iken megolomanca tavırlar sergiler haldeyim ama merak etmişimdir hep, kendini sevmek ukalalık, kendinden nefret etmek nankörlük ise..
Nedir benim hitabım ?
Kendim akvaryumun dışındayım,içim akvaryumda balık biçiminde..
Hep bir cam var içimle,ben arasında..
Sıcaktan çatlayan, soğuktan buğulanan bir cam..
Hep bir el var bizi daima birbirmizin parçası olmasını sağlayan..
Kırılsa cam kesse ya eli..
Özgür olsak defnederken bir balık cesedini..

Playstim...
mvö - Balıklar..
Eski bir şarkıdır..Çok sevmiştim bir zamanlar kendisini..

Girdap..


Kucağıma düşen göz yaşlarım kadar zaman dilimi..
Onların düşüşünde ki çıkan ses kadar feryadım,figan..
Bu gün parmaklarımdan su zerreleri süzülünceye kadar ıslandım. Ne şikayet ettim ne montuma sarıldım.. Gözlerim gök yüzüne bakarcasına sadece ıslandım..
Ve hiç anlatmadım..
Kepenkleri inmiş bir ilkbahar akşamı hüznüme ortak oluyor..
Nefes aldığım bu evde benden başka hiç kimse yok benimle aynı nefesi alabilen..
Aklımda başka düşünceler,ellerim başka heveslerde..
Yakın bir zaman önceydi mutlu görmüştüm kendimi aynada güzel olduğumu sanmıştım o an için..
Sonra yapmadığım bir şey hayatımı alt üst ediverdi..
O an daha bir farklı bakıyordum aynada şaşkın ve kusmak istercesine bir ifadeyle..
Peki ya kimse vermeyecekmi tüm bunların hesabını..
Hayat hesabın arasına sıkıştırılan para kadar mı basit ?
Ödeyemezlermi döktüğüm göz yaşlarını.. Ödemeliler fakat çok yorgunum..
Uyumak,uyumak istiyorum..
Kimseyi tanımadığım bir şehirde yeni dostluklar kurmak istiyorum yalan söyleyemeyen dostlar..
Anlatmak istiyorum itirazsız dinlemelerini..
Bu evde birilerinin yaşadığını hissetmek istiyorum..
Tanrı kavramı..
Artık sana inanmıyorum..
Umrumda değilsin ( iz )

Ve..
Mutfak kapısı aralığında şu konuşmayı duydum..
- Benay nerde ?
- Banane..
- Nasıl ?
- Aman bırak beni ilgilendirmiyor ne hali varsa görsün..
- Peki..


Ben buldum..
Ben buldum..

Su-doku


Ağladıkça tükenirmi
gözyaşlarımız ?


//
Bu gün bitmediyse asla bitmez hıçkırıklarım..
İçimde karnıma bastırarak tuttuğum baloncuklarım..

Spider love..


Yağmur yağdı bu gün..
bembeyaz bir yağmur bahara merhaba..
Odamın camından gülümseyerek izledim gelişini.. Az sustum çok konuştum bu gün..
bana değer veren dostlarımı anımsadım,onlar için gülümsedim,şarkılarını dinledim..
Bir resim çıkardım çantamdan..
Sevgilime ait olan..
Bakmama gerek yoktu yüzünü okşamak için ezberledim ben bu haritayı daha öncelerden.
İçimde ki kötü kızı susturup bir şeyler karaladım kağıtlara..
Size,bize dair içimizde ne varsa..

Playstim; Anima - O kadar mutluyum ki..

** Kağıda karalanmış bir kaç satır..
Ve bilirsin..
istediğin kadar sarıp,sarmala onları..
Gitmek isterlerse giderler..
Ağlarsın kendini avutmaya çabasız,hıçkırıklar..
Banyoda ki aynaya karşı kalemin akar gözlerinden.
Oysa şimdi ne kadarda çirkinsin(im)..
Tıpkı o sen gibi..
Önce gideceklerini kabullenmelisin yola çıkmadan önce
Kim neyi sonuna kadar saklamış ki avuçlarında ?
Hah..
Herkezin tuttuğu kendine..
Önce gideceğini kabullenmelisin asla izin vermeyeceğine yemin ede,ede..


Ama lütfen gitme..

İlişik bir not..

Bol disiplin kurulunda geçen bir gün..
Kurallar insanlara göremi uyarlanır insanlar kurallara göremi ? Çözebilmiş değilim..
Sinirlide değilim.. İyi ki yaptım..
Bir daha olsa bir daha yaparım..
Sorun yok..
Kıskançlık krizlerim hat safada bu günlerde..
Neyi ve kimi kıskanıyorum.. neye göre..
Anlamsız ve manasız.. Biliyorum saçmalık (!) olduklarını ama yinede..
Devam devam !
Kendim olabilmeyi öyle çok özledim ki..
Dokunmayın bana..
Kendim olana denk..

Son olarak..
Carbon'a ithafen;
Aşk'ın tanımını yapmışsın ya uzun uzun..
Gerek yok..
Aşk sadakattir..


1,90'lık yavruşumu seviyorum...

Cadı Kazanı..


Elinde ki bardağı düşürdü yere..
O hala konuşuyordu fark etmeden,durmaksızın birbiri peşisıra dizilmiş cümlelerini saçıyordu etrafa düşünmüyor,bilmiyor susmuyordu..
dayanamadı en sonunda..
İniltiyle karışık bir sesle;
Sus.. dedi. Bir anda sustu o kadar hızlı konuşurken nasıl duyabilmişti bu derinden ve bir o kadar da alçak gelen sesi ? Ama duymuştu işte..
Sustu lafları boğazına dizilmişçesine yutkundu hala oturuyordu olduğu yerde yüzünde anlamsız sevimsiz bir ifadeyle..
Oda karşısına oturdu.. Yüzüne baktı aslınd ane kadar da çirkin bir yüzü vardı maskesinin altında.. Adam bunları bilmeden ellerini tuttu onun masanın üstünden kendine doğru çekerek.. Düşündü kadın.. Bu eller.. Bu eller kim bilir ondan bir haber kaç kadının uvzuvlarında gezinmişti. Sinirlendi biraz çekti ellerini usulca, konuşmak istiyordu bu defa gerçekten konuşmak..
Kalktı çekmeceleri karıştırdı hırsla yere saçıyordu bir çok şeyi aldırış etmeden aramasına devam etti..
Aylardır içmediği sigara paketini buldu.. masanın üstüne koydu.. Fakat içmiyordu, adam şaşkınlıkla konuşmaısnı bekliyordu onun.. Ve başladı..

- Gitmek istiyorsan bu defa tutmayacağım seni..
Adam biliyordu bunları kendini savunurcasına söze atladı
-ben senin için önemli değilim ki zaten ! Sen arkadaşların ne isterse yapıyor bütün vaktini onlarla öldürüyorsun.. Ben neyim ki zaten ! üzgünüm.. Daha fazla devam edemeyeceğim ! Eklemek istediğin bir şey varsa ekleyebilirsin ! diyeceklerim bu kadar..
Kadın hiç şaşırmamıştı.. O hiç değişmiyordu artık eskisi kadar da harika değildi gözünde..
- Git öyleyse haydi dedi kadın.. istemiyorum daha fazla seni zaten.. Lütfuna ihtiyacım yok artık.. Git..
Hiç bir şey diyemedi adam ağzından sen benim için başkasın gibisinden cümleler çıktı içi bir sürü ıvız zıvırla kaplıydı sevilesi bir yanı yoktu..
Kalktı..
Sandalyesi yere düştü üstünden geçerek kapıya yanaştı sertçe açıp kaıdnın hala bir şey demesini bekliyordu ..
Kadın hiç bir şey demedi hala orada oturuyor sessizliğini koruyordu..
Ve adam bu sefer gerçekten kapının dışına çıkmıştı..
Korkak bir ördek yavrusu gibiydi. Şehirin arabaları,ışıkları ona peri masallarında ki güzellikler gibi görünmekten çıkmıştı..
Anlamsızca değersiz bedenini savurdu gideceği istikamete..
Elini kaldırdı ve..
- taxi..
İstanbul'a veda..

Kadın adamın gittiğine emin olduktan sonra paketten bir sigara çıkarttı..
İçecekti.. Son kez onun şerefine..
Çakmağı kavradığı anda durdu.. Beş oara emez bir herif için değmemeliydi..
Yakmadı.. Paketi çöp kutusuna attı..
Odasına girdi artık pek vakit ayıramadığı kedisini kucakladı..
Uykuya daldı..

Pastoral Senfoni..





Başlangıçta söz vardı..
Söz tanrı ileydi,
Söz tanrıydı..
Ve söz ete,kemiğe bürünüp,

Aramızda dolaştı..

Septik mırıldanış..



Bir konser çıkışı evin yolu..
Aklımda hiç bir şey yok.. Kaç kişi beni dinlemiş kaç kişi eşlik etmiş, ritm tutmuş bacağıyla şarkıma.. Umursanılası şeyler değil..

Rüzgar saçlarımdan içeriye okşar gibi süzülüyor omuzlarıma..
Ağzımda dağılan, yüzüme bulaşan browni.. Bir adam geçiyor yanımdan hızlıca, atar gibi kendini kaldırımlara üstlerine doğru yürüyor sert adımlarıyla.. Acelesi vardır belki de .. Kime ne..
Demir parmaklıklara parmaklarımı sürte,sürte geçiyorum yoldan,omuz silker gibi tüm inandıklarıma..
Kulağımda ki şarkı zihinimi feth eder gibi olsada onuda erteliyorum bir kenara..
Dokunduğum demirlerde bırakıyorum tüm düşüncelerimi..
Başlıksız rolleri..
Biter ümidiyle tırmandığım yokuşlar..
Evimin tam altındalar..



'' Geleceksin.. belki çok seveceksin? Zamanı gelince gideceksin ?
Bir keşkeye daha yer yok kalbimde.. Birlikte ölecekmiyiz ? ''

di ..




Çıplak ayakla asfaltta yürüsem..
Ayıplarlarmı beni ?

Simya..


Bir cafe sohbeti kadar masumaneydi gülüşüm..
Önce dik durdum sonrada kamburum çıkasıya saldım kendimi..
Büyümenin satırlarını sildim defterlerinden. Ben uyurken, peter pan diye bir şey vardır dercesine..
Bir kız tanıyorum.. Güzel ve kaba. Sürekli aynı yerde karşılaşıyoruz ..
Üç adam var yanında.. Kim olduklarını bilmiyorum akraba yada arkadaş..
Birde sürekli taktığı bir çantası var üstünde bir sürü yazılar olan..
Karmakarışık ve çok çirkin..
Baktıkça özlüyorum..

Annemin anlattığı masalları..